ABD'de yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, Amerikalıların ülkelerini dünyanın en büyük ülkesi olarak görme oranında belirgin bir düşüş olduğunu ortaya koydu. Gallup tarafından 7-23 Şubat 2025 tarihleri arasında 1.001 yetişkinle telefonla görüşülerek yapılan ankete göre, Amerikalıların sadece yüzde 41'i ABD'yi 'dünyada yaşanacak en iyi ülke' olarak tanımlıyor. Bu oran, 2016 yılında yüzde 52 iken, 2020'de yüzde 45'e gerilemişti. 'Diğer ülkelerin ABD'den daha iyi olduğunu' düşünenlerin oranı ise 2016'daki yüzde 19 seviyesinden yüzde 29'a yükseldi. Ankette, 'ABD diğer tüm ülkelerden daha iyidir' diyenlerin oranı yüzde 15'te kaldı. Araştırma, Amerikan istisnacılığı algısında devam eden bir erozyona işaret ediyor.
Siyasi kutuplaşma ve algı farklılıkları
Anket sonuçları, siyasi parti kimliğine göre keskin farklılıklar gösteriyor. Cumhuriyetçilerin yüzde 55'i ABD'yi dünyanın en büyük ülkesi olarak görürken, bu oran bağımsızlarda yüzde 38, Demokratlarda ise sadece yüzde 27 seviyesinde. Buna karşılık, Demokratların yüzde 41'i diğer ülkelerin ABD'den daha iyi olduğunu düşünüyor. Bağımsızlarda bu oran yüzde 31, Cumhuriyetçilerde ise yüzde 16. 2016'dan bu yana, özellikle Demokratlar arasında 'ABD en iyisi' diyenlerin oranı yüzde 36'dan yüzde 27'ye düşerken, 'diğer ülkeler daha iyi' diyenler yüzde 26'dan yüzde 41'e çıktı. Uzmanlar, bu değişimin Donald Trump yönetiminin kutuplaştırıcı politikaları, 6 Ocak 2021 Kongre baskını, COVID-19 salgını yönetimindeki başarısızlıklar ve ekonomik endişelerden kaynaklanabileceğini belirtiyor.
Küresel yansımalar ve yumuşak güç
ABD'nin kendi vatandaşları nezdinde azalan itibarı, ülkenin uluslararası alandaki yumuşak gücü açısından da endişe verici sinyaller taşıyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 2024 tarihli bir çalışması, ABD'nin küresel imajının özellikle Batı Avrupa ve Asya'da gerilediğini göstermişti. ABD, demokrasi destekleme, insan hakları ve iklim değişikliği konularında eleştirilirken, Çin ve diğer yükselen güçler bu alanlarda etkilerini artırıyor. Gallup anketi, Amerikalıların yüzde 55'inin ülkelerinin 'en iyi' olmadığını kabul ettiğini ortaya koyarak, ABD'nin kendine bakışındaki kırılmayı teyit ediyor. Bu durum, ABD'nin uluslararası ittifaklardaki liderlik rolünü ve küresel sorunlara çözüm üretme kapasitesine olan güveni zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin kendine bakışındaki bu değişim, Türkiye'nin dış politikası açısından iki yönlü bir anlam taşıyor. Azalan Amerikan istisnacılığı algısı, ABD'nin küresel liderlik iddiasını zayıflatırken, Türkiye gibi bölgesel güçlere daha fazla manevra alanı açabilir. Ancak, ABD'nin bu algısal zayıflığı, Çin ve Rusya'nın nüfuzunu artırabilir. Türkiye'nin NATO içindeki konumu ve ABD ile ikili ilişkileri, bu yeniden yapılanan küresel dinamiklerden etkilenecektir. Ankara'nın, çok kutuplu dünyada denge politikasını sürdürürken, ABD'nin azalan güvenilirliğine karşı esnek bir pozisyon alması gerekebilir.