ABD'nin Afganistan'dan askerlerini çekmesinin üzerinden beş yıl geçti. Bu süre zarfında, hem Afganistan'da kalan Afganlar hem de ABD'ye sığınan Afganlar için tablo giderek ağırlaştı. Trump yönetimi, Afganları sınır dışı etmek ve yeni mültecilerin gelişini engellemek için çeşitli yöntemlere başvururken, Taliban'ın yönetimindeki Afganistan'da insani kriz derinleşiyor.
ABD'deki Afganların karşılaştığı zorluklar
ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve gelmesiyle birlikte, Afgan mültecilere yönelik politikalar sertleşti. Özellikle, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi sırasında tahliye edilen ve özel göçmen vizesi (SIV) ile ülkeye kabul edilen Afganlar, şimdi sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya. Trump yönetimi, bu kişilerin ABD'de kalma statülerini gözden geçirmekte ve bazılarının ülkeye girişini engellemektedir.
Ayrıca, ABD'de yaşayan Afgan toplumu, aile birleşimi ve mülteci kabulü konusunda büyük engellerle karşılaşıyor. Yeni mülteci akışının durdurulması, Afganistan'da ABD'ye sığınma başvurusunda bulunacak birçok kişi için umutların tükenmesi anlamına geliyor. Bu durum, ABD'nin Afgan müttefiklerine verdiği sözleri tutamadığı eleştirilerini güçlendiriyor.
Afganistan'da derinleşen insani kriz
Afganistan'da ise Taliban'ın yönetimi altında insani durum vahim. Ekonomik çöküş, uluslararası yardımların kesilmesi ve kadın haklarındaki kısıtlamalar, milyonlarca Afganı yoksulluğun eşiğine getirdi. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Afgan nüfusunun büyük bir bölümü insani yardıma muhtaç durumda. Kız çocuklarının ortaokul ve lise eğitiminden men edilmesi, ülkenin geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.
ABD'nin çekilme kararının ardından, ülkede ortaya çıkan güç boşluğu, terör örgütlerinin yeniden güçlenmesine zemin hazırladı. Özellikle DEAŞ Horasan kolu (IŞİD-K), Afganistan'da saldırılarını artırarak bölgesel güvenliği tehdit ediyor. Ayrıca, Pakistan sınırındaki belirsizlik ve Taliban'ın bazı gruplara desteği, bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştiriyor.
Küresel boyut ve uluslararası toplumun rolü
Afganistan'daki durum, yalnızca ABD'yi değil, tüm uluslararası toplumu ilgilendiriyor. Sığınmacı akınları, Pakistan ve İran gibi komşu ülkelerin yükünü artırırken, Avrupa ülkeleri de yeni mülteci dalgalarına karşı tedbirler alıyor. ABD'nin askeri çekilmesi, ülkenin yeniden inşası için atılması gereken adımları da olumsuz etkiledi. Uluslararası toplum, Taliban'la diplomatik ilişkilerin nasıl yürütüleceği konusunda henüz bir mutabakata varamadı.
ABD'nin Afganistan'dan çekilişi, aynı zamanda Biden döneminden Trump dönemine geçişte dış politika önceliklerinin nasıl değiştiğini de gösteriyor. Biden yönetimi, özellikle Afgan mültecilerin tahliyesi ve yeniden yerleştirilmesi konusunda büyük bir operasyon yürütmüştü. Ancak Trump yönetimi, bu politikaların çoğunu geri çevirerek, göçmen karşıtı söylemini ön plana çıkardı. Bu durum, Afgan mültecilerin ABD'deki geleceğini belirsizleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgede oluşan güç boşluğu, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Afganistan'da istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunurken, aynı zamanda Taliban yönetimiyle ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. Ayrıca, Afgan göçmen akını konusunda Türkiye, özellikle İran üzerinden gelen düzensiz göçe karşı sınır güvenliğini artırma ihtiyacı duyuyor. Bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle Türkiye'nin, Afganistan'daki gelişmeleri yakından takip etmesi ve bölgesel iş birliğini güçlendirmesi gerekiyor.