ABD Temsilciler Meclisi'nde perşembe günü yapılan oturumda sunulan ifadeye göre, Çin on yıllardır Amerikan ekonomik gücünü teknoloji hırsızlığı yoluyla zayıflatıyor. Son dönemde bu casusluğun odağında yapay zeka (YZ) teknolojileri yer alıyor ve Çin ordusu bu çalmalardan birinci derecede faydalanıyor. Kongre komitesine konuşan uzmanlar, Washington'un bu tehdide karşı yıllardır uykuda olduğunu belirterek acil önlem çağrısında bulundu.
Gelişmenin arka planı: On yıllardır süren teknoloji hırsızlığı
Oturumda konuşan istihbarat ve güvenlik uzmanları, Çin'in ABD'den fikir, teknoloji ve son olarak yapay zeka alanındaki ilerlemeleri sistematik biçimde çaldığını ifade etti. Uzmanlara göre bu casusluk faaliyetleri sadece ticari şirketleri değil, aynı zamanda üniversiteleri ve araştırma kurumlarını da hedef alıyor. Çin ordusunun bu teknolojileri askeri modernizasyon için kullandığı belirtilirken, özellikle otonom sistemler, siber savaş ve istihbarat analizi gibi alanlarda YZ'nin kritik rol oynadığı vurgulandı.
Uzmanlar, ABD'nin bu tehdidi on yıllardır görmezden geldiğini ve Çin'in teknoloji transferi stratejisinin bir parçası olarak fikri mülkiyet hırsızlığını rutin bir yöntem haline getirdiğini söyledi. Çin'in 'Askeri-Sivil Füzyon' stratejisi çerçevesinde, sivil araştırmaların doğrudan askeri amaçlarla entegre edildiğine dikkat çekildi. Bu strateji sayesinde Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olmasının yanı sıra hızla büyüyen bir askeri güç haline geldi.
Bölgesel ve küresel boyut: Teknoloji savaşının yeni cephesi
ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabeti, özellikle yapay zeka alanında kızışıyor. Washington, Pekin'in YZ alanındaki ilerlemesini durdurmak için çip ihracat kısıtlamaları ve yatırım yasakları gibi önlemler alsa da, casusluk faaliyetleri bu çabaları baltalıyor. Uzmanlar, Çin'in YZ alanında ABD'ye yetişmekle kalmayıp bazı alanlarda geçmiş olabileceğini de belirtiyor. Bu durum, küresel güç dengesini kökten değiştirebilecek bir teknolojik rekabetin habercisi.
ABD'li yetkililer, Çin'in casusluk faaliyetlerine karşı daha etkili bir karşı istihbarat stratejisi geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Bunun yanı sıra, müttefik ülkelerle koordinasyonun artırılması ve ortak teknoloji güvenliği standartları oluşturulması çağrısı yapılıyor. Özellikle YZ alanındaki kritik araştırmaların daha sıkı korunması gerektiği vurgulanıyor. Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler de benzer endişelerle Çin'e karşı teknoloji transferi kısıtlamalarını sıkılaştırma yoluna gidiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile Çin arasındaki teknoloji savaşında doğrudan bir taraf olmasa da, küresel tedarik zincirleri ve savunma sanayii açısından bu rekabetten etkileniyor. Türkiye'nin YZ ve savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltma çabaları, bu gerilim ortamında daha da önem kazanıyor. Özellikle Çin'den tedarik edilen bazı kritik bileşenlerin güvenliği ve fikri mülkiyet riskleri, Ankara'nın dikkatle izlemesi gereken konular arasında yer alıyor. Ayrıca, ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabeti, Türkiye'nin her iki ülkeyle de dengeli bir ilişki sürdürme stratejisini zorlayabilir. Bu nedenle Türkiye, kendi milli teknoloji hamlesini hızlandırarak ve çoklu kaynaklardan tedarik stratejisi izleyerek riskleri yönetmeye çalışıyor.