ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE), ajans tarihinde tartışmalı bir satın almaya imza atarak, gözaltındaki göçmenleri ve direnç gösteren protestocuları kontrol altına almak amacıyla kullanılacağı belirtilen ağrı verici elektroşok eldivenlerinden 6.000 çift satın almak üzere 16,7 milyon dolarlık bir sözleşme imzaladı. Söz konusu karar, insan hakları örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun itirazlarına rağmen uygulamaya konuldu. ICE yetkilileri, eldivenlerin yalnızca kaçmaya çalışan veya fiziksel olarak direnen kişilere karşı son çare olarak kullanılacağını savunurken, eleştirmenler bu uygulamanın göçmenlere yönelik şiddet eğilimini artıracağı ve işkenceye varabilecek istismarlara kapı aralayacağı uyarısında bulunuyor.
Teknoloji ve Satın Alma Süreci
Elektroşok eldivenleri, bilek bölgesine yerleştirilen bir pil ve iletken kumaştan oluşan, temas anında yüksek voltajlı, düşük amperli elektrik akımı vererek kişide şiddetli ağrı ve geçici kas felci oluşturan bir cihaz olarak tanımlanıyor. Üretici firma, ürünün ölümcül olmadığını ancak etkili bir caydırıcı olduğunu belirtiyor. ICE, sözleşmeyi 5 Şubat 2024 tarihinde, tek bir tedarikçi üzerinden ve ihale süreci hızlandırılarak sonuçlandırdı. Bu durum, kamuoyunda satın alma sürecinin usulsüz olduğu ve şeffaflık ilkesine aykırı davranıldığı yönünde yorumlara neden oldu.
Göçmen hakları savunucuları, CBP'nin (Sınır ve Gümrük Koruma) geçtiğimiz yıllarda benzer şok cihazlarını kullanmaya başlamasının ardından ICE'in bu adımının, ABD'nin göçmenlere yönelik muamelesinde giderek sertleşen bir politika izlediğinin göstergesi olduğunu ifade ediyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu tür cihazların göçmenlik gözaltı merkezlerinde kullanılması, orantısız güç kullanımına ve sistematik insan hakları ihlallerine zemin hazırlayacaktır. Bu satın almanın derhal durdurulması gerekiyor" dedi.
Küresel İnsan Hakları Tartışması ve Yansımaları
ICE'in bu kararı, yalnızca ABD içinde değil, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) sözcüsü, elektroşok eldivenlerinin "işkence veya kötü muamele aracı olarak değerlendirilebileceğini" belirterek, ABD'yi bu satın almayı gözden geçirmeye çağırdı. Avrupa Parlamentosu'ndan bazı üyeler de konuyu gündeme taşıyarak, ABD'nin göç politikalarındaki sertleşmenin Batı dünyasında endişe yarattığını dile getirdi. Özellikle sığınmacı krizleriyle boğuşan Avrupa ülkeleri, bu tür teknolojilerin kendi ülkelerindeki göçmen merkezlerine de sıçrayabileceği kaygısını taşıyor.
Bu gelişme, göçmenlere yönelik muamelede teknolojik araçların kullanımının etik sınırlarına ilişkin küresel bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Bazı güvenlik uzmanları, eldivenlerin potansiyel olarak aşırı güç kullanımına yol açabileceğini ve bu durumun ABD'nin uluslararası alandaki imajına zarar verebileceğini ifade ediyor. Öte yandan, bu tür cihazların göçmenlik bürokrasisinde iş yükünü azaltacağını savunanlar da mevcut. Ancak insan hakları örgütleri, teknolojinin kolaylaştırıcı değil, aksine şiddet eğilimini artırıcı bir unsur olarak kullanılma riskine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmenin Türkiye'yi doğrudan etkilemesi beklenmemekle birlikte, küresel göçmen politikaları bağlamında önemli bir emsal oluşturması açısından yakından izlenmelidir. Türkiye, halen dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, ABD'deki bu tür uygulamalar Avrupa'ya ve bölge ülkelerine de örnek teşkil edebilir. Türkiye'nin sınır güvenliği ve göç yönetimi politikalarını insan hakları standartları çerçevesinde şekillendirme konusundaki duyarlılığı, bu tür tartışmalı teknolojilerin benimsenmesine karşı duruşunu güçlendirebilir. Ayrıca, AB-Türkiye göç anlaşması gibi mekanizmalar üzerinden Avrupa'nın göç politikalarındaki olası sertleşme eğilimleri, Türkiye'nin uluslararası göç yönetimindeki rolünü daha da kritik hale getirebilir.