ABD Hazine Bakanlığı’nın 13 Temmuz’da yayımladığı verilere göre, 2026 mali yılının ilk dokuz ayında federal bütçe açığı 1,37 trilyon dolara yükseldi. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemindeki 1,26 trilyon dolar seviyesine kıyasla belirgin bir artışa işaret ediyor. Açıktaki büyümenin en önemli nedenlerinden biri olarak, özellikle ticaret savaşlarının ardından uygulamaya konan gümrük vergisi iadeleri (tariff refunds) gösteriliyor. Söz konusu iadeler, ithalatçı firmaların ödedikleri vergilerin bir kısmının geri ödenmesi anlamına geliyor ve bu durum devlet gelirlerini doğrudan azaltıyor. Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde 2026 mali yılı sonunda toplam açığın 1,8 trilyon doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor.
Gümrük İadelerinin Arkasındaki Dinamikler
Gümrük vergisi iadeleri, ABD’nin son yıllarda Çin başta olmak üzere birçok ülkeye karşı uyguladığı korumacı ticaret politikalarının bir yan ürünü olarak ortaya çıktı. İthalatçı firmalar, yüksek tarifeler nedeniyle ödedikleri vergilerin bir kısmını, ürünlerin ABD’de işlenip yeniden ihraç edilmesi veya belirli muafiyet kapsamına girmesi durumunda geri talep edebiliyor. Ancak bu süreç, bürokratik işlemlerin karmaşıklığı ve başvuru sayısındaki patlama nedeniyle hükümet için önemli bir mali yük haline geldi. Hazine Bakanlığı verileri, 2026’nın ilk dokuz ayında yapılan toplam iade miktarının 240 milyar doları aştığını gösteriyor. Bu miktar, bir önceki yılın aynı dönemine göre %35’lik bir artışa denk geliyor. Ekonomistler, iade sürecinin daha verimli hale getirilmemesi durumunda açığın kontrol edilemez bir noktaya ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel Ekonomiye Yansımaları
ABD bütçe açığındaki bu genişleme, yalnızca Amerika ekonomisini değil, aynı zamanda küresel piyasaları da etkileme potansiyeline sahip. Artan açık, ABD’nin borçlanma ihtiyacını yükseltirken, bu durum faiz oranları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Daha yüksek faiz oranları doların değerlenmesine yol açarak, gelişmekte olan ülkelerin borç yükünü artırabilir ve sermaye akımlarını tersine çevirebilir. Özellikle Asya ve Latin Amerika ülkeleri, ABD’nin mali genişlemesinden en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor. Ayrıca, gümrük iadelerindeki artış, küresel ticaret akışlarında yeni bir belirsizlik yaratıyor. Çin, AB’nin de aralarında bulunduğu büyük ticaret ortakları, bu uygulamaları ‘gizli sübvansiyon’ olarak nitelendirirken, Dünya Ticaret Örgütü nezdinde itiraz süreçlerini hızlandırmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bütçe açığı genişlemesi ve buna bağlı yüksek faiz ortamı, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için risk oluşturuyor. Küresel sermayenin güvenli liman arayışı, Türkiye’ye yönelik portföy yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca ABD’nin ticaret politikalarındaki belirsizlik, Türkiye’nin özellikle çelik ve alüminyum gibi sektörlerdeki ihracatını dolaylı yoldan etkileyebilir. Ancak, gümrük iadelerinin Türkiye’nin doğrudan ticaret ortaklığı açısından sınırlı bir etkisi bulunuyor. Orta vadede, küresel likidite koşullarının sıkılaşması, Türkiye’nin cari denge ve enflasyonla mücadelesini zorlaştırabilir. Bu nedenle, Merkez Bankası’nın para politikasında ihtiyatlı duruşunu sürdürmesi ve mali disiplinden ödün vermemesi kritik önem taşıyor.