ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 12 Nisan 2025'te Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ile Amman'da bir araya geldi. Görüşmenin ana gündem maddesi, İran'ın son günlerde Ürdün topraklarına yönelik düzenlediği insansız hava aracı ve füze saldırıları oldu. Rubio, saldırıları sert bir dille kınayarak, "İran'ın bu eylemleri bölgesel istikrarı tehdit ediyor ve tüm sorumlu devletler buna karşı durmalıdır," ifadelerini kullandı. İki bakan, artan gerilimin önlenmesi için diplomatik kanalların açık tutulması konusunda mutabık kaldı.
Gelişmenin Arka Planı
İran'ın Ürdün'e yönelik saldırıları, 1 Nisan 2025'te Suriye'nin başkenti Şam'da İran konsolosluğuna düzenlenen ve İran Devrim Muhafızları'ndan üst düzey bir komutanın öldüğü iddia edilen saldırının ardından geldi. İran, saldırıdan İsrail'i sorumlu tutmuş ve misilleme tehdidinde bulunmuştu. Ürdün, İsrail ile sınır komşusu olması ve ABD ile yakın müttefiklik ilişkileri nedeniyle bölgesel gerilimde kilit bir konumda yer alıyor. Rubio'nun ziyareti, Washington'un bölgedeki müttefiklerine desteğini teyit etme ve İran'ın eylemlerine karşı ortak bir duruş sergileme çabası olarak yorumlanıyor. Görüşmede ayrıca, Gazze'deki ateşkes müzakereleri ve Suriye'deki siyasi süreç de ele alındı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'da İran ile ABD-İsrail ittifakı arasındaki gerilimin yeni bir boyut kazandığını gösteriyor. İran'ın Ürdün gibi doğrudan bir komşusu olmayan bir ülkeye saldırması, Tahran'ın caydırıcılığını genişletme ve İsrail'e karşı yeni bir cephe açma stratejisinin parçası olarak değerlendirilebilir. Ürdün, Kral Abdullah liderliğinde istikrarlı bir yönetim sergilese de, ülkedeki Filistinli mülteci nüfusu ve İslami grupların varlığı, iç siyasette hassas dengeler barındırıyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki yumuşama çabaları, bu krizde önemli bir rol oynayabilir. Rubio'nun ziyareti, ABD'nin bölgedeki müttefiklerine verdiği güvencenin bir işareti olarak görülürken, İran'ın yanıtı ve olası yeni saldırılar tansiyonu daha da yükseltebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-Ürdün gerilimi, Türkiye için iki yönlü bir sınamadır. Bir yandan, Türkiye İran ile enerji ve ticaret alanlarında iş birliği yaparken Suriye'deki varlığı nedeniyle fiili bir komşuluk ilişkisine sahiptir. Öte yandan, Türkiye NATO müttefiki olarak ABD ve Ürdün ile ortak güvenlik çıkarlarını paylaşır. Bu tür bir kriz, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü ön plana çıkarabilir. Ancak, Türkiye'nin İran'a yönelik yaptırımlara katılımı veya Ürdün'e doğrudan askeri destek vermesi beklenmez. Daha olası senaryo, Türkiye'nin diplomatik kanallar aracılığıyla gerilimi azaltma çabalarına destek vermesidir.