ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde, ülkenin önde gelen iki siyasi tahmincisi, Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kesin olarak, Senato'yu ise muhtemelen kazanacağını öngörüyor. Cumhuriyetçilerin kayıplarını sınırlamak için güvendiği savunma hatlarının ise tutmadığı belirtiliyor. Bu değerlendirme, seçim atmosferinin Cumhuriyetçiler açısından giderek zorlaştığını gösteriyor.
Seçim Tahminleri ve Siyasi Atmosfer
ABD siyasetinin nabzını tutan deneyimli gazeteci Mark Z. Barabak, kaleme aldığı analizde, ülkenin en saygın iki seçim tahmincisinin görüşlerine yer veriyor. Buna göre, Demokrat Parti, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirmeye çok yakın. Senato'da ise yarış başa baş olsa da, Demokratların üstünlük sağlama ihtimali giderek artıyor. Cumhuriyetçilerin, özellikle sosyal ve ekonomik konularda yürüttüğü kampanyaların seçmen nezdinde yeterince karşılık bulmadığı ifade ediliyor.
Ara seçimler, ABD Başkanı Joe Biden'ın görev süresinin ilk iki yılının ardından yapılacak. Tarihsel olarak, iktidardaki partiler ara seçimlerde genellikle koltuk kaybeder. Ancak bu kez, Yüksek Mahkeme'nin kürtaj hakkını ortadan kaldıran kararı ve ekonomik belirsizlikler, Demokratların motivasyonunu artırmış durumda. Cumhuriyetçiler ise enflasyon ve suç oranlarındaki artışı öne çıkararak seçmeni ikna etmeye çalışıyor. Ancak anketler, Cumhuriyetçilerin bu stratejisinin beklenen etkiyi yaratmadığını gösteriyor.
Seçim tahmincileri, Cumhuriyetçilerin özellikle banliyölerde ve kadın seçmenler arasında destek kaybettiğini vurguluyor. Ayrıca, eski Başkan Donald Trump'ın etkisi ve partideki aşırı kanadın söylemleri, ılımlı seçmenleri uzaklaştırabiliyor. Demokratlar ise sağlık, iklim değişikliği ve demokrasinin korunması gibi temalar etrafında birleşiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'deki ara seçim sonuçları, sadece ülke içi siyaseti değil, küresel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Kongre'nin kontrolünün değişmesi, Başkan Biden'ın yasama ajandasını zora sokabilir. Özellikle Ukrayna'ya askeri ve mali yardım, iklim değişikliğiyle mücadele ve ticaret politikaları gibi konularda Cumhuriyetçilerin kontrolündeki bir Kongre, Beyaz Saray'ın elini zayıflatabilir. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ABD'nin uluslararası taahhütlerindeki istikrarı yakından izliyor. NATO'nun güney kanadı ve Orta Doğu'daki güvenlik mimarisi açısından da seçim sonuçları belirleyici olacak.
Öte yandan, ABD ekonomisi küresel piyasalar için hâlâ lokomotif konumunda. Seçim belirsizliği, özellikle dolar ve tahvil piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir. Fed'in faiz politikaları ve enflasyonla mücadele stratejisi, seçim sonrası dönemde de gündemin merkezinde olacak. Cumhuriyetçilerin Kongre'yi ele geçirmesi halinde, hükümet harcamalarında kesintiye gitme ve borç tavanını pazarlık konusu yapma ihtimali, piyasalarda endişe yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türkiye-ABD ilişkileri açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Kongre'nin kontrolünün değişmesi, özellikle savunma işbirliği ve F-16 satışı gibi konularda Türkiye'nin pozisyonunu etkileyebilir. Cumhuriyetçilerin güçlenmesi, Türkiye'ye yönelik eleştirel tutumun artmasına yol açabilir; zira Kongre'de Türkiye karşıtı lobiler her iki partide de etkili. Öte yandan, Biden yönetiminin zayıflaması, Türkiye'nin bölgesel hamlelerinde elini rahatlatabilir. Ancak ABD'nin küresel taahhütlerindeki istikrarsızlık, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki güç dengesini etkileyerek Türkiye'nin güvenlik hesaplarını yeniden şekillendirebilir.