Küresel piyasalarda ABD Hazine tahvillerine yönelik satış dalgası hız kesmeden sürerken, ABD ile Çin arasındaki 10 yıllık tahvil getiri farkı yeniden tarihi zirveye yaklaştı. Bu gelişme, Asya'nın en büyük ekonomisinden sermaye çıkışı riskini artırarak, Çin finans piyasaları üzerindeki baskıyı yoğunlaştırıyor. Yatırımcılar, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine başlama zamanlamasına ilişkin belirsizlikler nedeniyle ABD tahvillerinden uzaklaşırken, Çin'in tahvil piyasasında da benzer bir satış baskısı yaşanıyor.
Getiri Farkı Neden Artıyor?
ABD Hazine tahvillerindeki satışlar, 10 yıllık tahvil getirilerinin Nisan 2024'ten bu yana en yüksek seviyeye çıkmasına neden oldu. Bu durum, ABD ve Çin 10 yıllık tahvil getirileri arasındaki farkı yaklaşık 314 baz puana taşıyarak, 2007'deki rekor seviyeye oldukça yaklaştırdı. Öte yandan Çin'de ekonomik büyümenin yavaşlaması ve deflasyon riskinin artması, Çin Merkez Bankası'nı (PBoC) gevşek para politikasına yönlendirdi. Bu da Çin tahvil getirilerinin düşük kalmasına yol açıyor. İki ülke tahvilleri arasındaki getiri farkının açılması, küresel yatırımcılar için önemli bir sinyal oluşturuyor.
Analistlere göre, ABD ve Çin arasındaki getiri farkındaki genişleme, sermaye akımları üzerinde belirleyici bir etkiye sahip. Yüksek ABD getirileri, yatırımcılar için cazip bir alternatif sunarken, Çin'den sermaye çıkışlarını hızlandırabilir. Çin'in yuan üzerindeki baskıyı hafifletmek için attığı adımlar ise henüz yeterli görülmüyor. Özellikle Çin'in Haziran ayında ihracat verilerinin beklentilerin altında kalması, ekonomiye olan güveni daha da zayıflatmış durumda.
Küresel Ekonomik Etkiler
ABD Hazine tahvillerindeki satış dalgası, sadece Çin'i değil, gelişen piyasaların tamamını olumsuz etkiliyor. Gelişen ülke para birimleri, dolar karşısında değer kaybederken, bu ülkelerin dış borçlanma maliyetleri artıyor. Özellikle Asya ülkeleri, ABD getirilerindeki yükselişten en fazla etkilenen bölgeler arasında yer alıyor.
Yatırımcılar, Fed'in bu yıl faiz indirimine gidip gitmeyeceği konusunda bölünmüş durumda. Chicago Ticaret Borsası'nın FedWatch aracına göre, Fed'in Eylül ayında faiz indirme olasılığı yüzde 38 olarak fiyatlanıyor. Bu belirsizlik, ABD tahvil piyasasındaki dalgalanmaları artıran en önemli etken olarak görülüyor. Öte yandan Çin'in ekonomik teşvik paketleri, ülkenin kredi büyümesini desteklemekte yetersiz kalıyor. Çin'in yeni kredi hacmi, Haziran ayında 3,05 trilyon yuan olarak gerçekleşti; ancak bu rakam, piyasa beklentilerinin hafif üzerinde kalmasına rağmen ekonomik toparlanmayı hızlandıracak düzeyde değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel tahvil piyasalarındaki bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı ama önemli etkiler barındırıyor. ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, gelişen ülkelerden sermaye çıkışlarını hızlandırarak Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye'nin yüksek dış finansman ihtiyacı göz önüne alındığında, küresel finansal koşullardaki sıkılaşma, Türkiye'nin borçlanma maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, Çin ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. TCMB'nin rezerv yönetimi ve kur istikrarına yönelik politikaları, bu tür dışsal şoklara karşı önemini koruyor.