ABD öncülüğünde bu yıl 20'ncisi düzenlenen Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) Shangri-La Diyaloğu, 29 Mayıs 2026'da Singapur'da başladı. Üç gün sürecek zirveye ABD Savunma Bakanı, Japonya ve Güney Kore savunma bakanları ile bölge ülkelerinden üst düzey yetkililer katılıyor. Görüşmelerin odağında Güney Çin Denizi'ndeki deniz güvenliği, Tayvan Boğazı'ndaki gerilimler ve Çin'in askeri yayılmacılığına karşı ortak caydırıcılık stratejileri yer alıyor. Diyalog kapsamında ayrıca yeni savunma işbirliği anlaşmaları ve tatbikat takvimleri de ele alınıyor.
Asya-Pasifik'te Deniz Gücü Hareketliliği
Son bir haftada Batı Pasifik'te önemli deniz kuvvetleri hareketliliği yaşandı. ABD Donanması'na ait USS Carl Vinson uçak gemisi savaş grubu, Filipin Denizi'nde gerçekleştirdiği eğitim faaliyetlerinin ardından Güney Çin Denizi'ne geçiş yaptı. Japon Deniz Öz Savunma Kuvvetleri'ne ait iki muhrip, Doğu Çin Denizi'nde ABD kuvvetleriyle ortak hava savunma tatbikatı düzenledi. Avustralya Kraliyet Donanması da bölgeye bir fırkateyn göndererek denizaltı karşıtı harbiye odaklı eğitimlere katıldı. Bu hareketlilik, Çin'in yapay ada inşaatları ve askeri varlığını artırdığı bölgede tansiyonun yükseldiğine işaret ediyor.
Öte yandan Çin Halk Kurtuluş Ordusu, Guangdong açıklarında geniş çaplı amfibi harekât tatbikatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Tatbikata 10 binden fazla asker ve çok sayıda gemi katıldı. Analistlere göre bu tatbikat, Tayvan'a yönelik olası bir harekâtın provası niteliği taşıyor. ABD ve müttefikleri ise Tayvan Boğazı'nın serbest geçiş hakkını korumak için devriye ve istihbarat uçuşlarını yoğunlaştırdı.
Bölgesel İttifaklar ve Yeni Anlaşmalar
Shangri-La Diyaloğu kapsamında ABD, Japonya ve Güney Kore'nin yanı sıra Filipinler, Avustralya ve Hindistan ile ayrı ayrı ikili görüşmeler yapması bekleniyor. Özellikle Filipinler ile mevcut Mutlak Savunma İşbirliği Anlaşması'nın (EDCA) kapsamının genişletilmesi ve üs sayısının artırılması gündemde. Ayrıca AUKUS çerçevesinde Avustralya'ya denizaltı tedariki ve nükleer teknoloji transferi konularında da ilerleme kaydedilmesi hedefleniyor. Bu gelişmeler, Çin'in rahatsızlığına yol açarken, Pekin yönetimi bölgedeki ittifakları "Soğuk Savaş zihniyeti" olarak nitelendiriyor.
Diyalogda ayrıca Kuzey Kore'nin balistik füze denemeleri ve nükleer programı da ele alınıyor. ABD, Japonya ve Güney Kore'nin füze savunma sistemlerini entegre etme çabaları ve yeni yaptırım paketleri masada. Rusya-Ukrayna savaşının Asya-Pasifik güvenliğine yansımaları da tartışma konuları arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Asya-Pasifik'teki bu gelişmeler, Türkiye'nin endirekt olarak etkilendiği bölgesel güç dengelerini şekillendiriyor. ABD'nin bu bölgeye odaklanması, NATO'nun Avrupa kanadındaki kaynak dağılımını etkileyebilir. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki çıkarlarını korurken, Asya-Pasifik'te Çin ile dengeli bir ilişki sürdürmeye çalışıyor. Bu bağlamda Türkiye, bölgedeki gerilimlerin küresel tedarik zincirlerine etkisini ve enerji güvenliğini yakından izliyor. Ayrıca Türkiye'nin savunma sanayiinde yerli üretim ve teknoloji geliştirme çabaları, bu tür jeopolitik rekabetlerin arttığı dönemde stratejik önem kazanıyor.