ABD askerlerinin Irak'tan çekilme süreci tamamlandı. İki yıl önce varılan anlaşma uyarınca gerçekleşen çekilme, ABD'nin İran ile yaşadığı ve zaman zaman Irak'a da sıçrayan gerilim ortamında hayata geçti. Irak'ta konuşlu yaklaşık 2.500 ABD askerinin ülkeden ayrılması, bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. İran destekli milis grupların geleceği ise belirsizliğini koruyor.
Çekilmenin arka planı ve Irak'taki dengeler
ABD ile Irak hükümeti arasında 2021 yılında varılan anlaşma, muharip ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesini ve kalan askerlerin danışmanlık ve eğitim görevlerine geçmesini öngörüyordu. Ancak süreç, İran yanlısı milislerin ABD güçlerine yönelik saldırıları ve Irak'taki siyasi istikrarsızlık nedeniyle gecikmeli ilerledi. Son aşamada, ülkenin batısındaki Ayn el-Esed Hava Üssü ve kuzeydeki Erbil yakınlarındaki askeri tesislerden çekilme tamamlandı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), çekilmenin planlandığı gibi gerçekleştiğini ve Irak güvenlik güçlerine eğitim ve danışmanlık desteğinin sürdürüleceğini açıkladı. Irak Savunma Bakanlığı ise ülkenin egemenliğine vurgu yaparak çekilmeden memnuniyet duyduğunu belirtti.
Irak, 2003 ABD işgalinden bu yana en karmaşık güvenlik ortamlarından birini yaşıyor. Ülkede faaliyet gösteren İran destekli milis gruplar, özellikle Haşdi Şabi çatısı altında örgütlenmiş durumda. Bu gruplar, hem Irak siyasetinde hem de güvenlik güçleri içinde önemli bir yer tutuyor. ABD'nin çekilmesi, bu grupların üzerindeki ABD baskısını ortadan kaldıracak ve İran'ın Irak üzerindeki etkisini artırabilecek. Ancak milislerin kendi aralarındaki rekabet ve Irak merkezi hükümetiyle olan ilişkileri, geleceklerini belirsiz kılıyor.
Uzmanlar, çekilmenin Irak'ta bir güç boşluğu yaratabileceği uyarısında bulunuyor. ABD'nin askeri varlığının sona ermesi, İran'ın bölgedeki nüfuzunu pekiştirmesine olanak tanıyabilir. Öte yandan, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, hükümetin tüm silahlı grupları devlet güvenlik güçleri bünyesinde toplama çabasını sürdürüyor. Ancak bu süreçte İran yanlısı milislerin direnci ve Irak ordusunun kapasitesi belirleyici olacak.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Ortadoğu'daki güç dengelerini derinden etkileyecek. İran, Irak üzerinden Suriye ve Lübnan'a uzanan kara koridorunu güvence altına almayı hedefliyor. ABD'nin askeri varlığını sona erdirmesi, İran'ın bu stratejisini kolaylaştırabilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, Irak'taki İran etkisinin artmasından endişe duyuyor. Bu ülkeler, Irak'taki Sünni ve Kürt gruplarla ilişkilerini güçlendirerek denge kurmaya çalışabilir.
Küresel petrol piyasaları açısından da Irak kritik bir öneme sahip. Ülke, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ve günlük yaklaşık 4 milyon varil üretimle OPEC'in ikinci büyük üreticisi konumunda. Güvenlik boşluğu ve siyasi istikrarsızlık, petrol üretimini ve ihracatını olumsuz etkileyebilir. Son aylarda Irak'ın kuzeyindeki Kerkük-Ceyhan boru hattının kapalı olması, küresel petrol arzında sıkıntı yaratmıştı. ABD çekilmesinin ardından Irak'taki istikrarın korunması, enerji piyasaları için hayati önem taşıyor.
NATO ve ABD'nin bölgedeki müttefikleri de gelişmeleri yakından izliyor. Irak'taki ABD varlığının sona ermesi, DEAŞ ile mücadelede işbirliğinin geleceği konusunda soru işaretleri yaratıyor. DEAŞ, Irak ve Suriye'de hâlâ hücre yapılanmalarıyla saldırılar düzenleyebiliyor. ABD'nin çekilmesi, DEAŞ'ın yeniden güç kazanma riskini artırabilir. Irak güvenlik güçleri, istihbarat ve operasyonel kapasite açısından ABD desteğine bağımlıydı. Bu desteğin sona ermesi, terörle mücadeleyi zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika hedefleri açısından hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Irak'ın kuzeyinde PKK varlığını sürdürürken, İran yanlısı milislerin güçlenmesi Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit edebilir. Öte yandan, ABD sonrası dönemde Türkiye, Irak merkezi hükümeti ve Kürt Bölgesel Yönetimi ile ilişkilerini güçlendirerek denge unsuru olabilir. Ekonomik açıdan ise Irak, Türkiye'nin önemli bir ticaret ortağı; istikrarsızlık, karşılıklı yatırımları ve enerji işbirliğini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, gelişmeleri yakından takip ederek diplomasi ve güvenlik alanında proaktif adımlar atmalı.