ABD Donanması, Hint-Pasifik bölgesindeki en büyük yıllık insani yardım misyonu olan Pasifik Ortaklığı 2026'yı, Güneydoğu Asya'ya odaklanarak başlattı. Analistlere göre bu, Washington'un Çin ile rekabetin merkezindeki bölgede güven yeniden inşa etme ve yumuşak güç projeksiyonu çabasının bir parçası. Pasifik Ortaklığı, 2006'dan beri sivil ve askeri personelin iş birliğiyle sağlık, mühendislik ve afet yardımı gibi alanlarda faaliyet gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yeni Pivot
Pasifik Ortaklığı 2026, geçmiş yıllara kıyasla Güneydoğu Asya ülkelerine daha fazla ağırlık veriyor. Misyon kapsamında ABD Donanması'na ait hastane gemisi USNS Mercy ve çeşitli savaş gemileri, bölge ülkelerinde sağlık taramaları, diş hekimliği, veterinerlik hizmetleri ve altyapı projeleri yürütecek. Analistler, bu hamlenin ABD'nin bölgedeki askeri varlığını ve diplomatik nüfuzunu artırma stratejisinin bir yansıması olduğunu belirtiyor. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi ve artan askeri faaliyetleri karşısında, ABD'nin yumuşak güç araçlarını devreye sokarak müttefiklerine güvence vermeyi hedeflediği vurgulanıyor.
Geçtiğimiz yıllarda Pasifik Ortaklığı'nın odak noktası daha çok Okyanusya ve ada ülkeleriydi. Ancak 2026 versiyonunda Endonezya, Filipinler, Malezya ve Vietnam gibi Güneydoğu Asya ülkeleri ön planda. Bu ülkeler, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik anlaşmazlıkları nedeniyle stratejik öneme sahip. ABD, bu ülkelerle ortak tatbikatlar ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütüyor. Pasifik Ortaklığı ise bu bağlamda bir 'beyaz filo' diplomasisi olarak nitelendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Rekabetin Yeni Cephesi
ABD'nin Güneydoğu Asya'ya yönelik bu 'yenilenmiş pivotu', Çin'in bölgedeki nüfuzunu dengeleme çabası olarak değerlendiriliyor. Çin, Güney Çin Denizi'nde yapay adalar inşa ederek ve askeri varlığını artırarak bölgeyi kontrol altına almaya çalışıyor. ABD ise serbest deniz seyrüseferi ve uluslararası hukukun üstünlüğünü savunduğunu vurguluyor. Pasifik Ortaklığı gibi insani misyonlar, ABD'nin 'güvenilir ortak' imajını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Bununla birlikte, ABD'nin bu hamlesinin sadece askeri değil, ekonomik ve diplomatik boyutları da var. Bölge ülkeleri, hem ABD hem de Çin ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, ABD'nin sağladığı somut yardımlar ve kalkınma projeleri, Çin'in altyapı yatırımlarına bir alternatif sunuyor. Pasifik Ortaklığı kapsamında denizcilik güvenliği, iklim değişikliğine uyum ve afet yönetimi gibi konularda da iş birliği yapılması planlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hint-Pasifik bölgesinde doğrudan askeri veya politik varlığa sahip olmasa da, bu bölgedeki gelişmeler küresel güç dengelerini etkiliyor. ABD-Çin rekabeti, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak savunma politikalarını, ekonomik ilişkilerini ve Asya ile ticaretini dolaylı olarak şekillendiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika ve Orta Asya'da artan nüfuzu, bu bölgelerde Çin ile rekabet unsurları taşıyor. ABD'nin yumuşak güç projeksiyonu, Türkiye'nin kendi yumuşak güç araçlarını (TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, kültürel diplomasi) kullanma stratejilerine benzerlik gösteriyor. Bu nedenle, Türkiye'nin denizaşırı kalkınma yardımlarını ve askeri iş birliklerini bu perspektiften değerlendirmesi önem taşıyor.