Trump yönetimi, Kaliforniya eyaletini seçmen kayıtlarında yasadışı göçmenlerin bulunmasına izin vermekle suçlayarak federal dava açtı. Adalet Bakanlığı tarafından açılan dava, 6 Kasım ara seçimlerinden sadece haftalar önce gelirken, çeşitli eyaletlerde yasadışı göçmenlerin oy kullandığına dair daha önce çürütülmüş iddiaları takip ediyor. Dava, Kaliforniya'nın federal seçmen kayıt formundaki vatandaşlık onayı gerekliliğini gevşettiği iddiasına dayanıyor.
Davanın Arka Planı ve Hukuki Dayanaklar
Adalet Bakanlığı, Kaliforniya'nın 2015 yılında kabul ettiği ve eyalet genelinde seçmen kayıtlarını otomatik hale getiren yasasının, federal Ulusal Seçmen Kayıt Yasası'nı (NVRA) ihlal ettiğini öne sürüyor. Bakanlık, eyaletin seçmen kayıt formunda vatandaşlık durumunu sorgulama zorunluluğunu kaldırdığını ve bunun yasadışı göçmenlerin kayıt olmasına kapı araladığını savunuyor. Ancak Kaliforniya yetkilileri, sistemin federal yasalara uygun olduğunu ve vatandaşlık doğrulamasının eyalet kimlik kartı veya ehliyet başvurusu sırasında yapıldığını belirtiyor. Dava, Adalet Bakanlığı'nın Sivil Haklar Bölümü tarafından yürütülüyor ve federal mahkemede görülecek. Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana seçmen sahtekarlığı iddialarını sık sık gündeme getiriyor, ancak bağımsız araştırmalar ve mahkemeler bu iddiaları defalarca reddetti. 2017'de kurulan ve Başkan Trump'ın seçmen sahtekarlığı komisyonu, somut kanıt bulamayınca dağıtılmıştı. Benzer davalar, Texas ve Georgia gibi Cumhuriyetçi yönetimlerdeki eyaletlerde de açılmış, ancak bu davalar genellikle seçmen hakları savunucuları tarafından geri çevrilmişti. Kaliforniya, 39 milyon nüfusuyla ABD'nin en kalabalık eyaleti ve seçmen sayısı bakımından da ülkenin en büyük seçmen kitlesine sahip. Eyalet, 2016 seçimlerinde Hillary Clinton'a büyük farkla destek vermişti. Uzmanlar, davanın ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi seçmen tabanını harekete geçirmeyi amaçlayan siyasi bir hamle olarak görülebileceğini belirtiyor. Adalet Bakanlığı sözcüsü, davanın seçim güvenliğini sağlamak için gerekli olduğunu söylerken, Kaliforniya Başsavcısı Xavier Becerra, davanın "temelsiz ve siyasi motivasyonlu" olduğunu açıkladı. Dava, federal seçmen kayıt yasalarının eyaletler tarafından nasıl uygulanacağı konusunda önemli bir emsal oluşturabilir. Ayrıca, göçmen hakları grupları, davanın göçmen toplulukları üzerinde caydırıcı etki yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Seçim Öncesi Siyasi Dengeler ve Olası Yansımalar
Dava, ABD'de ara seçimler yaklaşırken siyasi tansiyonun yükseldiği bir dönemde geldi. Cumhuriyetçiler, seçmen sahtekarlığı iddialarını uzun süredir dile getiriyor ve özellikle salıncak eyaletlerde bu konuyu kampanya malzemesi yapıyor. Demokratlar ise bu iddiaları seçmen baskısı olarak nitelendiriyor ve azınlık seçmenlerin oy kullanma hakkını kısıtlamaya yönelik bir çaba olarak görüyor. Kaliforniya, Demokratların kalesi olarak biliniyor ve eyaletin seçmen kayıt sistemi, ülke genelinde otomatik kayıt uygulayan en kapsamlı sistemlerden biri. Davanın, diğer eyaletlerde benzer yasaların çıkarılmasını teşvik edip etmeyeceği merak konusu. Öte yandan, federal mahkemenin vereceği karar, NVRA'nın yorumlanması açısından bağlayıcı olabilir. Seçim hukuku uzmanları, davanın uzun sürebileceğini ve ara seçimlerden önce sonuçlanmasının zor olduğunu belirtiyor. Yine de dava, seçmen güvenliği konusundaki tartışmaları alevlendirebilir ve her iki partinin tabanını sandığa gitmeye teşvik edebilir. Trump yönetimi, göçmen karşıtı politikalarını sürdürürken, bu dava da o politikaların bir parçası olarak görülüyor. Adalet Bakanlığı, son aylarda göçmen koruma statülerini kaldırma ve sınır güvenliğini artırma gibi adımlar atmıştı. Bu dava, yönetimin seçimlere müdahale etme çabası olarak yorumlanabilir. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, davanın "seçmenleri korkutma" amacı taşıdığını söyledi. Seçmen hakları örgütleri, davanın geri çekilmesi için kampanya başlattı. Önümüzdeki günlerde, dava ile ilgili ilk duruşmanın tarihi açıklanacak. Kamuoyu yoklamaları, seçmenlerin çoğunluğunun seçmen sahtekarlığının yaygın olmadığına inandığını gösteriyor, ancak Cumhuriyetçi seçmenlerin önemli bir kısmı bu konuda endişeli. Bu nedenle dava, seçim sonuçlarını doğrudan etkilemese de siyasi söylemi şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de seçmen kayıtlarına ilişkin bu dava, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'deki göçmen karşıtı politikaların ve seçim güvenliği tartışmalarının küresel yansımaları önem taşıyor. Türkiye, ABD ile göçmenlik ve güvenlik konularında işbirliği yapıyor; ancak bu tür davalar, ABD'nin iç siyasetindeki kutuplaşmayı derinleştirerek dış politikada öngörülemezlik yaratabilir. Ayrıca, otomatik seçmen kaydı gibi uygulamalar, Türkiye'deki seçim sistemi tartışmalarına dolaylı da olsa ışık tutabilir. Türk dış politikası açısından, ABD'nin iç meselelerine odaklanması, Suriye, İran ve Doğu Akdeniz gibi bölgesel konularda işbirliği kapasitesini sınırlayabilir. Bu nedenle gelişmeyi, ABD'nin iç siyasi dinamiklerinin küresel istikrar üzerindeki etkisi bağlamında izlemek gerekiyor.