ABD yönetimi, yapay zeka alanında Çin ile yaşanan teknolojik rekabette müttefiklerine net bir mesaj vermeye hazırlanıyor: Artık iki taraf arasında tarafsız kalmak mümkün değil. Washington, en gelişmiş yapay zeka sistemlerini üretmek için kritik öneme sahip çipler, yazılımlar ve uzmanlık gibi kaynakların Çin'e akışını kesmeyi hedefliyor. Bu bağlamda ABD’li yetkililerin, yakın müttefikleri ve teknoloji ortaklarını, yapay zeka tedarik zincirinde Çin ile iş birliği yapmaktan vazgeçmeye ve Amerikan çıkarları doğrultusunda hareket etmeye ikna etmeye çalıştığı belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, son iki yıldır Çin'in yapay zeka alanındaki ilerlemesini yavaşlatmak için kapsamlı bir strateji izliyor. Bu stratejinin merkezinde, Nvidia ve AMD gibi Amerikan firmalarının ürettiği gelişmiş çiplerin Çin'e ihracatına getirilen kısıtlamalar yer alıyor. Ancak Washington, bu kısıtlamaların tek başına yeterli olmadığını görüyor. Çin, Hollanda ve Japonya gibi ülkelerden ekipman tedarik ederek kendi çip üretim kapasitesini artırmaya çalışıyor. Bu nedenle ABD, müttefiklerini de aynı kısıtlamaları uygulamaya zorluyor ve onları Çin ile teknolojik iş birliği konusunda uyarıyor.
ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, yapay zeka yarışının sadece bir teknoloji yarışı olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve askeri güç dengesini belirleyecek stratejik bir mücadele olduğunu vurguladı. Raimondo, "Yapay zeka, geleceğin petrolü gibi; bu alanda geri kalmak, on yıllar boyunca sonuçları olacak bir kayıp demektir" ifadelerini kullandı. ABD'nin amacı, Çin'i bu kritik teknolojide dışa bağımlı kılmak ve gelişimini yavaşlatarak Washington'a zaman kazandırmak.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'nin bu yeni baskı politikası, küresel teknoloji ekosisteminde derin yankılar uyandırıyor. Avrupa ülkeleri ve Japonya, ABD'nin taleplerini desteklemekle birlikte, kendi teknoloji şirketlerinin Çin pazarına erişiminin kısıtlanmasından endişe duyuyor. Özellikle Almanya, Çin ile ticari ilişkileri nedeniyle ikilemde. Amerikan yönetimi ise müttefiklerine, "Ya bizimlesiniz ya da otoriter rejimle" şeklinde net bir mesaj veriyor. Bu tutum, Soğuk Savaş dönemindeki bloklaşma politikalarını hatırlatıyor ve küresel teknoloji pazarını iki kutuplu bir yapıya sürüklüyor.
Çin ise bu baskılara karşı kendi teknolojik bağımsızlık hamlelerini hızlandırıyor. Pekin, yerli çip üretimini teşvik eden devasa fonlar kurarken, yapay zeka araştırmalarına da büyük bütçeler ayırıyor. Çinli teknoloji devleri Huawei ve Alibaba, kendi yapay zeka çiplerini geliştirmek için çalışıyor. Ancak uzmanlar, Çin'in bu alanda ABD'ye olan açığını kapatmasının yıllar alabileceğini, bu nedenle ABD'nin bu politikasının kısa vadede etkili olabileceğini belirtiyor. Diğer yandan, Çin'in özellikle yapay zeka araştırma makaleleri ve patent başvurularında dünyada ilk sıralarda yer alması, yarışın henüz bitmediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin teknoloji politikalarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, hem ABD hem de Çin ile iyi ilişkiler kurmaya çalışırken, yapay zeka alanında her iki ülkeyle de iş birliği fırsatları arıyor. Ankara'nın bu baskı politikası karşısında dengeyi gözetmesi gerekecek. Türkiye'nin yerli yapay zeka girişimleri ve savunma sanayiindeki atılımları, bu rekabette bir avantaj sağlayabilir. Ancak ABD'nin müttefiklerinden sadakat beklemesi, Türkiye'nin Çin'den teknoloji ithalatını zorlaştırabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, kendi teknolojik kapasitesini artırarak iki kutup arasında bağımsız bir oyuncu olma hedefini sürdürmesi kritik önem taşıyor.