ABD, Çin ile yapay zeka (YZ) yarışında dünyayı taraf seçmeye çağırırken, Afrika'daki birçok işletme daha pragmatik bir strateji benimsiyor: Çin modellerini daha iyi değer veya esneklik sundukları yerlerde kullanırken, seçeneklerini açık tutuyorlar. Örneğin, Afrika sigorta teknolojileri platformu olan ve Nijerya'da faaliyet gösteren Curacel, müşteri hizmetleri ve operasyonlarını kolaylaştırmak için Çin merkezli teknoloji devi Alibaba'nın açık kaynaklı YZ modeli Qwen'i kullanıyor. Şirketin CEO'su Henry Mascot, Qwen'i seçme nedenlerini şöyle açıklıyor: "Qwen, özellikle yerel dilleri ve bağlamları anlama konusunda bize daha iyi sonuçlar verdi ve maliyet açısından da daha verimli oldu." Bu tercih, Batılı teknoloji devlerinin egemen olduğu bir alanda, Çin'in YZ modellerinin Afrika pazarında nasıl bir yer edindiğini gösteriyor.
Rekabetin Arka Planı
ABD ve Çin arasındaki teknolojik üstünlük yarışı, özellikle yapay zeka alanında giderek kızışıyor. ABD, çip ihracat kısıtlamaları ve yatırım yasaklarıyla Çin'in teknolojik ilerlemesini yavaşlatmayı hedeflerken, Çin ise kendi ekosistemini güçlendirerek ve gelişmekte olan pazarlara açılarak karşılık veriyor. Afrika, bu rekabette kilit bir bölge haline gelmiş durumda. Kıtanın genç nüfusu, artan internet penetrasyonu ve dijital dönüşüm çabaları, onu YZ teknolojileri için cazip bir pazar yapıyor. Batılı ve Çinli teknoloji şirketleri, Afrika'da etki alanlarını genişletmek için yoğun çaba sarf ediyor. ABD'li şirketler (örneğin OpenAI ve Google) açık kaynaklı modellerle kıtada varlık gösterirken, Çinli şirketler (Alibaba, Baidu, Huawei) de modellerini yerel işletmelere sunarak pazar payını artırıyor.
Afrikalı girişimciler, bu rekabeti bir fırsat olarak görüyor. Kendi ihtiyaçlarına en uygun, en uygun maliyetli ve en esnek çözümü seçmek istiyorlar. Curacel'in hikayesi, bu pragmatik yaklaşımın tipik bir örneği. Şirket, sahtekarlık tespiti ve hasar değerlendirme süreçlerinde Qwen'i kullanarak, hem maliyetleri düşürüyor hem de operasyonel verimliliği artırıyor. Mascot, değişen tedarik zinciri ve jeopolitik gerilimler göz önüne alındığında, esnekliğin önemini vurguluyor: "ABD veya Çin arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz. Bizim için önemli olan, işimize en iyi hizmet eden teknolojiyi bulmak." Bu tutum, Afrika'da giderek yaygınlaşan bir anlayışı yansıtıyor: Teknoloji yatırımlarında tarafsız kalmak, işletmelerin küresel jeopolitik dalgalanmalardan etkilenmeden faaliyetlerini sürdürmelerine olanak tanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Afrika'daki bu pragmatik yaklaşım, kıtanın teknolojik bağımsızlık arayışının bir parçası olarak görülüyor. Birçok Afrika ülkesi, küresel teknoloji tekellerine bağımlılığın risklerini azaltmak için kendi dijital altyapılarını ve yerel teknoloji ekosistemlerini geliştirmeye çalışıyor. Çin'in Afrika'daki yatırımları ve teknoloji transferi, bu ülkelerin kendi kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda Pekin'in nüfuzunu da artırıyor. Örneğin, Huawei kıtada 5G ağları kurarken, Alibaba'nın bulut bilişim hizmetleri de küçük işletmeler için erişilebilir çözümler sunuyor. Çin modelleri, özellikle yerelleştirilmiş dil desteği ve düşük maliyetleri nedeniyle Afrikalı geliştiriciler arasında popülerlik kazanıyor.
ABD ise bu gelişmelere karşılık olarak, Afrika'daki dijital altyapı projelerine yatırım yapıyor ve Batılı teknoloji şirketlerini teşvik ediyor. Ancak ABD'nin "ya bizden ya onlardan" şeklindeki sert söylemi, özellikle Soğuk Savaş dönemindeki blok siyasetini hatırlatıyor ve Afrikalıların çoğunu rahatsız ediyor. Kıta ülkeleri, tarihsel olarak bağlantısızlık politikalarıyla biliniyor; bu nedenle, teknoloji alanında da tarafsız kalmak istiyorlar. Bu durum, ABD'li yetkililerin Çin teknolojisini kullanan ülkelere uygulayabileceği yaptırımlar konusunda belirsizlik yaratıyor. Gerçekten de, bazı Afrika ülkeleri Huawei ile çalışmaya devam ederken, aynı zamanda ABD ile de güvenlik anlaşmaları imzalıyor. Bu çift yönlü strateji, kıtanın jeopolitik dengeyi gözetme çabasının kanıtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin dış politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Afrika ile ilişkilerini derinleştirirken, savunma sanayii, enerji ve altyapı alanlarında aktif rol oynuyor. Yapay zeka ve dijital teknolojiler, bu iş birliğinde yeni bir boyut oluşturabilir. Türkiye'nin kendi YZ girişimleri (örneğin TUSAŞ, ASELSAN ve özel sektör şirketleri) gelişmekte olsa da, Afrika pazarında Çin ve ABD ile rekabet edebilmek için daha fazla yatırım ve iş birliği gerekiyor. Ankara, Afrika ülkeleriyle teknoloji transferi ve dijital altyapı projelerinde iş birliği yaparak, bu pazarda çok kutuplu dengeyi lehine çevirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin tarafsız ve kapsayıcı dış politikası, Afrikalı ülkelerin güvenini kazanmasına yardımcı olabilir. Türkiye'nin teknoloji ihracatı ve bilgi paylaşımı, Afrika'nın dijital dönüşümüne katkı sağlarken, Türkiye'nin de küresel YZ yarışındaki konumunu güçlendirebilir. Bu nedenle, gelişmelerin yakından takip edilmesi ve fırsatların değerlendirilmesi önem taşıyor.