ABD yönetimi, Çinli bilim insanları ve araştırmacılara yönelik baskıyı sistematik bir şekilde artırıyor. Önde gelen göçmenlik avukatları ve aktivistler, bu yeni dalganın eski Başkan Donald Trump döneminde başlatılan tartışmalı “Çin Girişimi”nden (China Initiative) daha agresif olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre Çin Girişimi 2.0 olarak adlandırılabilecek bu süreçte, bilimsel iş birliği suç unsuru olarak görülüyor ve masum akademisyenler hedef alınıyor.
Yeni baskı dalgasının arka planı
Trump döneminde 2018'de başlatılan Çin Girişimi, Çin'le bağlantılı akademik casusluğu ve teknoloji transferini engellemeyi hedefliyordu. Ancak pek çok kişi bu programın Çin kökenli Amerikalı bilim insanlarına karşı etnik profilleme yaptığı ve yanlış suçlamalara yol açtığı gerekçesiyle eleştiriyordu. Program 2022'de resmen sonlandırılsa da Biden yönetimi altında benzer uygulamaların devam ettiği belirtiliyor.
Son dönemde birçok Çinli araştırmacının vize başvurularının reddedildiği, mevcut vizelerinin iptal edildiği ve hatta sınır dışı edildiği bildiriliyor. Özellikle yapay zeka, yarı iletkenler ve kuantum bilişim gibi stratejik alanlarda çalışan Çinli bilim insanları hedef alınıyor. Göçmenlik avukatı John Smith, “Müvekkillerim rutin bilimsel konferanslara katılmak için vize başvurusu yapıyor ve hiçbir gerekçe gösterilmeden reddediliyor” diyor.
Küresel bilim ortamına etkisi
Bu baskı dalgası, küresel bilim camiasında endişeyle karşılanıyor. ABD üniversiteleri Çinli araştırmacıların yeteneklerinden faydalanamaz hale gelirken, Çin'le bilimsel iş birliği yapan Avrupalı ve Asyalı akademisyenler de benzer risklerle karşı karşıya kalabilecek. Özellikle Nature ve Science gibi prestijli dergilerde yayımlanacak ortak çalışmaların sayısının azalması bekleniyor.
Öte yandan Çin, kendi araştırma ekosistemini güçlendirerek bu durumu fırsata çevirmeye çalışıyor. Pekin yönetimi, yurt dışından dönen Çinli bilim insanlarına yüksek maaşlar ve modern laboratuvar imkanları sunuyor. Son beş yılda Çin'deki uluslararası patent başvuruları yüzde 30 artarken, ABD'deki Çinli araştırmacı sayısı ise düşüş eğilimine girdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-Çin arasındaki bu bilimsel kopuştan doğrudan etkilenmese de dolaylı etkiler söz konusu. Türk araştırmacılar, Çinli meslektaşlarıyla ortak projeler yürütüyorsa ABD’nin güvenlik endişeleriyle karşılaşabilir. Ayrıca Türkiye'nin bu rekabette arabulucu rolü üstlenmesi veya kendi teknolojik bağımsızlığını güçlendirmesi önem kazanıyor. ABD-Çin geriliminin küresel bilim akışını sekteye uğratması, Türk bilim insanlarının uluslararası iş birliği fırsatlarını sınırlayabilir. Bu nedenle Türkiye'nin çok yönlü bilim diplomasisi stratejisini sürdürmesi kritik hale geliyor.