ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), Perşembe günü yaptığı açıklamayla, tıp fakültelerine kabullerde ırk temelli ayrımcılık yapıldığı iddiaları kapsamında 15 yeni medikal okul hakkında sivil haklar soruşturması başlattığını duyurdu. Bu adım, bakanlığın daha önce ırk bilincine dayalı kabul uygulamalarıyla suçlanan tıp fakültelerine yönelik başlattığı soruşturmaları genişletiyor. DOJ'un Sivil Haklar Bölümü tarafından yürütülen soruşturmalar, Yüksek Mahkeme'nin 2023'te üniversite kabullerinde pozitif ayrımcılığa sınırlama getiren kararının ardından geldi.
Soruşturma kapsamı ve hedeflenen okullar
DOJ yetkilileri, soruşturma altındaki okulların isimlerini açıklamazken, yapılan incelemelerin, başvuru sahiplerine ırklarına göre farklı muamele edilip edilmediğini kapsadığını belirtti. Bakanlık, özellikle Asyalı Amerikalı ve beyaz öğrencilerin aleyhine işleyen kabul politikalarını mercek altına alıyor. Soruşturmalar, yalnızca devlet üniversitelerini değil, özel tıp fakültelerini de içeriyor. Adalet Bakanı Merrick Garland, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Hiçbir öğrenci ırkı nedeniyle eğitim fırsatlarından mahrum bırakılmamalıdır. Anayasa, tüm vatandaşlara eşit koruma sağlar ve biz de bu ilkeyi uygulamakla yükümlüyüz" ifadelerini kullandı.
Yeni soruşturmalar, bakanlığın daha önce Yale, Harvard ve Kuzey Carolina Üniversitesi gibi okullara yönelik başlattığı incelemelerin devamı niteliğinde. DOJ, 2020 yılından bu yana yükseköğretim kurumlarında ırk temelli kabul politikalarına karşı agresif bir tutum sergiliyor. Özellikle Yüksek Mahkeme'nin Haziran 2023'te Harvard ve Kuzey Carolina Üniversitesi'ndeki pozitif ayrımcılık uygulamalarını anayasaya aykırı bulan kararı, bu tür soruşturmalara yasal zemin hazırladı.
Yükseköğretimde eşitlik tartışmaları alevleniyor
DOJ'un hamlesi, ABD'de yükseköğretimde fırsat eşitliği ve çeşitlilik konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Pozitif ayrımcılık karşıtları, soruşturmaları "renk körü" bir topluma doğru atılmış önemli bir adım olarak görürken, savunucular ise bunun azınlık öğrencilerinin tıp gibi kritik alanlarda temsilini daha da azaltacağını öne sürüyor. Amerikan Tıp Kolejleri Birliği (AAMC), kararın ardından yaptığı açıklamada, "Tıp mesleğinde çeşitlilik, hastaların ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilmek için hayati önem taşır. Bu soruşturmaların, eğitimde fırsat eşitliğini değil, ayrımcılığı teşvik etme riski vardır" dedi.
Öte yandan, bazı hukuk uzmanları, DOJ'un soruşturmalarının siyasi bir motivasyon taşıyabileceğini belirtiyor. Eski Adalet Bakanlığı yetkilileri, bu tür soruşturmaların genellikle seçim dönemlerinde arttığını ve kamuoyunda belirli bir ajandayı desteklemek için kullanılabileceğini ifade ediyor. Ancak mevcut yönetim, soruşturmaların tamamen hukuki gerekçelere dayandığını ve siyasi saikler taşımadığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişmeler, Türkiye'deki yükseköğretim politikaları açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel eğitimde fırsat eşitliği tartışmalarına ışık tutuyor. Türkiye, üniversite giriş sınavlarında uyguladığı merkezi sistemle benzer tartışmalardan uzak kalsa da, yurt dışında eğitim gören Türk öğrenciler bu soruşturmalardan etkilenebilir. Özellikle ABD'de tıp eğitimi almayı hedefleyen öğrenciler için kabul süreçlerinde ırk temelli yaklaşımların değişmesi, başvuru stratejilerini yeniden şekillendirebilir. Ayrıca, bu durum küresel ölçekte yükseköğretimde eşitlik ve çeşitlilik kavramlarının nasıl dengelenmesi gerektiğine dair uluslararası bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.