Eski Başkan Donald Trump'ın kıdemli danışmanlarından David Urban, ABD Adalet Bakanlığı'nın (DOJ) kısa süre önce kaldırdığı 1.776 milyar dolarlık "anti-silahlanma" fonunu Pazartesi günü sert bir dille eleştirerek bu girişimin "kaybeden bir fikir" olduğunu söyledi. Biden yönetimi, haksız yere soruşturulduğunu veya yargılandığını iddia eden kişilere tazminat ödemeyi amaçlayan bu fonu geçtiğimiz günlerde yürürlükten kaldırdı. Fonun adındaki 1.776 sayısı, ABD'nin bağımsızlığını ilan ettiği 1776 yılını sembolize ediyor ve bu da eleştirilere ayrı bir boyut kazandırıyor.
Biden yönetiminin tartışmalı fon hamlesi
ABD Adalet Bakanlığı tarafından oluşturulan 1.776 milyar dolarlık fon, özellikle Trump döneminde açılan soruşturmalar ve davalar nedeniyle mağdur olduğunu düşünen kişilere maddi destek sağlamak amacıyla tasarlanmıştı. Ancak fon, kısa sürede siyasi bir tartışma konusu haline geldi. Cumhuriyetçiler, bu fonun Demokratların siyasi rakiplerini susturmak için kullanılacağını öne sürerken, bazı hukuk uzmanları da fonun anayasal ve etik açıdan sorunlu olduğunu belirtti. Urban, Fox News'e verdiği röportajda, "Bu fon, hukukun üstünlüğünü zayıflatmaktan başka bir işe yaramazdı. Adalet Bakanlığı'nın siyasi bir silah haline gelmesine izin vermek, Amerikan demokrasisi için büyük bir tehdittir" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Fonun kaldırılması, sadece ABD iç siyasetinde değil, uluslararası alanda da yankı buldu. Özellikle Avrupa ve Asya'daki bazı hükümetler, ABD'de hukukun üstünlüğüne yönelik endişelerini dile getirmişti. Uzmanlar, bu tür fonların yargı bağımsızlığını zedeleme potansiyeline dikkat çekerek, ABD'nin küresel imajına zarar verebileceğini belirtiyor. Öte yandan, Trump yanlıları, fonun kaldırılmasını bir zafer olarak nitelendirirken, Demokratlar ise bu kararın mağdurları yarı yolda bıraktığını savunuyor. Konuyla ilgili olarak Beyaz Saray Sözcüsü yaptığı açıklamada, fonun kaldırılmasının yasal ve mali gerekçelere dayandığını ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli bir anlam taşıyor. ABD'de yargının siyasallaşması ve hukuki süreçlerin tartışmalı hale gelmesi, Türk dış politikasında ABD'ye olan güveni etkileyebilir. Özellikle Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması, S-400 krizi ve YPG/PKK konularında ABD ile yaşadığı anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, ABD'deki hukuki istikrarsızlık Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde daha temkinli bir yaklaşım benimsemesine yol açabilir. Ayrıca, bu tür gelişmelerin Amerikan siyasetindeki kutuplaşmayı artırması ve küresel düzeyde ABD'nin liderlik rolünü sorgulatması, çok kutuplu dünya düzeninde Türkiye gibi bölgesel aktörlerin elini güçlendirebilir. Ancak doğrudan bir etkiden söz etmek için henüz erken.