ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile sağlanan diplomatik mutabakatın Amerikalılar için “kazan-kazan” durumu yarattığını belirtti. Vance, yaptığı açıklamada, anlaşmanın nükleer müzakerelerde ilerleme sağladığını ve bölgesel gerilimi azalttığını vurguladı. Bu açıklama, ABD-İran arasındaki dolaylı görüşmelerin ardından geldi. Vance, anlaşmanın Amerikan çıkarlarına hizmet ettiğini ve ulusal güvenliği güçlendirdiğini sözlerine ekledi. Washington yönetimi, Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlaması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini öngören bir çerçeve üzerinde çalışıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, Umman ve Katar arabuluculuğuyla yürütülüyor. Taraflar, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yeniden canlandırılması için çaba gösteriyor. Eski Başkan Donald Trump’ın 2018’de anlaşmadan çekilmesi ve “maksimum baskı” politikası uygulaması, İran’ı nükleer programında önemli ilerlemeler kaydetmeye itmişti. Biden yönetimi, diplomatik çözümü yeniden masaya yatırdı. Vance’in açıklamaları, Cumhuriyetçi Parti içinde anlaşmaya yönelik farklı yaklaşımlar olduğunu da gösteriyor. Bazı Cumhuriyetçiler, İran’ın taahhütlerine güvenilmemesi gerektiğini savunurken, Vance gibi ılımlılar diplomasiyi destekliyor.
Anlaşmanın kapsamı henüz netleşmemiş olsa da, medyaya yansıyan bilgilere göre İran, yüzde 60 seviyesindeki uranyum zenginleştirme oranını yüzde 3,67’ye düşürmeyi ve uluslararası denetimlere izin vermeyi kabul ediyor. Buna karşılık ABD, İran ham petrol ihracatına yönelik bazı yaptırımları kaldırmayı ve dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmayı planlıyor. Bu takas, ABD’de seçim yılına girerken Başkan Biden’ın dış politika zaferi olarak sunuluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile olası bir anlaşma, Ortadoğu’da dengeleri değiştirebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran’ın nükleer programını kontrol altına almayı destekliyor. Ancak İsrail, anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor ve İran’ın bölgesel milis güçleri aracılığıyla nüfuzunu artırmasından endişe ediyor. Vance’in “kazan-kazan” söylemi, hem Amerikan kamuoyunu hem de müttefikleri ikna etmeyi hedefliyor. Anlaşma, küresel petrol piyasalarında arz fazlası yaratabilir ve enerji fiyatlarını düşürebilir. Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji kriziyle boğuşan Avrupa için alternatif tedarik yolları açabilir. Çin ise İran’la ticaretini artırmak için bu diplomatik açılımı yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu olarak nükleer anlaşmanın bölgesel istikrar getirmesini arzuluyor. Ankara, Tahran’la enerji ve ticaret ilişkilerini geliştirmek için yaptırımların hafifletilmesini destekliyor. Aynı zamanda, ABD ile İran arasındaki gerilimin azalması, Suriye ve Irak’ta Türkiye’nin güvenlik çıkarlarına olumlu yansıyabilir. Ancak Ankara, İran’ın nükleer programının tamamen şeffaf olmasını ve bölgedeki vekalet savaşlarının son bulmasını istiyor. Vance’in açıklamaları, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Kafkaslar’da dengeli bir politika izlemesine katkı sağlayabilir. Öte yandan, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları hafifletmesi durumunda, Türkiye’nin enerji maliyetleri düşebilir ve İran doğalgazının Avrupa’ya taşınması için yeni fırsatlar doğabilir.