ABD'de 8 Kasım 2022'de yapılacak ara seçimler öncesinde yayımlanan yeni kamuoyu yoklamaları, her iki ana siyasi partiyi de olumsuz değerlendiren seçmenler arasında Demokrat Parti'ye yönelik belirgin bir eğilim olduğunu ortaya koyuyor. Siyasi analistler, bu 'çifte olumsuz' seçmen kitlesinin sandığa gitme oranının yüksek olması halinde seçim sonuçlarını önemli ölçüde etkileyebileceğini belirtiyor. Anket şirketi Morning Consult tarafından 12-18 Eylül tarihleri arasında 2.000 kayıtlı seçmenle yapılan çalışma, seçmenlerin yaklaşık yüzde 18'inin hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti'ye karşı olumsuz bir görüşe sahip olduğunu tespit etti.
Gelişmenin Arka Planı: 'Çifte Olumsuz' Seçmenlerin Yükselişi
Söz konusu seçmen kitlesi, geleneksel olarak seçimlere düşük katılım gösteren bir grup olarak biliniyordu. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar, bu grubun siyasete olan ilgisinin arttığını gösteriyor. Özellikle 2020 başkanlık seçimleri ve 6 Ocak Kongre baskını sonrası siyasi kutuplaşmanın derinleşmesi, bu seçmenlerin seçimlere daha fazla önem vermesine yol açtı. Ankete göre, 'çifte olumsuz' seçmenlerin yüzde 61'i bu kez sandığa gitmeyi kesin olarak planlıyor. Bu oran, 2018 ara seçimlerinde aynı grupta kaydedilen yüzde 45'lik orana kıyasla belirgin bir artışı işaret ediyor.
Demokrat Parti'nin bu gruptaki avantajı dikkat çekiyor. Ankete göre, kararsız olmayan 'çifte olumsuz' seçmenlerin yüzde 60'ı Demokrat adaylara oy verme eğiliminde. Bu oran, Cumhuriyetçiler için yüzde 40 seviyesinde. Demokrat Parti'nin bu başarısı, özellikle kadın seçmenler ve genç seçmenler arasında daha da belirginleşiyor. Kadın 'çifte olumsuz' seçmenlerin yüzde 65'i Demokratları desteklerken, erkeklerde bu oran yüzde 55'e düşüyor. 18-34 yaş arası seçmenlerde ise Demokrat desteği yüzde 68 gibi yüksek bir düzeyde.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD Siyasetinde Yeni Bir Dönem Mi?
Bu eğilim, ABD siyasetinde uzun vadeli yansımalara sahip olabilir. Siyaset bilimciler, iki partili sistemin sorgulanmaya başladığı bir dönemde 'çifte olumsuz' seçmenlerin önemli bir denge unsuru haline gelebileceğini ifade ediyor. Eğer bu grup düzenli olarak sandığa gitmeye başlarsa, adayların daha merkezci bir dil kullanmasını zorunlu kılabilir. Zira bu seçmenler, ideolojik uçlara değil, somut politika vaatlerine ve yönetim becerisine odaklanıyor.
ABD ara seçimlerinin sonuçları, dünya genelinde siyasi dengeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Özellikle Demokratların Kongre'nin iki kanadındaki kontrolü kaybetmesi halinde, Biden yönetiminin iç ve dış politika gündemi ciddi şekilde sekteye uğrayabilir. Ukrayna'ya askeri yardım, Çin'e karşı ticaret politikaları ve iklim değişikliği ile mücadele gibi kritik başlıklar, Kongre'nin onayına bağlı olduğu için seçim sonuçları küresel etkiler doğuracaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimler, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkilemese de dolaylı yansımaları olabilir. Demokratların mevcut Kongre yapısını koruması, Biden yönetiminin Türkiye'ye yönelik politikalarında süreklilik anlamına gelirken; Cumhuriyetçilerin kontrolü ele geçirmesi durumunda özellikle Savunma Bakanlığı bütçesi ve F-35 süreci gibi konularda farklı bir yaklaşım izlenebilir. Ayrıca seçim sonuçları, ABD'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarına da etki ederek Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını ilgilendiren gelişmelere yol açabilir.