ABD borsası, S&P 500 endeksinin tüm zamanların en yüksek seviyesine yaklaşmasıyla güne yükselişle başlarken, petrol fiyatları eski Başkan Donald Trump'ın İran ile nükleer müzakerelerin devam ettiği yönündeki açıklamalarının ardından geriledi. Washington ve Tahran yönetimleri, görüşmelerin durumuna ilişkin çelişkili açıklamalar yaparken, piyasalar Ortadoğu'daki gerilimin hafifleyebileceği beklentisiyle rahatladı. S&P 500 endeksi, yatırımcıların güçlü şirket kârları ve ekonomik toparlanma sinyallerini fiyatlamasıyla birlikte 4.800 puanın üzerinde seyrediyor. Dow Jones ve Nasdaq da sırasıyla yüzde 0,5 ve yüzde 0,7 artışla günü tamamlamaya hazırlanıyor. Petrol fiyatları ise Brent türü ham petrol varil başına 78 doların altına inerek yüzde 2'ye yakın değer kaybetti; ABD ham petrolü (WTI) ise 74 dolar seviyelerinde işlem görüyor.
Gelişmenin arka planı
Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada İran ile görüşmelerin sürdüğünü ve iki ülke arasında bir anlaşmanın yakın olduğunu iddia etti. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı açıklamada görüşmelerin resmi olarak askıya alındığını, ancak müzakerelere yeniden başlama ihtimalinin bulunduğunu belirtti. Bu çelişkili açıklamalar, piyasaların kafasını karıştırsa da, yatırımcılar Trump'ın açıklamalarına güvenerek risk iştahının arttığı bir ortamda işlem yapmayı tercih etti. Trump'ın 2018'de İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesi, iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırmış ve petrol fiyatlarının yükselmesine yol açmıştı. Şimdi ise piyasalar, olası bir anlaşmanın petrol arzını artırabileceği ve fiyatları baskılayabileceği beklentisiyle hareket ediyor. Öte yandan, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, İran'ın yaptırımlar altında bile günlük 2,5 milyon varil ham petrol ihraç ettiği tahmin ediliyor; olası bir anlaşma bu rakamı artırabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ve ABD arasındaki gerilimin azalması, yalnızca petrol piyasalarını değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki jeopolitik dengeleri de etkiliyor. İsrail, Suudi Arabistan ve BAE gibi bölgesel aktörler, olası bir anlaşmanın bölgesel güvenliğe etkilerini yakından izliyor. İsrail Başbakanı Naftali Bennett, İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın 'hatalı' olacağını ve İran'ın nükleer silah elde etmesinin önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan ise İran ile doğrudan görüşmelerini sürdürürken, Yemen'deki ateşkesin devamı için Tahran'ın desteğini bekliyor. Küresel ekonomik açıdan, petrol fiyatlarındaki düşüş, enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için olumlu bir sinyal olarak yorumlanıyor. Özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) önümüzdeki ay faiz artırımına gitme olasılığı, petrol fiyatlarındaki bu gerilemeyle birlikte azalabilir. Avrupa Birliği ise İran ile nükleer müzakerelerin yeniden başlamasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı; AB Dış İlişkiler Sözcüsü, 'Diplomasiye dönüş, bölgenin istikrarı için kritik önem taşıyor' ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki olası bir anlaşma, Türkiye için hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılıyor; İran'dan doğalgaz ve petrol alımları, yaptırımlar nedeniyle sınırlı düzeyde. Anlaşmanın sağlanması ve yaptırımların kalkması halinde, Türkiye'nin İran'dan daha uygun koşullarda enerji tedarik etme imkânı doğabilir ve bu da cari açık üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Öte yandan, İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Ankara'nın Suriye ve Irak'taki çıkarlarıyla çelişebilir. Türkiye, İran'ın bölgedeki faaliyetlerini yakından izlerken, olası bir anlaşmanın bölgesel güç dengelerini değiştirebileceği göz ardı edilmemelidir.