ABD Adalet Bakanlığı, federal savcılara 'doğum turizmi' (birth tourism) olarak bilinen ve yabancı hamile kadınların çocuklarını ABD'de doğurarak vatandaşlık kazanmalarını sağlayan uygulamaya yönelik soruşturmalara öncelik verilmesi talimatını gönderdi. Bu talimat, Yüksek Mahkeme'nin 6'ya 3 oy aldığı ve ABD'de doğan hemen herkesin vatandaşlık hakkını teyit eden kararından saatler sonra geldi. Adalet Bakanlığı'nın direktifi, özellikle Çin, Rusya ve Türkiye gibi ülkelerden gelen hamile kadınların ABD'ye seyahat ederek doğum yapmasını organize eden şirketlere yönelik operasyonları hızlandırmayı amaçlıyor.
Yüksek Mahkeme kararı ve doğum turizmi
Yüksek Mahkeme'nin son kararı, ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'nde yer alan ve ABD'de doğan herkesin vatandaş olduğu kuralını bir kez daha onayladı. Mahkeme, bu hakkın yalnızca diplomatik dokunulmazlığı olanların çocukları için geçerli olmadığını belirtti. Karar, göçmen karşıtı grupların ve bazı muhafazakar eyaletlerin itirazlarına rağmen geldi. Doğum turizmi sektörü, özellikle California, Texas ve Florida gibi eyaletlerde yoğunlaşmış durumda. Adalet Bakanlığı, bu uygulamanın vize dolandırıcılığı ve göçmenlik yasalarının ihlali anlamına geldiğini savunuyor. Bakanlık, 2021'den bu yana bu tür operasyonlara yönelik 80'den fazla soruşturma başlattığını açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Doğum turizmi, ABD'nin yanı sıra Kanada, İngiltere gibi ülkelerde de tartışma konusu. ABD, dünyada doğumda vatandaşlık veren az sayıdaki gelişmiş ülkeden biri. Çin ve Rusya'dan gelen talebin yüksek olduğu bu uygulama, yılda ortalama 40 bin bebeğin ABD vatandaşı olmasına yol açıyor. Adalet Bakanlığı'nın yeni talimatı, özellikle Çinli şirketlere yönelik operasyonları artıracak. ABD İç Güvenlik Bakanlığı da doğum turizmi amaçlı seyahatleri tespit etmek için vize başvurularında daha sıkı kontroller yapmaya başladı. Uzmanlar, bu hamlenin Trump döneminde başlatılan göçmenlik karşıtı politikaların bir devamı olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'den ABD'ye doğum turizmi amacıyla gidenlerin sayısının sınırlı olması nedeniyle doğrudan bir etki yaratmasa da, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki katılaşmanın bir göstergesi olarak önem taşıyor. Türk vatandaşlarının ABD vizesi almakta zorlandığı bir dönemde, bu tür uygulamaların sıkılaştırılması, Türkiye-ABD ilişkilerinde ek bir gerilim kaynağı olabilir. Ayrıca, ABD'nin bu hamlesi, Türkiye'deki benzer uygulamalara (örneğin Türkiye'de doğan yabancı çocukların vatandaşlık hakkı) yönelik tartışmaları da etkileyebilir. Küresel ölçekte, doğumda vatandaşlık hakkının sorgulanması, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası hukuk normlarına yönelik bir meydan okuma olarak değerlendirilebilir.