ABD'de 5 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde, Teksas'tan Michigan'a kadar ülke genelinde Senato adayları, ABD'nin İsrail'e yönelik silah transferlerini sorgulamaya başladı. Demokrat Parti içinde özellikle genç seçmen ve ilerici kanadın baskısıyla şekillenen bu tartışma, Washington'un Orta Doğu politikasında potansiyel bir kırılma olarak değerlendiriliyor. Cumhuriyetçiler ise İsrail'e desteğin sarsılmaz olduğunu vurgularken, Başkan Joe Biden yönetimi artık silah sevkiyatlarını insani yardım koşullarına bağlama sinyalleri veriyor.
Seçim Kampanyalarında İsrail Politikası
Teksas'ta Senato adayı olan Colin Allred, İsrail'e yapılan silah satışlarının insan hakları ihlalleriyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini savunurken, Michigan'da aday olan Hill Harper daha ileri giderek ABD'nin İsrail'e koşulsuz askeri destek sağlamasının sona ermesi çağrısında bulundu. Michigan, ABD'de en büyük Arap-Amerikan nüfusuna ev sahipliği yapması nedeniyle bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. Senato Dış İlişkiler Komisyonu üyeleri, son aylarda İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarında sivil kayıpların artması üzerine yönetime silah transferlerini gözden geçirme çağrısı yapmıştı.
Biden yönetimi, Mayıs 2024'te İsrail'e 2.000 poundluk bombalardan oluşan bir sevkiyatı askıya aldığını açıklamış, ancak daha sonra bu kararın sınırlı olduğunu belirtmişti. Savunma Bakanlığı verilerine göre, ABD 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'e 10 milyar doları aşan askeri yardım sağladı. Bu yardımın büyük kısmı, İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sistemi ve mühimmat stoklarını kapsıyor. Kongre'deki bazı Demokratlar, gelecekteki yardımların İsrail'in uluslararası hukuka uyumuna bağlanması için yasa değişikliği öneriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin İsrail'e askeri desteği, Orta Doğu'daki güç dengesini doğrudan etkiliyor. İsrail, ABD'nin en büyük askeri yardım alıcısı konumunda ve yıllık 3,8 milyar dolarlık yardım alıyor. Ara seçimler sonrası Kongre'nin kontrolünün değişmesi, bu yardımın koşullu hale gelmesine yol açabilir. Uzmanlar, özellikle Senato'da Demokratların çoğunluğu kaybetmesi durumunda bile, İsrail'e desteğin iki partili bir mesele olarak kalacağını, ancak kamuoyu baskısının politika yapıcıları daha temkinli davranmaya itebileceğini belirtiyor.
Uluslararası alanda ise ABD'nin İsrail politikası, Birleşmiş Milletler'deki oylamalarda ve insan hakları örgütlerinin raporlarında sıkça eleştiriliyor. Avrupa Birliği ülkeleri, silah ihracatlarında daha sıkı denetim mekanizmaları uygularken, ABD'nin tutumu transatlantik ilişkilerde de zaman zaman gerginliğe yol açıyor. Ara seçim sonuçları, ABD'nin Orta Doğu'daki güvenilirliğini ve arabuluculuk kapasitesini etkileyebilir. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin İsrail'e olan koşulsuz desteğinin azalmasını, kendi bölgesel nüfuzlarını artırmak için bir fırsat olarak görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimlerin İsrail'e askeri destek üzerinden tartışılması, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak İsrail'e karşı eleştirel bir tutum sergiliyor ve Gazze'deki insani krizin sona ermesi için uluslararası baskıyı artırma çabasında. ABD'nin silah transferlerini koşullu hale getirme ihtimali, Türkiye'nin diplomatik pozisyonunu güçlendirebilir ve bölgesel barış çabalarında daha fazla manevra alanı yaratabilir. Ayrıca, savunma sanayi iş birlikleri ve olası yaptırımlar bağlamında da dengeleri etkileyebilir.