ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu (USCIRF) Başkanı Asif Mahmood, Hindistan'ın milliyetçi gönüllü örgütü Rashtriya Swayamsevak Sangh (RSS) lideri Mohan Bhagwat'ın ABD ziyareti kapsamında verilen vizenin iptal edilmesi ve örgüt üyeleri ile Hindistanlı yetkililere hedefli yaptırımlar uygulanması çağrısında bulundu. Mahmood, Bhagwat'ın 14-18 Temmuz tarihleri arasında ABD'nin çeşitli şehirlerinde düzenlenen etkinliklere katılımını, 'dini hoşgörüsüzlüğün devlet düzeyinde teşviki' olarak nitelendirdi. Bu gelişme, Hindistan'da Müslüman ve Hristiyan azınlıklara yönelik artan ayrımcılık iddialarının uluslararası alanda daha fazla gündeme gelmesine yol açıyor.
Gelişmenin Arka Planı
USCIRF, yıllık raporlarında Hindistan'ı 'endişe verici ülkeler' listesinde tutarken, özellikle 2014'te Başbakan Narendra Modi'nin iktidara gelmesinden bu yana azınlık haklarına yönelik kısıtlamaların arttığını savunuyor. Komisyonun son açıklamasında, Mohan Bhagwat'ın ABD ziyaretinin, RSS'in uluslararası itibarını artırma çabası olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Asif Mahmood, yaptığı yazılı açıklamada, 'RSS, Hindistan'da Müslüman ve Hristiyan topluluklara yönelik nefret söylemini körükleyen ve şiddet olaylarını teşvik eden bir ideolojiyi temsil ediyor' ifadelerini kullandı. Mahmood, ABD hükümetine, Bhagwat'a uygulanan vize yasağının yanı sıra, din özgürlüğü ihlallerine karışan Hindistanlı yetkililerin varlıklarının dondurulması ve ABD'ye girişlerinin engellenmesi gibi yaptırımları değerlendirmesi çağrısında bulundu.
RSS, 1925 yılında kurulan ve Hindu milliyetçiliğini savunan paramiliter bir örgüt olarak biliniyor. Örgüt, Modi'nin partisi Bharatiya Janata Partisi'nin (BJP) ideolojik temelini oluşturuyor. Bhagwat'ın ABD ziyareti, diaspora Hindu topluluklarıyla buluşmalar ve bazı üniversitelerde konferansları içeriyor. Özellikle, ziyaretinNew Jersey, Houston ve Washington DC'deki etkinlikleri kapsadığı belirtiliyor. Hindistan hükümeti ise USCIRF'in iddialarını 'asılsız' olarak nitelendirerek, ülkesinin tüm dinlere eşit mesafede olduğunu savunuyor. Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, 'Bu tür açıklamalar, Hindistan'ın içişlerine müdahale anlamına gelir ve kabul edilemez' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD ile Hindistan arasında son dönemde güçlenen stratejik ilişkilere rağmen yaşanıyor. Biden yönetimi, Çin'e karşı Hint-Pasifik ittifakını güçlendirmek için Hindistan'la yakın işbirliği yürütüyor. Ancak insan hakları örgütleri ve Kongre üyeleri, Hindistan'daki demokratik gerileme ve azınlık hakları ihlallerine ilişkin endişelerini dile getirmeye devam ediyor. USCIRF'in çağrısı, ABD Kongresi'nde bazı milletvekilleri tarafından da destekleniyor. Demokrat Temsilci Ilhan Omar, 'Hindistan'daki dini zulmü görmezden gelmek, Amerikan değerlerine ihanettir' şeklinde konuştu. Öte yandan, bazı analistler, bu tür yaptırım çağrılarının ABD-Hindistan ilişkilerini olumsuz etkileyebileceği ve bölgesel dengeleri bozabileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre, Washington'un Hindistan'a yönelik eleştirileri, Çin karşısında Hindistan'ın stratejik önemini azaltabilir.
Hindistan'da son yıllarda Müslüman topluma yönelik ayrımcı uygulamaların arttığına dair çok sayıda rapor yayımlandı. Özellikle 2019'da kabul edilen Vatandaşlık Değişikliği Yasası (CAA) ve 2019'da Jammu Keşmir'e özel statü veren Anayasa'nın 370. maddesinin iptali, uluslararası toplumda geniş yankı bulmuştu. USCIRF, bu adımları 'dini temelli ayrımcılık' olarak nitelendiriyor. Ayrıca, son dönemde bazı eyaletlerde Müslümanlara ait işyerlerinin boykot edilmesi ve ibadethanelerin hedef alınması gibi olaylar da raporlara yansıyor. Öte yandan, Hindistan'daki Hristiyan topluluğuna yönelik saldırıların da arttığı belirtiliyor. Bhagwat'ın ziyareti, bu bağlamda ABD'deki insan hakları savunucularının tepkisini çekmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası platformlarda din özgürlüğü ve azınlık hakları konularına verdiği önemle örtüşüyor. Türkiye, Keşmir meselesinde ve Hindistan'daki Müslüman azınlığın haklarının korunması konusunda defalarca endişelerini dile getirmiş, bu konuları ikili ilişkilerinde ve uluslararası toplantılarda gündeme getirmiştir. ABD'nin Hindistan'a yönelik bu tür yaptırım çağrıları, Türkiye'nin de benzer konulardaki tutumunu dolaylı olarak güçlendirebilir. Ancak Türkiye, ABD ile Hindistan arasındaki ilişkilerin gerilmesinin bölgesel istikrarsızlık yaratabileceği endişesiyle, dengeli bir yaklaşım sergilemeye özen göstermektedir. Türkiye, Güney Asya'da barış ve istikrarın korunmasından yana olduğunu her fırsatta vurgulamaktadır. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin insan hakları konusundaki tutarlı duruşunu uluslararası arenada yinelerken, aynı zamanda Hint-Pasifik'teki jeopolitik dengeleri de yakından izlemesini gerektirmektedir.