ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin üzerinden beş yıl geçti. The New Yorker dergisinin kıdemli editörü ve Pulitzer ödüllü yazar Steve Coll, bu yıl dönümünün Kabil ve Washington'da ne anlama geldiğini sorguluyor. 31 Ağustos 2021'de son ABD askerinin Kabil'den ayrılmasıyla sona eren 20 yıllık savaşın mirası, hem Afganistan'da hem de uluslararası toplumda hâlâ derin izler bırakmış durumda. Taliban'ın yeniden iktidara gelmesi, milyonlarca insanın insani krizle yüzleşmesi ve ABD'nin dış politika kararlarının sorgulanması, bu beş yılın öne çıkan gelişmeleri arasında yer alıyor.
Kabil'deki Durum: Taliban Yönetimi ve İnsani Kriz
Taliban, Ağustos 2021'de başkent Kabil'i ele geçirdikten sonra ülkenin kontrolünü tamamen ele aldı. Ancak bu süre zarfında ne uluslararası toplum tarafından resmi olarak tanındı ne de ülke içinde istikrarı tam anlamıyla sağlayabildi. Afganistan, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler verilerine göre, ülke nüfusunun yaklaşık üçte ikisi (yaklaşık 30 milyon kişi) ciddi gıda yetersizliğiyle mücadele ediyor. BM, insani yardım için 3.06 milyar dolarlık bir fon çağrısı yapmış durumda, ancak bu fonun yalnızca üçte birinden azı toplanabildi.
Kadınlar ve kız çocukları Taliban yönetimi altında en çok mağdur olan kesimler arasında. Kızların ortaokul ve lise eğitimine devam etmesi yasaklandı, kadınların kamu görevlerinde çalışmaları engellendi ve kamusal alanda varlıkları kısıtlandı. BM İnsan Hakları Konseyi'nin son raporları, Taliban'ın kadınlara yönelik kısıtlamalarının 'apartheid' benzeri bir sisteme dönüştüğünü ve bunun uluslararası hukuk kapsamında suç teşkil edebileceğini vurguluyor.
Güvenlik açısından ise Taliban'ın yönetimi, IŞİD'in Horasan kolu (IŞİD-K) gibi rakip grupların saldırılarına karşı koymakta zorlanıyor. Ülke genelinde özellikle Şii nüfusun yoğun olduğu bölgelerde bombalı saldırılar devam ediyor. Taliban'ın sert şeriat uygulamaları ve yetersiz kamu hizmetleri, halk arasında memnuniyetsizliği artırıyor. Ancak batılı ülkelerin çoğu, Taliban'ı resmi olarak tanımak yerine, siyasi ve insani diyalog kurmayı tercih ediyor.
Washington'daki Yansımalar: Dış Politika Tartışmaları
ABD'de ise Afganistan'dan çekiliş, hâlâ sıcak bir tartışma konusu. Dönemin Başkanı Joe Biden'ın kararı, hem Cumhuriyetçiler hem de bazı Demokratlar tarafından eleştirilmişti. Özellikle 2021'deki kaotik tahliye sürecinde 13 ABD askerinin hayatını kaybetmesi, kamuoyunda derin bir travma yaratmıştı. Steve Coll, bu yıl dönümünün ABD'nin 'sonsuz savaşlar' dönemine dair bir muhasebe fırsatı sunduğunu belirtiyor.
Afganistan'da doğrudan askeri varlık sona ermiş olsa da, ABD'nin bölgedeki etkisi azalmış değil. ABD ordusu, Afganistan'ın komşularında askeri üsler kurarak drone operasyonları düzenlemeye devam ediyor. Bununla birlikte, ABD yönetimi Afganistan'ın dondurulmuş merkez bankası rezervlerinin (toplam 7 milyar dolar) önemli bir kısmını elinde tutuyor. Bu fonların Taliban yönetimine iade edilmesi, uzun süredir tartışılan bir konu.
Çekiliş kararı, ABD'nin uluslararası itibarı üzerinde de etkili oldu. NATO müttefikleri, ABD'nin kararını 'kendi başına' almış olmasından rahatsızlık duydu. Bu durum, Avrupa'da stratejik özerklik tartışmalarını körükledi. ABD'nin güvenilirliği, Tayvan ve Ukrayna gibi bölgelerde Çin veya Rusya'ya karşı benzer bir 'terk ediş' senaryosu yaşanıp yaşanmayacağı sorusunu gündeme getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'ın istikrarsızlığı, Türkiye için güvenlik ve göç risklerini büyütüyor. 2010'larda olduğu gibi Afganistan'dan gelebilecek olası göç dalgaları, Türkiye'nin sınır güvenliği ve göç yönetimi kapasitesini zorlayabilir. Türkiye, Taliban yönetimiyle diplomatik ilişkilerini sürdürüyor ancak terörle mücadelede etkin işbirliği sağlanamaması, PKK ve uzantılarının Kuzey Irak'tan Afganistan'a sızma çabalarını artırabilir. Ayrıca, bölgedeki jeopolitik boşluğu Pakistan ve İran doldurmaya çalışıyor; bu durum Orta Asya'ya açılan koridorlarda Türkiye'nin ekonomik ve stratejik çıkarlarını tehdit ediyor. Türkiye, ilerleyen dönemde Kabil ile insani ve ekonomik bağlarını derinleştirirken, bölgesel güvenlik mimarisinde yer almak için diplomatik inisiyatifler geliştirebilir.