ABD'nin Kaliforniya eyaletinde yaşayan 52 yaşındaki Uygur asıllı Amerikan vatandaşı Mehmet Han'ın (adı değiştirilmiştir) 2023 yılının Temmuz ayında evinin önünde vurularak öldürülmesi, Uygur diasporasına yönelik tehditleri yeniden gündeme taşıdı. Olay, yalnızca bir cinayet vakası olmanın ötesinde, Çin'in sınır ötesi baskı mekanizmalarının ve ev sahibi ülkelerin bu süreçteki rolünün sorgulanmasına yol açtı. Soruşturmayı yürüten FBI, olayın 'terörle bağlantılı' olabileceğini açıklarken, Uygur toplumu ve insan hakları örgütleri, saldırının arkasında Çin istihbaratının olabileceğine dair ciddi endişeler dile getiriyor.
Çin'in Sınır Ötesi Baskısı: Uygur Diasporasına Yönelik Tehditler
Mehmet Han'ın öldürülmesi, Çin'in 'transnasyonel baskı' olarak adlandırılan ve yurt dışında yaşayan Uygurlara yönelik sistematik sindirme, takip ve şiddet eylemlerinin en son halkası olarak değerlendiriliyor. Uygur Amerikan Derneği'nin raporlarına göre, son beş yılda ABD, Kanada, Almanya ve Türkiye gibi ülkelerde yaşayan onlarca Uygur aktivisti, aile üyeleriyle birlikte tehdit edildi, izlendi veya fiziksel saldırıya uğradı. Bu vakaların çoğu, Çin istihbarat servislerinin yurt dışı operasyonlarına işaret eden güçlü kanıtlar içeriyor. Özellikle Almanya'da 2021 yılında bir Uygur aktivistine yönelik saldırı girişimi ve Kanada'da 2022'de bir Uygur toplum merkezinin kundaklanması, bu baskının boyutlarını gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, Çin'in bu politikasının temelinde, Uygur toplumunun yurt dışındaki örgütlenme ve sesini duyurma çabalarını bastırma amacı yattığını belirtiyor. Özellikle 'Doğu Türkistan' bağımsızlık hareketine destek veren grupların hedef alındığı biliniyor. Cinayetin işlendiği dönemde, Mehmet Han'ın yerel bir Uygur kültür derneğinin başkanlığını yaptığı ve Çin'in Sincan'daki politikalarını eleştiren etkinliklere katıldığı öğrenildi. Bu bağlamda, saldırının kurbanın siyasi kimliğiyle doğrudan bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.
Ev Sahibi Ülkelerin Rolü ve Uluslararası Toplumun Sınavı
Mehmet Han'ın öldürülmesi, yalnızca Çin'in değil, aynı zamanda Uygur diasporasına ev sahipliği yapan ülkelerin de sorumluluğunu gündeme getirdi. ABD, Kanada ve Almanya gibi ülkeler, Çin'in sınır ötesi baskısına karşı yeterli koruma sağlayamadıkları eleştirisiyle karşı karşıya. Pekin'le ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürmeye çalışan bu ülkeler, Uygur topluluklarının güvenlik endişelerini zaman zaman göz ardı edebiliyor. Özellikle ABD'de, Çin ile yaşanan ticaret savaşı ve teknoloji alanındaki rekabete rağmen, Uygur meselesinin yeterince önceliklendirilmediği belirtiliyor.
Uluslararası toplum, Uygur davasını 'soykırım' olarak nitelendiren raporlara rağmen, somut adımlar atmakta zorlanıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde defalarca gündeme gelen Sincan'daki insan hakları ihlalleri, Çin'in güçlü müttefikleri nedeniyle etkisiz kalıyor. Bu durum, Uygur diasporasının yaşadığı güvenlik açığını daha da derinleştiriyor. Uzmanlar, ev sahibi ülkelerin yalnızca diplomatik protesto değil, somut koruma mekanizmaları geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Örneğin, Uygur toplum merkezlerinin güvenliğinin artırılması, istihbarat teşkilatlarına yönelik daha sıkı denetimler ve Çin'in diplomatik dokunulmazlık zırhını kötüye kullanmasının engellenmesi gibi adımlar öneriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihi ve kültürel bağları nedeniyle Uygur diasporası için önemli bir merkez konumunda. Bu gelişme, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası toplumun, Çin'in sınır ötesi baskılarına karşı daha etkin bir koruma sağlaması gerektiğini ortaya koyuyor. Ankara-Pekin ilişkileri, ekonomik iş birliği ve ticaret boyutlarıyla hassas bir denge üzerinde yürüyor. Ancak Türkiye'nin, Uygur Türklerinin haklarını savunma konusundaki tarihi duruşu, bu tür olaylarda daha somut politikalar geliştirmesini gerektiriyor. Özellikle Türkiye'de yaşayan Uygur toplumunun güvenliği, Türk istihbarat Birimleri ve emniyet güçlerinin öncelikli alanları arasında yer almalı. Bu vaka, aynı zamanda Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak insan hakları ve uluslararası hukuk konularındaki söylemini güçlendirme fırsatı sunuyor.