ABD borsaları, açıklanan enflasyon verilerinin beklentilerin altında kalmasının ardından yükselişe geçti. Yatırımcılar, faiz artırımlarının sona yaklaştığı beklentisiyle riskli varlıklara yönelirken, petrol fiyatları da arz endişelerinin hafiflemesiyle geriledi. Bu gelişmeler, küresel piyasalarda iyimser bir hava yaratırken, gözler merkez bankalarının para politikası adımlarına çevrilmiş durumda.
Gelişmenin arka planı
ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, haziran ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 3,0 artış gösterdi. Bu oran, ekonomistlerin yüzde 3,1 beklentisinin hafif altında gerçekleşti. Aylık bazda ise fiyatlar yüzde 0,2 arttı. Çekirdek TÜFE, gıda ve enerji hariç tutulduğunda yıllık yüzde 3,4 ile beklentilere paralel geldi. Bu veriler, enflasyonun Fed'in hedefi olan yüzde 2'ye doğru kademeli bir düşüş içinde olduğunu gösteriyor. Özellikle barınma maliyetlerindeki yavaşlama ve enerji fiyatlarındaki düşüş, manşet enflasyonun gerilemesinde etkili oldu.
Verilerin ardından New York borsasında Dow Jones endeksi yüzde 0,5, S&P 500 endeksi yüzde 0,6 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,8 değer kazandı. Teknoloji hisseleri, düşük faiz ortamından olumlu etkilenme beklentisiyle öne çıktı. Tahvil piyasasında ise 10 yıllık Amerikan devlet tahvili faizi yüzde 4,2 seviyesine gerilediğini sürdürerek düşüş eğiliminde.
Bölgesel veya küresel boyut
Petrol fiyatları cephesinde, Brent tipi ham petrol varil başına 84 dolar seviyesinin altına inerek son bir aydan bu yana en düşük seviyesini gördü. ABD ham petrolü (WTI) ise 80 doların altında işlem görüyor. Fiyatlardaki bu gerilemede, ABD'de petrol stoklarının beklentilerin üzerinde artması ve Orta Doğu'da arz kesintisi endişelerinin azalması etkili oldu. Rusya'nın ve OPEC+'nın üretim kesintilerine karşın, küresel talebin zayıf seyretmesi fiyatları baskılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) aylık raporunda, küresel petrol talebinin 2025 yılına kadar zirveye ulaşacağını öngördü.
Bu gelişmeler, Avrupa ve Asya borsalarına da yansıdı. Avrupa'da DAX yüzde 0,4, FTSE 100 yüzde 0,3 ve CAC 40 yüzde 0,5 yükseliş kaydetti. Asya'da ise Japonya'nın Nikkei endeksi yüzde 0,6 artışla günü tamamlarken, Çin'in Şanghay Bileşik Endeksi yatay bir seyir izledi. Yatırımcılar, Fed'in Eylül ayında faiz indirimine gitme olasılığını yüzde 70'in üzerinde fiyatlıyor. Bu iyimserlik, dolar endeksinin bir ayın en düşük seviyesine gerilemesine neden oldu. Doların zayıflaması, gelişmekte olan ülke para birimlerini destekledi; Türk lirası, Brezilya reali ve Güney Afrika randı dolar karşısında değer kazandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye açısından bu gelişmeler, risk iştahındaki iyileşme ile doğrudan ilişkilidir. Küresel enflasyondaki yavaşlama ve faiz indirimi beklentileri, gelişen piyasalara yönelik sermaye akışını artırabilir. Bu durum, Türkiye gibi cari açık veren ve dış finansmana ihtiyaç duyan ülkeler için olumlu bir ortam sağlar. Petrol fiyatlarındaki düşüş, Türkiye'nin enerji ithalatı maliyetini hafifleterek dış ticaret dengesine katkı sunabilir. Ayrıca, doların zayıflaması ve TL'nin görece değer kazanması, ithal girdi maliyetlerini azaltabilir. Ancak kalıcı etkiler için Fed'in politika adımları ve küresel ticaretin seyri belirleyici olacaktır. Türkiye'nin program disiplini ve yapısal reformları sürdürmesi, bu olumlu konjonktürden azami faydayı sağlamak açısından önem taşıyor.