ABD'nin Çin ile olası bir savaşta kullanabileceği kilit öneme sahip füze stoklarının, İran'daki askeri operasyonlar ve yıllar süren ihmal yüzünden kritik seviyeye düştüğü bildirildi. Uzmanlar, mevcut yeniden tedarik çabalarının yetersiz kaldığını ve Washington'un askeri kapasitesinin ciddi şekilde zayıfladığını vurguluyor. Bu durum, Pasifik'te artan gerilim ve Çin'in askeri modernizasyonu karşısında ABD'nin caydırıcılık gücünü sorgulatıyor.
Füze stoklarındaki erime
Son yıllarda yayınlanan raporlar ve uzman değerlendirmeleri, ABD'nin özellikle tomahawk seyir füzeleri, SM-6 ve Patriot gibi savunma sistemlerinde kullanılan mühimmatların stoklarının, Irak ve Afganistan'daki operasyonlarla birlikte İran'a yönelik askeri müdahalelerde aşırı tüketildiğini ortaya koyuyor. Pentagon kaynakları, bu füzelerin üretim hatlarının yeniden açılmasının ve kapasitenin artırılmasının yıllar alabileceğini kabul ediyor.
ABD Savunma Bakanlığı'nın 2025 bütçe teklifinde, füze üretiminin artırılması için ek fonlar önerilmiş olsa da, uzmanlar bu miktarın gerçek ihtiyacı karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtiyor. Eski Savunma Bakanlığı yetkililerinden Mark Montgomery, "Mevcut üretim hızı, Çin ile yaşanacak büyük bir çatışmanın ilk haftalarında bile ihtiyaç duyulacak mühimmatın çok altında. Yıllarca süren bütçe kesintileri ve öncelik hataları nedeniyle bu açık daha da derinleşti" dedi.
Özellikle Pasifik bölgesindeki hava ve deniz kuvvetleri, uzun menzilli hassas vuruş yeteneklerine bağımlı. Ancak bu sistemlerin mühimmatları, Çin'in modern hava savunma ağlarına karşı etkili olabilmek için büyük miktarlarda kullanılması gerekiyor. Pentagon'un kendi analizlerine göre, Çin ile olası bir çatışmada ABD'nin ilk günlerde binlerce füze kullanması gerekecek; ancak mevcut stoklar bunun ancak küçük bir kısmını karşılayabilecek.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu füze açığı, sadece ABD'nin kendi savunmasını değil, aynı zamanda müttefiklerinin güvenlik algılarını da etkiliyor. Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Tayvan, ABD'nin caydırıcılık garantisine güveniyor. Ancak uzmanlar, ABD'nin bu konudaki zafiyetinin, Çin'in Tayvan üzerindeki baskısını artırabileceğini ve bölgedeki istikrarı bozabileceğini ifade ediyor. Öte yandan, Çin'in kendi füze envanterini hızla büyüttüğü ve bu alanda ABD'yi yakaladığı göz önüne alındığında, bu durumun Asya-Pasifik'teki askeri dengeyi önemli ölçüde değiştirdiği belirtiliyor.
ABD'nin füze üretim kapasitesini artırma çabaları, yalnızca savunma sanayisini değil, aynı zamanda tedarik zincirlerini de kapsıyor. Roket motorları, itki sistemleri ve elektronik bileşenler gibi kritik parçaların üretimi, birçok ülkede yoğunlaşmış durumda. Bu da, olası bir krizde tedarik güvenliği sorunlarını beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu alanda atılacak adımların sadece savunma bütçeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini, stratejik bir planlamaya ve uluslararası işbirliğine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmenin doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir yönü olmamakla birlikte, bölgesel güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. ABD'nin füze stoklarındaki zafiyet, müttefiklerine olan güveni azaltabilir ve bu durum, Türkiye dahil birçok ülkenin savunma politikalarında daha otonom bir yol izlemesine yol açabilir. Türkiye'nin kendi füze savunma sistemlerini geliştirme ve yerli üretim kapasitesini artırma çabaları, bu bağlamda daha da anlamlı hale geliyor. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, savunma sanayisinde dışa bağımlılığın risklerini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin bu alanda attığı adımlar, uzun vadede stratejik özerkliğini güçlendirebilir.