ABD'nin yapay zeka (AI) alanındaki küresel rekabette kurallardan ziyade esnek ve öngörülemez bir ihracat kontrol rejimine yönelmesi, Hindistan'ı Amerikan teknolojisine aşırı bağımlılıktan kaçınmaya itiyor. Uzmanlara göre, Washington'un çip ambargoları ve ihracat lisansı uygulamalarındaki istikrarsızlık, Yeni Delhi'nin teknoloji ortaklıklarını çeşitlendirme arayışını hızlandırdı. Just Security'de yayımlanan analize göre, özellikle yarı iletken ve AI alanındaki iş birliği, ABD'nin tutarsız politikaları nedeniyle test ediliyor.
ABD'nin Değişen İhracat Kontrol Stratejisi
ABD, Çin'in teknoloji yükselişini engellemek amacıyla son yıllarda yarı iletken ve AI teknolojilerine yönelik ihracat kısıtlamalarını artırdı. Ancak bu kısıtlamaların uygulanış biçimi, uluslararası toplumda belirsizlik yaratıyor. Örneğin, NVIDIA'nın A100 ve H100 çiplerine yönelik kısıtlamalar birkaç kez revize edildi, bazı ülkeler için muafiyetler getirilirken bazıları sert kısıtlamalarla karşılaştı. Bu durum, ABD ile teknoloji ortaklığı yapan ülkelerin uzun vadeli planlama yapmasını zorlaştırıyor.
Hindistan, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinde kilit bir müttefik olarak görülse de, Yeni Delhi yönetimi, ABD'nin ihracat kontrollerindeki değişkenliğin kendi teknoloji ekosistemini olumsuz etkileyebileceği endişesini taşıyor. Özellikle AI çiplerine erişimde yaşanan gecikmeler, Hindistan'ın savunma ve altyapı projelerini etkiliyor.
Hindistan'ın Çeşitlendirme Stratejisi
Bu belirsizlikler karşısında Hindistan, alternatif tedarikçiler aramaya ve yerli yarı iletken üretimini teşvik etmeye başladı. Hindistan Hükümeti, 10 milyar dolarlık yarı iletken teşvik programıyla ülkeyi çip üretim merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Ayrıca Japonya, Güney Kore ve Avrupa Birliği ile teknoloji ortaklıkları kurarak ABD'ye bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. Yeni Delhi, aynı zamanda İsrail ve Tayvan gibi ülkelerle de savunma teknolojileri transferi anlaşmaları imzaladı.
Uzmanlar, Hindistan'ın bu çeşitlendirme çabalarının ABD-Hindistan ilişkilerinde gerilime neden olabileceğini, ancak aynı zamanda her iki tarafın da daha öngörülebilir bir çerçeve oluşturması için fırsat sunduğunu belirtiyor. Özellikle Quad (Avustralya, Hindistan, Japonya, ABD) gibi platformlarda teknoloji iş birliğinin derinleştirilmesi, bu gerilimi yönetmek için bir mekanizma olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin öngörülemez ihracat politikaları, yalnızca Hindistan'ı değil, Türkiye gibi ABD ile teknoloji ortaklığı geliştiren diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye, savunma sanayii ve yarı iletken teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltmak için yerli üretimi teşvik ediyor. Bu gelişme, Türkiye'nin çok kutuplu teknoloji tedarik stratejisini haklı çıkarırken, AB'nin yanı sıra Asya ülkeleriyle iş birliğini derinleştirmesine neden olabilir. Özellikle yapay zeka ve çip teknolojilerinde bağımsızlık arayışı, Türkiye'nin orta vadede alternatif ortaklıklar kurmasını zorunlu kılacak bir küresel eğilimin parçasıdır.