Perşembe günü ABD borsalarında vadeli işlemler, devlet tahvili getirilerindeki yükseliş ve petrol fiyatlarındaki artışın etkisiyle düşüş gösterdi. Yatırımcılar, enflasyon ve faiz oranlarının seyrine ilişkin endişelerle temkinli bir duruş sergilerken, dünyanın en büyük perakendecilerinden Walmart'ın hayal kırıklığı yaratan bilançosu, perakende sektörü hisselerinde satış baskısına neden oldu. Nasdaq ve S&P 500 vadeli kontratları yüzde 0,3 ila 0,4 oranında değer kaybederken, Dow Jones vadeli işlemleri de yüzde 0,2 düştü. Bu hareketler, piyasaların yeni bir resesyon mu yoksa yumuşak iniş mi yaşanacağına dair sinyal arayışında olduğu bir dönemde gerçekleşiyor.
Walmart'ın Kâr Uyarısı Perakende Devlerini Sarstı
Walmart'ın üçüncü çeyrek kârı, artan maliyetler ve tüketici harcamalarındaki yavaşlamanın etkisiyle beklentilerin altında kaldı. Şirketin hisseleri, kar marjlarındaki daralmaya işaret eden bu sonuçların ardından piyasa öncesi işlemlerde yüzde 6'dan fazla değer kaybetti. Walmart'ın bu zayıf performansı, Target ve Amazon gibi diğer büyük perakendecilerin hisselerine de yansıdı; sektör genelinde satış baskısı yaşanıyor. Analistler, Walmart'ın verilerinin tüketici güvenindeki kırılganlığı ve fiyat artışlarının alım gücü üzerindeki olumsuz etkisini gözler önüne serdiğini belirtiyor. Bu durum, perakende sektörünün yıl sonu tatil sezonu öncesinde enflasyon ve faiz yükü altında ne kadar zorlanabileceğine dair soruları da beraberinde getiriyor.
Öte yandan, ABD 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 4,5 seviyesinin üzerine çıkarak son birkaç ayın en yüksek seviyelerine ulaştı. Tahvil faizlerindeki bu yükseliş, merkez bankalarının para politikasını sıkılaştırmaya devam edeceği beklentisiyle ilişkilendiriliyor. Petrol fiyatları ise OPEC+ ülkelerinin arz kesintisi kararları ve jeopolitik risklerin etkisiyle varil başına 80 doların üzerinde seyrediyor. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı yüzde 0,8 artışla 82 doları görürken, Amerikan WTI türü petrol de benzer bir yükselişle 78 dolara ulaştı. Bu gelişmeler, enflasyonun kalıcı olabileceği endişelerini yeniden alevlendirerek riskli varlıklardan kaçışa yol açıyor.
Küresel Piyasalar ve Beklentiler
Asya borsalarında da olumsuz bir seyir izlendi. Japonya'nın Nikkei endeksi yüzde 0,5, Çin'in Şanghay Bileşik Endeksi ise yüzde 0,7 değer kaybetti. Avrupa'da ise DAX ve FTSE 100 endeksleri vadeli işlemlerde hafif düşüşler kaydetti. Yatırımcılar, bugün açıklanacak ABD haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve Philadelphia Fed imalat endeksi gibi verileri yakından takip ediyor. Ancak asıl odak noktası, gelecek hafta yapılacak Fed Başkanı Jerome Powell'ın konuşması. Powell'ın, faiz oranlarının ne kadar süre yüksek kalacağına dair ipuçları vermesi bekleniyor. Piyasalarda fiyatlamalar, Fed'in Aralık ayında faiz artırma ihtimalini yüzde 30, Ocak ayında ise yüzde 50 civarında fiyatlıyor. Bu belirsizlik ortamında, yatırımcıların risk iştahı oldukça sınırlı kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı ancak önemli etkiler barındırıyor. Küresel piyasalardaki satış baskısı, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde değer kaybı yaratabilir ve Türk lirası üzerindeki baskıyı artırabilir. Amerika'nın uzun vadeli faizlerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırabilir; bu da Türkiye gibi dış finansmana bağımlı ekonomiler için maliyetleri artırır. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ise Türkiye'nin enerji ithalatı faturasını büyüterek cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye'nin yüksek enflasyonla mücadele ettiği bu dönemde, küresel emtia fiyatlarındaki artış, yerel enflasyonun düşürülmesini daha da zorlaştırabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki talep daralması riski, ihracatçılar için olumsuz bir tablo çiziyor. Özetle, bu küresel piyasa dalgalanmaları, Türkiye'nin ekonomik istikrar arayışında dikkate alması gereken ek zorluklar ortaya koyuyor.