ABD yönetimi, Arnavutluk'un eski Cumhurbaşkanı ve şu anda ana muhalefet partisi olan Arnavutluk Demokratik Partisi'nin (PD) lideri Sali Berisha'ya 2021 yılında uyguladığı seyahat yasağını kaldırdı. Berisha, 12 Haziran 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Washington'un kendisine yönelik bu yaptırımı sona erdirdiğini doğruladı. Karar, Berisha'nın yolsuzlukla mücadele kapsamında ABD tarafından "önemli yolsuzluk eylemlerine karıştığı" gerekçesiyle yasaklanmasının ardından dört yıl sonra geldi. Tiran yönetimi ve uluslararası gözlemciler, bu adımın Arnavutluk iç siyasetinde denklemleri yeniden şekillendirebileceğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı: Berisha ve ABD arasındaki gerilim
ABD Dışişleri Bakanlığı, 2021 yılında Sali Berisha'yı ve yakın aile üyelerini, kamu görevini kötüye kullanarak kişisel çıkar sağladığı gerekçesiyle yaptırım listesine almıştı. Bu kararın hemen ardından dönemin Başbakanı Edi Rama, Berisha'nın ABD'ye girişinin yasaklandığını duyurmuştu. Yaptırım, Berisha'nın siyasi kariyerinde ciddi bir darbe olarak görülmüş ve kendisini "mağdur" olarak tanımlamasına yol açmıştı.
Berisha, 1992-1997 yılları arasında Arnavutluk Cumhurbaşkanı olarak görev yaptıktan sonra 2005-2013 arasında Başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Ancak özellikle 2013'teki seçim yenilgisinin ardından siyasi kariyeri inişli çıkışlı bir seyir izlemişti. 2021'deki yaptırım kararı ise ülkede tartışmalara neden olmuş; Berisha destekçileri kararı "siyasi bir komplo" olarak nitelendirirken, hükümet yetkilileri yolsuzlukla mücadelenin bir gereği olduğunu savunmuştu.
Yasağın kaldırılması, Berisha'nın uluslararası alanda yeniden aktif bir rol oynamasının önünü açıyor. Özellikle ABD'de yaşayan Arnavut diasporası ve Amerikalı siyasi çevrelerle temas kurma imkanı elde eden Berisha, bu gelişmeyi kendi siyasi meşruiyetinin bir teyidi olarak sunmaya hazırlanıyor. Ancak ABD yönetiminden resmi bir açıklama henüz gelmedi; bu nedenle kararın altında yatan tam nedenler netlik kazanmış değil.
Bölgesel ve küresel boyut: Balkanlar'da güç dengesi
ABD'nin Arnavutluk'un önde gelen muhalefet figürüne yönelik yaptırımı kaldırması, Batı Balkanlar'daki diplomatik dengeler açısından önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Bölge, Rusya ve Çin'in artan etkisine karşı Avrupa-Atlantik entegrasyon sürecinin kritik bir test alanı konumunda. Arnavutluk, NATO üyesi olmasına rağmen AB üyelik müzakerelerinde sınırlı ilerleme kaydetmiş durumda.
Berisha'nın tekrar uluslararası sahnede yer alması, özellikle Kosova ile ilişkiler başta olmak üzere bölgesel ittifakları etkileyebilir. Berisha, Kosova'nın bağımsızlığına verdiği güçlü destekle tanınıyor; bu nedenle ABD ile ilişkilerinin düzelmesi Kosova'nın uluslararası tanınırlık arayışında dolaylı bir katkı sağlayabilir. Diğer yandan, Sırbistan ve Bosna-Hersek'teki siyasi aktörler, ABD'nin bu adımını "çifte standart" olarak yorumlayarak eleştirebilir.
Uzmanlar, yasağın kaldırılmasının zamanlamasının Arnavutluk'ta 2025 yılında yapılması beklenen genel seçimlerle yakından ilişkili olduğunu düşünüyor. ABD'nin, seçimlere giden süreçte muhalefeti güçlendirerek siyasi çoğulculuğu teşvik etme amacı taşıdığı yorumları yapılıyor. Ancak bu kararın, Başbakan Edi Rama liderliğindeki mevcut hükümetle ABD arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceği henüz bilinmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Batı Balkanlar'da tarihsel, kültürel ve ekonomik bağlara sahip önemli bir aktör. Arnavutluk ile derin ikili ilişkileri bulunan Türkiye, ABD'nin Berisha'ya yönelik yaptırımı kaldırmasını bölgedeki nüfuz dengeleri açısından izlemektedir. Berisha'nın daha önceki dönemlerinde Türkiye ile yakın ilişkiler kurduğu bilinmektedir; bu nedenle karar, Türkiye'nin Arnavutluk'taki siyasi aktörlerle olan bağlantılarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, Kosova'da Türkiye'nin etkisi göz önüne alındığında, Berisha'nın yeniden aktif hale gelmesi Ankara'nın bölgesel politikaları için yeni bir değişken oluşturabilir. Türkiye'nin NATO müttefiki ABD ile bu konuda koordinasyon içinde olması beklenir.