ABD Deniz Kuvvetleri’nin (US Navy) dünya genelinde konuşlu bulunan uçak gemisi saldırı grupları (CSG) ve amfibi hazır gruplarının (ARG) 26 Mayıs 2026 itibarıyla yaklaşık konumları açıklandı. USNI News tarafından yayımlanan haftalık filo ve deniz piyade takip raporuna göre, bu kuvvetlerin büyük bir kısmı Hint-Pasifik bölgesinde yoğunlaşırken, bazı unsurlar Atlantik ve Akdeniz’de görev yapıyor. Raporda, grupların bazı durumlarda dağıtık operasyonlar yürüttüğü ve haritanın esas olarak ana gemilerin konumunu yansıttığı belirtiliyor. Bu veriler, ABD’nin küresel deniz gücü projeksiyonunun güncel bir fotoğrafını sunuyor.
Gelişmenin Arka Planı: Pasifik’te Yoğunlaşma
Rapora göre, ABD Donanması’nın konuşlu filo varlığının büyük kısmı Hint-Pasifik Komutanlığı (INDOPACOM) sorumluluk alanında bulunuyor. Özellikle Çin’in artan deniz faaliyetlerine karşılık olarak, bölgede üç uçak gemisi grubu ve iki amfibi hazır grup görev yapıyor. Bunlardan en dikkat çekeni, Japonya’nın Yokosuka üssünde konuşlu USS Ronald Reagan (CVN-76) uçak gemisi liderliğindeki Carrier Strike Group 5. Ayrıca, USS Carl Vinson (CVN-70) ve USS Abraham Lincoln (CVN-72) grupları da Filipin Denizi ve Doğu Çin Denizi’nde operasyonlarını sürdürüyor.
Amfibi hazır gruplar arasında, USS America (LHA-6) liderliğindeki America ARG, 31. Deniz Piyade Birimi ile birlikte Japonya’nın güneybatı adalarında eğitim faaliyetlerine devam ediyor. Bu kuvvetler, bölgedeki bir kriz durumunda hızlı müdahale kabiliyeti sağlamak üzere konuşlandırılmış durumda.
Bölgesel veya Küresel Boyut: Akdeniz ve Atlantik
Akdeniz’de ise NATO’nun yanı sıra ABD’nin varlığı daha sınırlı. USS Harry S. Truman (CVN-75) liderliğindeki CSG, şu anda Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde konuşlu. Bu güç, Yemen’deki Husilere karşı operasyonlara ve ticari gemilerin güvenliğine yönelik görevlere destek veriyor. Atlantik’te ise USS Gerald R. Ford (CVN-78) Norfolk, Virginia’daki ana üssünde bakımda. Bu durum, ABD’nin aynı anda birden fazla bölgede varlık gösterme kapasitesini ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre, bu konuşlanma düzeni ABD’nin Çin’i çevreleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi’ndeki gerilimlerin tırmanması halinde, bu grupların hızla müdahale edebileceği belirtiliyor. Ayrıca, Rusya’nın Karadeniz’deki faaliyetlerine karşılık olarak, ABD’nin Akdeniz’deki varlığını önümüzdeki aylarda artırabileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Donanması’nın küresel konuşlanması, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgesel güvenlik ortamını doğrudan etkiliyor. Akdeniz’deki ABD varlığının sınırlı olması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji faaliyetleri ve Libya’daki angajmanı açısından bir fırsat penceresi yaratabilir. Ancak, ABD’nin Kızıldeniz’deki operasyonları, Türkiye’nin Yemen ve Somali ile olan bağlantılarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin Pasifik’e kayması, Türkiye’nin NATO içindeki savunma yükünü artırma potansiyeli taşıyor. Ankara’nın, bu güç kaymasını kendi çıkarları doğrultusunda dengelemesi gerekebilir.