ABD borsaları, tahvil getirilerinde yaşanan keskin yükselişin etkisiyle üst üste ikinci gün de değer kaybetti. Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 1,5, S&P 500 Endeksi yüzde 1,8 ve Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 2,4 oranında geriledi. Yatırımcılar, yüksek getirilerin hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı oluşturması nedeniyle riskli varlıklardan çıkış yapmayı sürdürüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Piyasalardaki bu düşüş, ABD Hazine tahvillerinin 10 yıllık getirisinin yüzde 4,5 seviyesini aşarak son bir yılın en yüksek seviyesine ulaşmasının ardından geldi. Tahvil getirilerindeki yükseliş, enflasyonun beklenenden daha dirençli olduğu ve Fed'in faiz indirimi konusunda acele etmeyeceği algısını güçlendirdi. Özellikle teknoloji ve büyüme hisseleri, uzun vadeli nakit akışlarının bugünkü değerinin hesaplanmasında kullanılan iskonto oranı olan tahvil getirilerine karşı daha hassas olmaları nedeniyle satış baskısıyla karşı karşıya kaldı.
Fed Başkanı Jerome Powell'ın son açıklamaları, merkez bankasının enflasyonu kontrol altına almak için daha uzun süre yüksek faiz oranlarını sürdürebileceği sinyalini verdi. Bu durum, mart ayında başlayacak faiz indirimi beklentilerini zayıflattı. Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, yaptığı konuşmada "Enflasyon hedefimize doğru güven verici bir ilerleme görene kadar faiz oranlarını düşürmek için acele etmeyeceğiz" dedi. Piyasa katılımcıları, yılın ilk yarısında faiz indirimi olasılığını düşük görüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu dalgalanma, küresel piyasaları da etkilemeye başladı. Avrupa ve Asya borsalarında da benzer satışlar yaşanırken, gelişmekte olan ülke para birimleri dolara karşı değer kaybetti. Uzmanlar, ABD tahvil getirilerindeki artışın küresel sermaye akımları üzerinde belirleyici olabileceğine işaret ediyor. Yüksek ABD getirileri, yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardan çıkıp ABD tahvillerine yönelmesine neden olabilir.
Analistler, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin kırılganlığının arttığını belirtiyor. Özellikle cari açık veren ve döviz rezervleri sınırlı olan ülkeler, küresel finansal koşullardaki sıkılaşmadan daha fazla etkilenme riski taşıyor. ABD'deki yüksek getirilerin uzun süre kalıcı olması, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırabilir ve sermaye çıkışlarını hızlandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD tahvil getirilerindeki yükseliş ve borsalardaki düşüş, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da dolaylı etkileri olabilir. Küresel risk iştahındaki azalma, gelişmekte olan ülke para birimlerine baskı yaparak TL'yi zayıflatabilir ve ithalat maliyetlerini artırabilir. Bu durum, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesini zorlaştırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin dış borçlanma ihtiyacı, küresel faiz oranlarındaki artış nedeniyle daha pahalı hale gelebilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde uyguladığı sıkı para politikası ve rezerv artırma çabaları, bu tür dış şoklara karşı direnci bir ölçüde güçlendirmiş görünüyor. Yatırımcılar, Fed'in faiz kararları ve küresel piyasalardaki gelişmeleri yakından izlemeye devam edecek.