ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında yapay zekâ (YZ) alanında işbirliği konusunda yapılacak olası bir zirveden büyük ilerleme beklenmiyor. İki ülke arasındaki derin karşılıklı güvensizlik, teknoloji rekabeti ve jeopolitik gerilimler, yapay zekâ yönetişimi ve ortak araştırma gibi kritik konularda somut adımlar atılmasını engelliyor. Uzmanlar, tarafların bir araya gelmesinin bile zor olduğunu, çünkü her iki tarafın da diğerinin niyetlerinden şüphe duyduğunu belirtiyor.
Arka Plan: Rekabetin Derinleşmesi
ABD ve Çin arasındaki yapay zekâ rekabeti son yıllarda hızla arttı. ABD, özellikle yarı iletken ve yapay zekâ çipleri konusunda Çin'e yönelik ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırdı. Ekim 2022'de ve ardından Ekim 2023'te açıklanan kapsamlı yaptırımlar, ileri düzey çiplerin ve üretim ekipmanlarının Çin'e satışını büyük ölçüde kısıtladı. Çin ise buna karşılık kendi yerli çip endüstrisini geliştirmeye ve yapay zekâ alanında kendi kendine yeterliliği hedeflemeye başladı. Huawei gibi şirketler, ABD yaptırımlarına rağmen yeni nesil yapay zekâ çipleri geliştirme iddiasında bulundu.
Bu rekabet, sadece ticari değil aynı zamanda askeri ve istihbarat alanlarında da yaşanıyor. Her iki ülke de yapay zekâyı askeri modernizasyonun merkezine koydu. ABD, Çin'in yapay zekâ destekli askeri yeteneklerinin kendisine meydan okuyabileceğinden endişe ederken, Çin de ABD'nin teknoloji ablukasıyla kendisini kuşatmaya çalıştığını düşünüyor. Bu karşılıklı algı, işbirliği zeminini daraltıyor.
Trump yönetimi döneminde başlayan ticaret savaşları ve teknoloji kısıtlamaları, Biden döneminde de devam etti. Trump'ın yeniden başkan seçilmesi durumunda, Çin'e yönelik baskının daha da artabileceği öngörülüyor. Trump, seçim kampanyasında Çin'e karşı sert politikalar izleyeceğini ve teknoloji transferini engelleyeceğini sık sık dile getirdi. Xi Jinping ise Çin'in teknolojik bağımsızlığını vurgulayarak, dış baskılara rağmen kalkınmayı sürdüreceklerini belirtiyor.
Küresel Boyut: Yapay Zekâ Yönetişimi ve Standartlar
Yapay zekâ, küresel ekonomi ve güvenlik mimarisini dönüştürüyor. İki süper gücün işbirliği yapamaması, uluslararası yapay zekâ yönetişimi çabalarını da sekteye uğratıyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda yapay zekâ düzenlemeleri konusunda ortak bir çerçeve oluşturma girişimleri, ABD ve Çin'in farklı yaklaşımları nedeniyle ilerleyemiyor. ABD, insan hakları ve demokratik değerleri ön plana çıkaran bir düzenleme isterken, Çin devlet kontrolünü ve ulusal güvenliği önceliklendiriyor.
Ayrıca, yapay zekâ alanındaki işbirliği eksikliği, küresel ölçekte riskleri artırıyor. Otonom silahlar, yapay zekâ destekli dezenformasyon ve siber saldırılar gibi konularda ortak kurallar belirlenemiyor. İklim değişikliğiyle mücadelede yapay zekânın kullanımı gibi alanlarda bile işbirliği yapılamıyor. Bu durum, küresel istikrarı tehdit eden bir belirsizlik yaratıyor.
Öte yandan, ABD ve Çin arasındaki gerilim, diğer ülkeleri de etkiliyor. Avrupa Birliği, kendi yapay zekâ düzenlemelerini oluştururken iki kutup arasında denge kurmaya çalışıyor. Türkiye gibi ülkeler ise hem ABD hem de Çin ile ilişkilerini yönetmek zorunda. Yapay zekâ teknolojilerine erişim, bu ülkeler için kritik bir mesele haline geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin yapay zekâ rekabeti, Türkiye'nin teknoloji politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, kendi yapay zekâ stratejisini oluştururken hem ABD'nin hem de Çin'in teknoloji ambargoları ve işbirliği teklifleri arasında denge kurmak zorunda. ABD'nin çip kısıtlamaları, Türkiye'nin savunma sanayii ve teknoloji şirketlerini de dolaylı olarak etkileyebilir. Çin ile artan ticari ilişkiler ise yapay zekâ alanında işbirliği fırsatları sunuyor. Ancak, iki süper güç arasındaki güvensizlik, Türkiye'nin çok taraflı projelerde yer almasını zorlaştırıyor. Türkiye'nin kendi yerli yapay zekâ ekosistemini güçlendirmesi ve uluslararası standartlarda söz sahibi olması, bu rekabette ayakta kalması için kritik.