ABD'de bir grup medya kuruluşu, eski Başkan Donald Trump'ın görevdeyken halka açık sosyal medya paylaşımlarına ücretli erişim satarak kâr elde ettiği gerekçesiyle federal mahkemede dava açtı. Davacılar, Trump'ın başkanlık hesaplarından yapılan paylaşımlara aylık 100 bin dolara kadar varan abonelik ücretleri talep etmesinin, halkın bilgi edinme hakkını ihlal ettiğini öne sürüyor. New York merkezli davada, Başkan'ın resmi sosyal medya içeriklerinin kamu malı olduğu ve bu içeriklere erişimin Anayasa'nın ifade özgürlüğü ve kamu bilgisine erişim ilkelerine aykırı olarak ticarileştirildiği savunuluyor.
Gelişmenin arka planı
Dava, Trump'ın başkanlık döneminde (2017-2021) uygulamaya konulan 'Exclusive Content Access' programına dayanıyor. Bu program kapsamında, Trump'ın resmi @POTUS ve kişisel @realDonaldTrump hesaplarından yapılan paylaşımlara, medya kuruluşları ve bireysel aboneler belirli bir ücret karşılığında erişebiliyordu. Mart 2020'de başlatılan sistem, başlangıçta aylık 25 bin dolardan başlayan paketler sunarken, seçim dönemlerinde bu rakamın 100 bin dolara kadar çıktığı belirtiliyor.
Davacı gruplar arasında New York Times, Washington Post, CNN ve diğer büyük yayın kuruluşları yer alıyor. Hukuk ekibi, özellikle başkanlığın resmi iletişim kanallarının kamuya açık olması gerektiğini ve bu paylaşımlara erişimin engellenmesinin haber yapma sürecini fiilen kısıtladığını ifade ediyor. Ayrıca, uygulamanın küçük ve bağımsız medya kuruluşlarını ekonomik olarak dezavantajlı duruma düşürdüğü, büyük kuruluşların ise yüksek ücretleri ödemek zorunda kaldığı vurgulanıyor.
Trump'ın avukatları ise sosyal medya hesaplarının özel şirketlere ait olduğunu ve Başkan'ın bu platformlardaki içerikleri üzerinde ticari haklara sahip olduğunu savunuyor. Savunmaya göre, başkanlık paylaşımlarına erişim ücretli olabilir, çünkü bu içerikler özel bir etkileşim ve erişim imkânı sağlıyor. Ancak davacılar, bu yaklaşımın devlet işlerinin şeffaflığı ilkesiyle çeliştiğini ve Anayasa'nın 1. Ek maddesindeki ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, yalnızca Trump'ın kişisel uygulamalarıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda sosyal medya çağında kamuya açık bilgilerin ticarileştirilmesi konusunda önemli bir emsal oluşturma potansiyeli taşıyor. Benzer uygulamaların diğer ülkelerde de görülüp görülmediği araştırılırken, uzmanlar bu tür ücretli erişim modellerinin demokrasilerde bilgiye eşit erişim ilkesini zayıflattığına dikkat çekiyor. Özellikle sosyal medya platformlarının haber dağıtımındaki rolünün arttığı günümüzde, hükümetlerin ve liderlerin resmi hesaplarının şeffaf ve erişilebilir olması gerektiği vurgulanıyor.
Küresel ölçekte, bu dava medya kuruluşları ve hükümetler arasındaki bilgiye erişim mücadelesinin yeni bir boyutunu temsil ediyor. Birçok ülkede gazeteciler, resmi kaynaklara erişim için benzer zorluklarla karşılaşıyor. Bu durum, özellikle otoriter rejimlerde bilgiye erişimin kısıtlanması ve medyanın susturulması bağlamında endişe verici. Dava, medya özgürlüğü ve halkın bilgi edinme hakkı açısından potansiyel bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'deki medya özgürlüğü tartışmalarına da ışık tutuyor. Türkiye'de resmi makamların sosyal medya paylaşımlarına erişim konusunda benzer engeller yaşanmasa da, hükümete yakın hesapların kamuoyunu bilgilendirme biçimi zaman zaman eleştiriliyor. Türk medyası, haber kaynaklarına erişim konusunda artan zorluklarla karşı karşıya. Bu dava, hükümetlerin bilgiyi kontrol etme eğiliminin küresel bir olgu olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye'de ifade özgürlüğü ve bağımsız medya alanındaki kısıtlamalar göz önüne alındığında, bu tür yasal mücadelelerin örnek alınarak halkın bilgiye erişimini genişletecek adımların atılması önem taşıyor.