ABD, uluslararası denizcilik düzeninde güvenin yeniden tesis edilmesi için Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni (UNCLOS) onaylamalıdır. Aksi takdirde, küresel deniz güvenliği ve iş birliğinin temel taşlarından biri olan bu sözleşmenin etkinliği daha da aşınacak ve ABD'nin denizlerdeki itibarı telafisi mümkün olmayan bir zarar görecektir.
Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin Önemi ve ABD’nin Çekincesi
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, deniz alanlarının sınırlandırılması, deniz çevresinin korunması, deniz bilimsel araştırmaları ve deniz kaynaklarının yönetimi gibi temel konuları düzenleyen uluslararası bir anlaşmadır. 1982 yılında imzaya açılan ve 1994 yılında yürürlüğe giren sözleşme, bugün 168 ülke tarafından onaylanmıştır. ABD ise, Soğuk Savaş döneminden bu yana süregelen siyasi tartışmalar ve egemenlik kaybı endişeleri nedeniyle sözleşmeyi onaylamamıştır.
ABD, UNCLOS’u imzalayan ancak onaylamayan birkaç ülkeden biridir. Başkanlık yönetimleri zaman zaman sözleşmenin onaylanmasını desteklese de, Senato’daki muhalefet nedeniyle bu girişimler sonuçsuz kalmıştır. Ancak, ABD’nin sözleşmeye taraf olmaması, uluslararası deniz hukukunun gelişiminde etkisini sınırlamakta ve kural temelli deniz düzenine olan güveni zedelemektedir.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Güven Krizinin Yansımaları
ABD’nin UNCLOS’u onaylamaması, özellikle Güney Çin Denizi ve Doğu Akdeniz gibi tartışmalı deniz alanlarında gerilimleri artırmaktadır. Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki iddialarına karşı uluslararası toplumun tepkisi, ABD’nin kural temelli düzene bağlılığını sorgulamaktadır. Ayrıca, ABD’nin deniz güvenliği konusunda liderlik rolü üstlenmesi, müttefiklerinin gözünde çelişkili bir görüntü oluşturmaktadır.
Birçok ABD’li siyasetçi ve uzman, sözleşmenin onaylanmasının ABD’nin deniz çıkarlarını güçlendireceğini savunmaktadır. Örneğin, sözleşme, ABD’nin kıta sahanlığını genişletmesine olanak tanıyarak enerji ve maden kaynaklarına erişimini artırabilir. Ayrıca, Arktik bölgesinde artan deniz trafiği ve kaynak arayışı, ABD’nin bu bölgedeki haklarını korumak için sözleşmeye taraf olmasını zorunlu kılmaktadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni onaylamaması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve enerji kaynakları üzerindeki mücadelesi açısından önem taşımaktadır. Türkiye, sözleşmeye taraf olmamakla birlikte, deniz hukukunun geleneksel kurallarına dayanarak haklarını savunmaktadır. ABD’nin sözleşmeyi onaylaması, uluslararası hukuka bağlılık konusunda bir sinyal verecek ve Türkiye’nin müzakere pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin bu adımı, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki faaliyetlerine karşı daha tutarlı bir cephe oluşturarak küresel deniz güvenliğine katkı sağlayabilir. Türk dış politikası, ABD’nin bu konudaki tutumunu yakından izlemekte ve kendi deniz stratejilerini bu çerçevede şekillendirmektedir.