ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimlere 45 gün kala, Cumhuriyetçi Parti cephesinde alarm zilleri çalıyor. Ülke genelinde kritik seçim bölgelerinde yapılan anketler, Cumhuriyetçi adayların Demokrat rakiplerinin gerisinde kaldığını gösterirken, eski Başkan Donald Trump'ın onay oranlarındaki erime parti stratejistlerini endişelendiriyor. Bu durum, Kongre'nin her iki kanadında da çoğunluğu elinde bulunduran Demokratlar için moral kaynağı olurken, Cumhuriyetçilerin seçim stratejisini yeniden gözden geçirmesine yol açıyor.
Seçim Yarışı Kızışıyor: Kritik Eyaletlerde Dengeler Değişiyor
Son haftalarda yayınlanan anketler, özellikle Senato yarışlarının kilit önemde olduğu Pensilvanya, Georgia, Nevada ve Arizona gibi eyaletlerde Cumhuriyetçi adayların oy oranlarında düşüş olduğunu ortaya koyuyor. Pensilvanya'da Demokrat aday John Fetterman, Cumhuriyetçi rakibi Mehmet Oz karşısında avantajını koruyor. Georgia'da ise eski futbol yıldızı Herschel Walker, Demokrat Senatör Raphael Warnock'un gerisinde kalmaya devam ediyor. Nevada'da Cumhuriyetçi Adam Laxalt ile Demokrat Senatör Catherine Cortez Masto arasındaki fark kapanmış olsa da, son anketler Laxalt'ın ivme kaybettiğini gösteriyor. Arizona'da ise Cumhuriyetçi Blake Masters, Demokrat Senatör Mark Kelly'nin belirgin şekilde gerisinde.
Temsilciler Meclisi yarışlarında da benzer bir tablo söz konusu. Cumhuriyetçilerin Meclis'teki 435 sandalyenin en az 20'sini kazanması beklenirken, son anketler bu hedefin zorlaştığını işaret ediyor. Özellikle banliyö bölgelerinde ve eğitimli beyaz seçmenler arasında Cumhuriyetçi Parti'ye olan desteğin azaldığı gözlemleniyor. Cumhuriyetçi stratejistler, ekonomik sorunlar ve enflasyonun seçmenin bir numaralı gündemi olmasına rağmen, bu konuların sandığa yansımadığından şikayet ediyor.
Trump'ın Gölgesi ve Onay Oranlarındaki Düşüş
Eski Başkan Donald Trump'ın onay oranlarındaki düşüş, Cumhuriyetçi adaylar için ciddi bir handikap oluşturuyor. Son anketler, Trump'ın ülke genelinde onay oranının %40'ın altına düştüğünü gösteriyor. Bu durum, özellikle bağımsız seçmenler ve ılımlı Cumhuriyetçiler nezdinde partinin itibarını zedeliyor. Trump'ın sürekli gündeme getirdiği 2020 seçimlerine ilişkin asılsız iddialar ve Mar-a-Lago'daki gizli belgeler soruşturması, partinin mesajını gölgeliyor. Cumhuriyetçi adaylar, Trump'ın desteğini almak ile ılımlı seçmenleri kaybetmemek arasında ince bir denge kurmaya çalışıyor.
Bazı Cumhuriyetçi adaylar, Trump'ın mitinglerine katılmaktan kaçınırken, bazıları ise açıkça mesafe koyuyor. Ancak Trump, kendi etkisini korumak için sadık tabanını harekete geçirmeye devam ediyor. Bu ikilem, partide bölünmeye yol açarken, seçim stratejisi konusunda da farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.
Ekonomik Endişeler ve Seçmen Davranışı
ABD'de yüksek enflasyon ve ekonomik belirsizlik, seçmenin en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Cumhuriyetçiler, Başkan Joe Biden yönetiminin ekonomi politikalarını eleştirerek seçmen desteği kazanmayı hedefliyor. Ancak son anketler, ekonomik kaygıların Cumhuriyetçilere otomatik olarak oy olarak dönmediğini gösteriyor. Seçmenler, ekonomik sorunlardan sorumlu tuttuğu aktörler konusunda bölünmüş durumda. Demokratlar ise son dönemde geçirilen Enflasyon Azaltma Yasası ve altyapı yatırımlarını öne çıkararak ekonomik başarı hikayesi anlatmaya çalışıyor.
Ayrıca, kürtaj hakkı gibi sosyal konular, özellikle kadın seçmenler ve gençler arasında Demokratlara destek sağlıyor. Yüksek Mahkeme'nin Roe v. Wade kararını bozması, Demokrat tabanında motivasyonu artırırken, Cumhuriyetçilerin bu konudaki katı tutumu bazı ılımlı seçmenleri uzaklaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki ara seçim sonuçları, sadece ülke içi dengeleri değil, küresel siyaseti de yakından ilgilendiriyor. Kongre'nin kontrolünün değişmesi, ABD'nin Ukrayna'ya desteği, İklim değişikliği politikaları, İran nükleer anlaşması müzakereleri ve NATO'nun genişlemesi gibi kritik konularda Washington'un pozisyonunu etkileyebilir. Cumhuriyetçilerin her iki kanatta da çoğunluğu kazanması halinde, Biden yönetiminin dış politika ajandasının zorlaşması bekleniyor. Özellikle Ukrayna'ya yapılan askeri ve mali yardımlar, bazı Cumhuriyetçi kanatlar tarafından sorgulanıyor. Ayrıca, küresel ticaret ve İklim taahhütleri konusunda da farklı bir yaklaşımın benimsenmesi olası.
Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ABD'deki siyasi istikrarsızlığın kendi güvenliklerini olumsuz etkilemesinden endişe ediyor. Özellikle Tayvan Boğazı'ndaki gerilim ve Çin'in yükselişi karşısında Amerika'nın kararlılığı sorgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimler, Türkiye-ABD ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Kongre'nin kontrolünün değişmesi, Türkiye'ye yönelik silah satışları, F-16 modernizasyonu ve yaptırımlar gibi konularda belirleyici olacak. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kazanması halinde, Türkiye'ye yönelik eleştirel tutumun artması ve Ermeni soykırımı iddialarını tanıyan yasa tasarılarının gündeme gelmesi muhtemel. Öte yandan, Biden yönetiminin Kongre'deki Demokrat çoğunlukla daha rahat hareket etmesi, Türkiye ile ilişkilerde dengeli bir politika izlenmesini sağlayabilir. Ekonomik açıdan ise, ABD'deki siyasi belirsizlik küresel piyasaları etkileyerek Türkiye'nin döviz kuru ve enflasyonla mücadelesini zorlaştırabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin ABD'deki siyasi gelişmeleri yakından takip etmesi ve her iki partiyi de dengeleyici bir diplomasi yürütmesi gerekiyor.