ABD'de doğurganlık hızı, tarihin en düşük seviyesine gerileyerek kadın başına 1,6 çocuğa düştü. Uzmanlar, bu düşüşün arkasında akıllı telefon bağımlılığının yanı sıra dört temel finansal gerçeğin yattığını belirtiyor. Uzun süredir devam eden bu eğilim, ülkenin demografik yapısını ve ekonomik geleceğini tehdit ediyor. Nüfus bilimci Lyman Stone, "Ailelerin istediği sayıda çocuğa sahip olması için cinsiyet eşitliği, ekonomik istikrar, iyi sağlık hizmetleri ve geleceğe güven gerekiyor" diyerek durumu özetliyor.
Dört finansal engel
Araştırmalar, Amerikalıların çocuk sahibi olmanın önündeki en büyük engelleri sıralıyor: birincisi, yüksek çocuk bakım maliyetleri. ABD'de tam zamanlı bir çocuk bakım merkezinin yıllık maliyeti ortalama 10.000 doları aşıyor ve bu, birçok aile için karşılanamaz düzeyde. İkincisi, eğitim harcamaları. Üniversite ücretlerinin sürekli artması, ebeveynleri çocuklarının geleceği konusunda endişelendiriyor. Üçüncüsü, konut fiyatlarının yükselmesi. Özellikle büyük şehirlerde ev sahibi olmak neredeyse imkânsız hale gelirken, genç çiftler bütçelerinin büyük kısmını kiraya ayırmak zorunda kalıyor. Dördüncüsü ise, ücretlerin artış hızının enflasyonun gerisinde kalması. Artan yaşam maliyetine karşın reel ücretlerin durgun seyretmesi, aile kurma kararlarını erteliyor veya tamamen vazgeçiriyor.
Akıllı telefonların sosyal medya kullanımı ve dijital bağımlılık da doğurganlığı olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, yoğun sosyal medya kullanımının depresyon ve kaygı düzeylerini artırdığını, bunun da çocuk sahibi olma isteğini azalttığını gösteriyor. Ayrıca, ekran başında geçirilen uzun saatler, yüz yüze sosyal etkileşimleri azaltarak partner bulma ve ilişki kurma olasılığını düşürüyor.
Küresel boyut ve karşılaştırmalar
ABD'deki bu eğilim, diğer gelişmiş ülkelerle benzerlik gösteriyor. Japonya ve Güney Kore'de doğurganlık hızı sırasıyla 1,3 ve 0,7'ye kadar gerilemiş durumda. Avrupa ülkelerinde de durum farklı değil; İtalya ve İspanya'da bu oran 1,2 civarında. Ancak ABD'yi farklı kılan nokta, daha önce göçle telafi edilen nüfus kaybının, son yıllarda artan anti-göçmen politikalar nedeniyle yeterince karşılanamaması. Uzmanlar, bu gidişle ABD'nin ekonomik büyümesinin yavaşlayacağı, emeklilik sistemlerinin sürdürülemez hale geleceği ve yaşlanan nüfusun sağlık harcamalarında patlama yaşanacağı uyarısında bulunuyor.
Hükümetin çözüm için çeşitli politikaları tartışması bekleniyor. Bunlar arasında ücretli doğum izni, çocuk bakım sübvansiyonları, eğitim harcamalarında vergi indirimleri ve konut yardımları yer alıyor. Ancak bu politikaların hayata geçirilmesi için siyasi irade gerekiyor ve şu an Kongre'de bu konuda bir mutabakat bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki doğurganlık düşüşü, Türkiye için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de de doğurganlık hızı son yıllarda hızla azalarak 1,5'e geriledi. Bu trend, ekonomik belirsizlikler, yüksek enflasyon ve işsizlikle birleşince, nüfus yapısını tehdit ediyor. Türkiye'nin genç nüfus avantajını kaybetmemesi için aile destek politikalarının güçlendirilmesi, kadın istihdamını teşvik eden ve çocuk bakım maliyetlerini azaltan düzenlemeler yapması gerekiyor. Aksi takdirde, ABD ve Avrupa'daki demografik kriz benzeri bir tablo ile karşı karşıya kalabiliriz.