ABD'de 8 Kasım'da yapılacak kritik ara seçimlere üç aydan az bir süre kala, ülke genelinde anketler ve siyasi analizler yoğunlaşmış durumda. Newsweek, Kongre'nin kontrolünü belirleyebilecek 19 eyaletteki 27 önemli yarışı mercek altına aldı. Temsilciler Meclisi'ndeki başa baş giden seçim bölgelerinden Senato'daki zorlu mücadelelere kadar geniş bir yelpazede yapılan analiz, hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler için risklerin yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu seçimlerde ortaya çıkacak tablo, Başkan Joe Biden'ın ikinci dönem yasama gündeminin kaderini ve 2024 başkanlık yarışı öncesindeki siyasi dengeyi doğrudan etkileyecek.
Anketler Ne Söylüyor? Başa Baş Yarışlar Kritik Eyaletlerde
Newsweek'in incelediği 27 seçim yarışı, ülkenin dört bir yanındaki eyaletleri kapsıyor. Temsilciler Meclisi'nde 435 sandalyenin tamamı seçimlerde yeniden belirlenecek olmasına rağmen, gerçek anlamda rekabetçi olan bölge sayısı sınırlı. Bu bölgelerde yapılan anketler, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki farkın birkaç puanı geçmediğini gösteriyor. Siyasi analistler, Temsilciler Meclisi'nde kontrolün büyük olasılıkla Cumhuriyetçilere geçeceğini, ancak Senato'da durumun çok daha belirsiz olduğunu vurguluyor. Senato'da 50-50'lik eşitlik, Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in belirleyici oyu ile Demokratların lehine işliyor. Ancak bu dengeyi değiştirebilecek kritik eyaletler arasında Pensilvanya, Georgia, Nevada ve Arizona öne çıkıyor.
Özellikle Pensilvanya'da, eski Başkan Donald Trump'ın desteklediği Cumhuriyetçi aday Mehmet Öz ile Demokrat aday John Fetterman arasındaki Senato yarışı, ülkenin en çok izlenen seçimlerinden biri haline geldi. Fetterman, sağlık sorunlarına rağmen anketlerde hafif bir üstünlük kurmuş durumda; ancak Öz'ün kampanyası son haftalarda hız kazandı. Benzer şekilde, Georgia'da eski Amerikan futbolu yıldızı Herschel Walker'ın Cumhuriyetçi adaylığı, görevdeki Demokrat Senatör Raphael Warnock için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Anketler, bu eyaletlerdeki yarışların neredeyse ölü baş olduğunu gösteriyor ve bu da seçim gecesi sonuçların belirsiz olacağını işaret ediyor.
Ekonomi, enflasyon ve kürtaj hakkı, seçmenlerin oy kararlarını şekillendiren en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Yapılan ankete göre, seçmenlerin yüzde 40'ı ekonomiyi en önemli sorun olarak görürken, yüzde 25'i kürtaj haklarını öncelikli konular arasında sayıyor. Bu durum, özellikle bağımsız seçmenlerin tercihlerinde belirleyici olabilir. Biden'ın onay oranı düşük seyretmeye devam etse de, Demokratlar kürtaj konusunu kampanyalarının merkezine yerleştirerek seçmenleri mobilize etmeye çalışıyor. Cumhuriyetçiler ise enflasyon ve göçmenlik konularına odaklanarak Biden yönetiminin politikalarını eleştiriyor.
Seçim Sonuçlarının Küresel Etkileri
Bu ara seçimlerin sonuçları yalnızca Amerikan iç siyaseti için değil, aynı zamanda dünya genelindeki dengeler için de kritik önem taşıyor. Kongre'deki güç dağılımı, Ukrayna'ya yapılan askeri ve mali yardımın devamı, Çin'e yönelik ticaret politikaları, iklim değişikliğiyle mücadele ve İran ile nükleer müzakereler gibi birçok dış politika dosyasını doğrudan etkileyecek. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanması halinde, Biden yönetiminin iç ve dış politika gündeminin ciddi şekilde yavaşlayacağı öngörülüyor. Özellikle Ukrayna'ya yönelik yardım paketlerine karşı Cumhuriyetçi kanattan artan bir muhalefet mevcut; bu da Batı'nın Rusya'ya karşı birleşik cephesinde çatlaklar oluşturabilir.
Uzmanlar, seçimlerin ABD'nin uluslararası itibarı açısından da bir test olduğunu belirtiyor. Seçim kampanyaları boyunca demokrasinin işleyişine dair tartışmalar, 2020 başkanlık seçimlerinin meşruiyeti konusundaki iddialar ve 6 Ocak Kongre baskını sonrası yaşananlar, Amerikan demokrasisinin dayanıklılığı konusunda küresel bir sorgulamaya yol açmıştı. Bu seçimlerin sakin ve şeffaf bir şekilde tamamlanması, ABD'nin demokratik kurumlarına olan güvenin yeniden tesis edilmesi açısından kritik görülüyor. Ayrıca, olası bir kırmızı dalga (Cumhuriyetçi zaferi) durumunda, Başkan Biden'ın veto yetkisiyle siyasi tıkanıklık yaşanması beklenirken, bu durumun ABD'nin küresel karar alma mekanizmalarındaki etkinliğini azaltabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türkiye-ABD ilişkileri açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, sonuçları dolaylı yoldan Türkiye'yi ilgilendiren pek çok alanda belirleyici olacaktır. Kongre'deki dengeler, Türkiye'ye yönelik yaptırım kararları veya savunma ticareti konularında farklı dinamikler oluşturabilir. Örneğin, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle CAATSA yaptırımlarına tabi tutulması ve F-35 programından çıkarılması gibi konular, Kongre'deki güç dağılımından etkilenebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, Kıbrıs meselesi ve NATO'nun genişlemesi gibi başlıklar da Amerikan Kongresi'nin tutumuna bağlı olarak şekillenecektir. Türkiye, ABD'deki siyasi gelişmeleri yakından takip ederken, seçim sonrası oluşacak yeni Kongre'nin Türkiye-ABD ilişkilerinde nasıl bir yaklaşım sergileyeceği, önümüzdeki dönemde karşılıklı adımların belirlenmesinde önemli olacaktır.