Vanuatu, geçen ay Cenevre'de düzenlenen Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yıllık toplantısında net bir hedef belirlemişti: Pasifik ada ülkesi için yeni uluslararası yardımlar sağlamak. Vanuatu Halk Sağlığı Direktörü Jenny Stephens, "Destek için lobi yapmaya geldim. Küresel fon kesintilerini yaşıyoruz ve sağlık sistemimiz zaten kırılgan" dedi. Bu açıklama, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) DSÖ'den çekilme kararının yankılarının küçük ada devletlerinde nasıl hissedildiğini gözler önüne seriyor.
ABD'nin Çekilmesi ve Küresel Sağlık Finansmanındaki Kriz
ABD, DSÖ bütçesinin yaklaşık %15'ini karşılıyordu. Başkan Donald Trump'ın 2020'de başlattığı çekilme süreci, COVID-19 pandemisinin ortasında büyük bir şok etkisi yarattı. Biden yönetimi yeniden katılım sağlasa da, Kongre'deki fonlama sorunları ve siyasi belirsizlikler, ABD'nin taahhütlerini sorgulatıyor. Bu boşluk, Çin'in DSÖ içinde daha aktif bir rol üstlenmesine zemin hazırlıyor. Pekin, son yıllarda DSÖ'ye yaptığı gönüllü katkıları artırdı ve aşı diplomasisiyle küresel sağlık alanında görünürlük kazandı. Ancak Çin'in liderliği, şeffaflık ve hesap verebilirlik konusundaki endişeler nedeniyle tartışma konusu.
Vanuatu gibi ülkeler, sağlık sistemlerini ayakta tutmak için alternatif kaynaklar arıyor. Pasifik bölgesi, iklim değişikliği ve doğal afetler nedeniyle sağlık açısından kırılgan. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi geleneksel bağışçılar bölgede etkili olsa da, Çin'in artan yardımları dikkat çekiyor. Ancak küçük ada devletleri, bağımlılık riski ve Çin'in koşullu yardım uygulamaları konusunda temkinli.
Jeopolitik Rekabet ve Sağlık Diplomasisi
DSÖ'nün finansman krizi, ABD-Çin rekabetinin yeni bir cephesi haline geldi. Washington, çekilme kararıyla itibar kaybederken, Çin kuruluş içinde nüfuzunu artırıyor. Örneğin Çin, DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus üzerinde etkili olmakla suçlanıyor. Ancak Çin'in katkıları, pandemide aşı dağıtımındaki aksaklıklar ve bilgi paylaşımındaki belirsizliklerle gölgeleniyor. Öte yandan Avrupa Birliği ve diğer ülkeler, DSÖ'nün reforme edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, DSÖ'nün önemli bir üyesi olarak küresel sağlık politikalarında etkili olmaya çalışıyor. ABD'nin çekilmesi ve Çin'in yükselişi, Türkiye'yi iki büyük güç arasında manevra yapmaya itiyor. Sağlık diplomasisini geliştirmek isteyen Ankara, Afrika ve Orta Asya'da DSÖ aracılığıyla yardımlarını artırabilir. Ancak fon boşluğu, Türkiye'nin kaynaklarını da zorlayabilir. Ayrıca Çin'in DSÖ'deki artan rolü, Türkiye'nin kendi sağlık politikalarını bağımsız biçimde yürütme kapasitesini etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, DSÖ'nün reform sürecinde daha aktif bir pozisyon almalı ve bölgesel sağlık iş birliklerini güçlendirmelidir.