ABD ve Çinli müzakereciler, Başkan Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında yapılması planlanan zirve öncesinde son hazırlık görüşmelerini gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Pekin henüz ziyareti resmen duyurmadı ancak ABD basınında yer alan haberlere göre, Xi Jinping'in 23 Eylül'de ABD'ye gelmesi ve ertesi gün Trump ile bir araya gelmesi bekleniyor. Bu zirve, iki ülke arasında aylardır süren ticaret savaşının sona erdirilmesi yolunda kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Zirveye giden süreç ve müzakerelerin arka planı
ABD ve Çin arasındaki ticaret görüşmeleri, 2018 yılında Trump yönetiminin Çin'den ithal edilen ürünlere yönelik ek gümrük vergileri uygulamaya başlamasıyla ciddi bir tıkanma noktasına girmişti. O tarihten bu yana iki ülke arasında zaman zaman kesintiye uğrayan, zaman zaman yeniden başlatılan müzakere süreçleri yaşandı. Son aylarda ise taraflar arasında karşılıklı olarak olumlu mesajlar verilmeye başlandı. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer'ın Çinli mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmeler, bir anlaşma zemini oluşturma çabasının parçası oldu.
Çin tarafında ise Başbakan Yardımcısı Liu He'nin başmüzakereci olarak süreci yürüttüğü biliniyor. Liu He, daha önceki turlarda da ABD'ye giderek görüşmelere katılmıştı. Son hazırlık görüşmelerinin, zirvenin gündemini netleştirmek ve olası bir anlaşmanın çerçevesini belirlemek açısından önemli olduğu belirtiliyor. Görüşmelerde tarife indirimleri, fikri mülkiyet hakları, teknoloji transferi ve tarım ürünleri alımları gibi başlıkların ele alınması bekleniyor.
Zirvenin zamanlaması da dikkat çekici. 23 Eylül'de başlayacak olan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları nedeniyle Xi Jinping'in New York'ta bulunması bekleniyor. Bu durum, zirvenin BM Genel Kurulu marjında gerçekleşme olasılığını güçlendiriyor. Ancak henüz resmi bir açıklama yapılmadığı için kesin mekan ve tarih konusunda belirsizlik sürüyor. Beyaz Saray'dan konuya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-Çin ticaret savaşı, yalnızca iki ülkeyi değil, küresel ekonomiyi de derinden etkiliyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, ticaret gerilimlerinin küresel büyümeyi yavaşlattığı uyarısında bulunmuştu. Zirveden çıkacak olası bir anlaşma, dünya piyasalarında rahatlama yaratabilir. Öte yandan, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması halinde ticaret savaşının daha da derinleşmesi ve yeni tarifelerin devreye girmesi riski bulunuyor.
Asya-Pasifik bölgesi açısından da zirve kritik önem taşıyor. Güney Çin Denizi'ndeki gerilim, Tayvan meselesi ve Kuzey Kore'nin nükleer programı gibi güvenlik konularının da zirvede ele alınabileceği öne sürülüyor. Çin'in bölgedeki ekonomik ve askeri etkisini artırması, ABD'nin Asya'daki müttefikleri tarafından yakından izleniyor. Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeler, ABD-Çin ilişkilerindeki yumuşamanın kendi ekonomilerine olumlu yansıyacağını umuyor.
Avrupa Birliği de süreci yakından takip ediyor. AB, ABD ile ticaret görüşmelerini sürdürürken, Çin ile de yatırım anlaşması müzakerelerini yürütüyor. ABD-Çin arasında varılacak bir anlaşma, Avrupa'nın ticaret politikasını da etkileyebilir. Özellikle otomotiv ve teknoloji sektörlerinde rekabet koşullarının değişmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin ticaret görüşmeleri, küresel tedarik zincirleri ve ticaret dengeleri üzerinden Türkiye'yi dolaylı olarak etkiliyor. Olası bir anlaşma, küresel belirsizliği azaltarak Türkiye'nin ihracat pazarlarında istikrar sağlayabilir. Ancak Çin ile ABD arasındaki yumuşama, Türkiye'nin ABD ile yaşadığı ticaret ve savunma anlaşmazlıklarına doğrudan bir çözüm getirmez. Yine de zirveden çıkacak olumlu bir sonuç, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için sermaye akışını ve kur istikrarını destekleyici bir unsur olabilir. Türkiye, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki yatırımları ve ABD ile ilişkileri arasında denge gözetmeye devam edecek.