ABD'de dizel yakıt fiyatları, Başkan Joe Biden dönemindeki ortalamanın üzerine çıkarak Başkan Donald Trump yönetimi için yeni bir ekonomik zorluk yaratıyor. Sanayi üretiminin bel kemiğini oluşturan ve taşımacılıktan tarıma geniş bir yelpazede kullanılan dizel, son haftalarda ulusal ortalamada galon başına 3,70 doları aşarak Biden döneminin ortalaması olan 3,67 doların üzerine çıktı. Bu artış, ham petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen dizelin rafineri marjlarındaki sıkışıklık ve arz kısıtları nedeniyle yüksek kalmaya devam edeceği beklentisiyle şekilleniyor. Özellikle Orta Batı ve Kuzeydoğu gibi sanayi yoğun bölgelerde dizel fiyatları daha da yüksek seyrederken, bu durum hem tüketiciler hem de işletmeler için enflasyonist baskıyı artırıyor.
Arz kısıtları ve rafineri marjları fiyatları yukarı çekiyor
Dizel fiyatlarındaki bu yükselişin arkasında, ham petrol fiyatlarındaki görece düşüşe rağmen devam eden rafineri kapasite daralması ve mevsimsel bakım çalışmaları etkili. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin (EIA) verilerine göre, dizel stokları mevsimsel ortalamaların altında seyrediyor. Özellikle Doğu Kıyısı'nda stok seviyeleri kritik düşüşler kaydetti. Rafinerilerin bir kısmının bakıma alınması ve yeni kapasite yatırımlarının sınırlı kalması, dizel arzının talebi karşılamada zorluk çekmesine neden oluyor. Ayrıca, küresel ölçekte Avrupa'nın Rusya'dan dizel ithalatını yasaklaması, ABD'den yapılan ihracatı artırarak iç piyasadaki arzı daha da daraltıyor. Bu faktörler, dizelin ham petrolden bağımsız bir fiyat hareketi sergilemesine ve yüksek seviyelerde kalmasına yol açıyor.
Uzmanlar, dizel fiyatlarındaki bu yükselişin, özellikle navlun maliyetleri üzerinden tüketici fiyatlarına yansıyacağını belirtiyor. Kamyon taşımacılığı, ABD'deki yük taşımacılığının büyük bir bölümünü oluşturuyor; dolayısıyla dizel fiyatlarındaki her artış, gıda başta olmak üzere birçok ürünün raf fiyatlarına doğrudan etki ediyor. Bu durum, enflasyonla mücadele eden Trump yönetimi için önemli bir sınav anlamına geliyor.
Küresel enerji piyasaları ve Biden dönemi karşılaştırması
Biden döneminde benzin ve dizel fiyatları, COVID-19 sonrası talep artışı ve Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle tarihi zirvelere ulaşmıştı. Ancak Trump, seçim kampanyasında enerji fiyatlarını düşürme vaadiyle öne çıkmıştı. Şu anki durum, Trump'ın bu vaadini yerine getirmede zorlandığını gösteriyor. Ham petrol fiyatlarındaki düşüş, OPEC+'ın üretim artışları ve küresel talepteki zayıflıkla destekleniyor; ancak dizel gibi rafine ürünlerdeki fiyat katılığı, ham petrol fiyat hareketlerinden bağımsız bir seyir izliyor. Bu da tüketicilerin pompadaki fiyat düşüşünü hissetmesini engelliyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği'nin Rusya'ya uyguladığı yaptırımlar ve dizel ithalat yasağı, küresel dizel piyasasında arz sıkıntısına yol açmış durumda. ABD, bu süreçte Avrupa'ya dizel ihracatını artırarak küresel fiyatların yüksek kalmasına katkıda bulunuyor. Analistler, ABD'deki dizel fiyatlarının önümüzdeki aylarda da mevcut seviyelerinin üzerinde seyretmesini bekliyor. Özellikle kış aylarında ısınma amaçlı kullanılan dizelin (heating oil) talebi artacağı için fiyatlar üzerinde ek baskı oluşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki dizel fiyat artışları, küresel enerji piyasasındaki arz sıkıntısının bir yansıması olarak Türkiye'yi de dolaylı etkileyebilir. Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke; bu nedenle küresel dizel fiyatlarındaki yükseliş, iç piyasada akaryakıt fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona yansıyabilir. Ayrıca, ABD'deki fiyat artışının küresel navlun maliyetlerini artırması, Türkiye'nin ithalat ve ihracatında taşıma maliyetlerini yükseltebilir. Bu durum, Türkiye'nin cari açık ve enflasyonla mücadelesinde ek bir zorluk oluşturabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin enerji tedarik çeşitliliği ve yerli kaynaklara yönelik çabaları, bu tür küresel fiyat dalgalanmalarına karşı kırılganlığı bir ölçüde azaltabilir.