ABD, 4 Temmuz Perşembe günü 248. Bağımsızlık Günü'nü kutlarken, bir yandan geleneksel geçit törenleri, havai fişek gösterileri ve barbekü partileriyle coşku yaşanırken öte yandan derin siyasi kutuplaşma ve kurumsal krizlere ilişkin tartışmalar gölgesinde geçiyor. Ülkenin kurucu belgesi olan Bağımsızlık Bildirgesi'nin 1776'da kabul edilişinin yıldönümü, bu yıl özellikle Yüksek Mahkeme'nin başkanlık dokunulmazlığına ilişkin tartışmalı kararı, ekonomik eşitsizlikteki artış ve göçmen hakları konusundaki derin ayrışmalar nedeniyle farklı bir anlam taşıyor. Başkan Joe Biden'ın Beyaz Saray'da düzenlediği resepsiyonda birlik mesajı vermesi beklenirken, muhafazakar medya ve Cumhuriyetçi liderler ülkenin kurucu değerlerinin tehdit altında olduğu uyarısında bulunuyor.
Kurucu Vizyon ile Bugünkü Gerçeklik Arasında
ABD'nin kurucu babaları, 'daha mükemmel bir birlik' oluşturma hedefiyle hazırladıkları Anayasa'da, kusurlu insanların demokratik bir cumhuriyet altında bir arada yaşayabilmesi için dengeler ve denetimler sistemi tasarlamıştı. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, bu sistemin işleyişi ciddi sınavlardan geçiyor. Kongre'deki kilitlenmeler, başkanlık yetkilerinin sınırlarına dair hukuki belirsizlikler ve sosyal medyanın körüklediği bilgi kirliliği, kurucuların öngördüğü 'cumhuriyetçi erdemlerin' aşınmasına yol açıyor. Pew Araştırma Merkezi'nin bu hafta yayımladığı anket, Amerikalıların yalnızca %39'unun ülkenin doğru yönde ilerlediğine inandığını gösteriyor. Bu oran, son 50 yılın en düşük seviyelerinden biri.
Washington DC'deki Ulusal Arşiv'de sergilenen orijinal Bağımsızlık Bildirgesi, bu yıl özellikle yoğun ilgi gördü. Ziyaretçiler, belgenin 'tüm insanların eşit yaratıldığı' ifadesinin bugünkü ırk, cinsiyet ve sınıf eşitsizlikleri karşısında hâlâ ne kadar geçerli olduğunu sorguluyor. Tarihçiler, Bildirge'nin yazıldığı dönemde köleliği ortadan kaldırmamasından kadınlara oy hakkı tanımamasına kadar birçok çelişkiyi barındırdığını, ancak bu belgenin aynı zamanda toplumsal ilerleme için bir pusula işlevi gördüğünü vurguluyor.
Küresel Arenada Yankılar
ABD'nin bağımsızlık kutlamaları sırasında dünyanın dört bir yanından liderler tebrik mesajları gönderirken, özellikle Çin ve Rusya'dan gelen açıklamalar dikkat çekti. Pekin, ABD'nin insan hakları sicilini eleştiren bir bildiri yayımlarken, Kremlin ise 'Amerikan hegemonyasının çöküşüne' ilişkin propagandasını yoğunlaştırdı. Öte yandan Avrupa Birliği ve NATO müttefikleri, ABD liderliğindeki transatlantik ittifakın önemine vurgu yaptı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, 'Özgürlük ve demokrasi değerleri üzerine inşa edilmiş bu birliktelik, her iki kıta için de vazgeçilmezdir' ifadelerini kullandı. Kutlamalar sırasında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de ABD'nin desteğine teşekkür ederken, Gazze'deki savaş nedeniyle ABD'nin İsrail'e yönelik tutumu protestolarla karşılaştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin iç siyasi dengeleri, Türkiye'yi doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Özellikle Yüksek Mahkeme'nin başkanlık yetkilerine ilişkin kararları, ABD-Türkiye ilişkilerinde kritik konular olan F-35 programı, CAATSA yaptırımları ve Suriye politikasında başkanlık inisiyatifini genişletebilir veya sınırlayabilir. Ayrıca ABD'deki artan siyasi kutuplaşma, Kongre'den Türkiye'ye yönelik olumsuz kararlar çıkması ihtimalini artırmaktadır. Türkiye, ABD'nin iç siyasetindeki kırılganlıkları dikkate alarak, ikili ilişkilerde daha öngörülebilir ve stratejik adımlar atmak durumundadır.