ABD yetkilileri, Deferred Enforced Departure (DED) programı kapsamında kalış süresi uzatılan Hongkong sakinlerini sınır dışı edebileceklerini ve havalimanlarında bir düzine kişinin gözaltına alındığına dair raporların ardından bu seçeneği göz ardı etmediklerini belirtti. İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “DHS, DED yararlanıcılarının sınır dışı edilmesini engelleyen bir hüküm bulunmadığını” ifade etti. Bu gelişme, ABD’nin Hongkong’a yönelik politikasında belirsizlik yaratırken, bölgedeki demokrasi aktivistleri ve gözlemciler tarafından endişeyle karşılandı.
DED Programı ve Hongkonglılar İçin Önemi
Deferred Enforced Departure (DED), ABD başkanının belirli bir ülkedeki istikrarsızlık, doğal afet veya silahlı çatışma gibi olağanüstü koşullar nedeniyle o ülke vatandaşlarına geçici olarak ABD’de kalma ve çalışma izni verme yetkisine dayanan bir göçmenlik programıdır. DED, Kongre tarafından değil, doğrudan başkanlık kararnamesiyle uygulanır ve belirli bir süre için geçerlidir. Hongkong, 2021 yılında ABD Başkanı Joe Biden tarafından DED kapsamına alınmıştı. Karar, Çin’in Hongkong’da uygulamaya koyduğu Ulusal Güvenlik Yasası sonrası bölgedeki demokratik özgürlüklerin kısıtlanması ve insan hakları ihlalleri gerekçesiyle alınmıştı. DED sayesinde Hongkonglılar, belirli bir tarihe kadar ABD’de yasal olarak kalabiliyor ve çalışabiliyorlardı. Ancak son gelişmeler, bu korumanın mutlak olmadığını ve idarenin takdirine bağlı olarak geri alınabileceğini gösteriyor.
DHS’nin açıklaması, DED statüsünün sınır dışı edilmeye karşı tam bir koruma sağlamadığını ortaya koydu. Bakanlık, “DED, yararlanıcılarına sınır dışı edilmeme garantisi vermez; her vaka kendi koşullarında değerlendirilir” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Hongkonglılar arasında paniğe yol açtı. Özellikle 2020’de yürürlüğe giren ve muhaliflere yönelik sert tedbirler içeren Ulusal Güvenlik Yasası’ndan kaçarak ABD’ye sığınan aktivistler, geri gönderilmeleri halinde ağır cezalarla karşılaşma riski taşıyor. İnsan hakları örgütleri, ABD’nin bu kişileri sınır dışı etmesinin uluslararası hukuka ve mülteci koruma ilkelerine aykırı olacağını savunuyor.
Havalimanlarında Gözaltılar ve Belirsizlik
Raporlara göre, son günlerde ABD’nin çeşitli havalimanlarında en az bir düzine Hongkonglu gözaltına alındı. Gözaltına alınanların çoğunun DED kapsamında olduğu ve seyahat dönüşlerinde sorgulandığı belirtiliyor. Yetkililer, gözaltıların rutin göçmenlik kontrolleri sırasında gerçekleştiğini ve bireysel vakaların incelendiğini öne sürüyor. Ancak avukatlar ve aktivistler, bu tür uygulamaların sistematik hale gelebileceğinden endişe ediyor. Hongkong’un önde gelen demokrasi savunucularından bazıları, ABD’nin tutumundaki değişikliğin Çin ile ilişkileri normalleştirme çabasının bir parçası olabileceğini düşünüyor. Zira ABD yönetimi, son dönemde Çin ile ticaret ve iklim gibi konularda diyalog arayışında.
DHS sözcüsü, “Her başvuru sahibinin durumu ayrı ayrı değerlendirilir ve DED statüsü, sınır dışı edilme koruması anlamına gelmez” dedi. Bu açıklama, Hongkonglıların yasal statülerinin güvencesiz olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, DED’in başkanlık kararnamesiyle verildiğini ve aynı yolla kaldırılabileceğini hatırlatıyor. Nitekim eski Başkan Donald Trump döneminde bazı ülkelere yönelik DED programları sonlandırılmıştı. Biden yönetiminin Hongkong konusundaki taahhütleri ise henüz netlik kazanmadı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD’nin Hongkonglılara yönelik tutumu, Çin ile ABD arasındaki gerilimin bir yansıması olarak görülüyor. Çin hükümeti, Hongkong’u kendi toprağı olarak kabul ediyor ve dış müdahaleye karşı çıkıyor. ABD’nin DED programı, Çin tarafından “iç işlerine karışma” olarak nitelendirilmişti. Şimdi ABD’nin bu programı gevşetmesi, Pekin’e yönelik bir jest olarak yorumlanabilir. Ancak bu durum, Hongkong’daki demokrasi hareketi için moral bozucu bir gelişme. Bölgedeki aktivistler, uluslararası toplumun Hongkong’a olan desteğinin azalmasından endişe ediyor.
Diğer yandan, ABD’nin göçmenlik politikalarındaki bu tür dalgalanmalar, küresel mülteci koruma rejimine olan güveni sarsıyor. DED gibi geçici koruma statüleri, kalıcı çözümler sunmadığı için savunmasız grupları belirsizlik içinde bırakıyor. Hongkonglılar için alternatif yollar arasında siyasi sığınma başvurusu, yatırım yoluyla vatandaşlık veya üçüncü ülkelere yerleşim bulunuyor. Ancak bu süreçler uzun ve zorlu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin DED programındaki Hongkonglılara yönelik tutumu, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de küresel göç ve mülteci politikaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapıyor ve benzer geçici koruma statüleri (örneğin Suriyelilere yönelik) uyguluyor. ABD’nin bu adımı, geçici koruma statülerinin ne kadar kırılgan olabileceğini ve ev sahibi ülkelerin siyasi irade değişikliklerinden nasıl etkilenebileceğini gösteriyor. Türkiye, kendi mülteci politikalarını oluştururken bu tür belirsizlikleri dikkate almalı. Ayrıca, Hongkong’daki demokrasi aktivistlerine yönelik uluslararası desteğin azalması, otoriter rejimlerin benzer baskıcı uygulamalarını cesaretlendirebilir. Bu da küresel istikrarı olumsuz etkileyebilir.