ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE), son iki hafta içinde Texas'ın Houston kenti ve Maine'in Biddeford kentinde düzenlediği operasyonlarda iki kişinin ölümüne neden oldu. Houston'da 38 yaşındaki Meksika vatandaşı Jorge García, ailesinin gözü önünde vuruldu; Biddeford'da ise 47 yaşındaki bir kişi, ICE ajanlarının evine düzenlediği baskın sırasında hayatını kaybetti. Olaylar, federal göçmenlik biriminin kullandığı orantısız güç ve şeffaflık eksikliğine dair soru işaretlerini artırdı. Şimdiye dek ICE, bu tür ölümlerle ilgili bağımsız bir soruşturmayı kabul etmiş değil ancak gözlemciler, federal kurumun kendisini diğer kolluk birimlerinin tabi olduğu anayasal ve mesleki standartlarla aynı seviyeye çekmesi için bağımsız bir denetim mekanizmasının kurulması gerektiğini vurguluyor.
Artan şiddet ve denetim boşluğu
ICE'nin son iki yılda gerçekleştirdiği operasyonlarda ölü sayısı giderek artıyor. 2023'te sadece Texas'ta en az 7 kişi ICE ajanlarının ateşiyle hayatını kaybetti. Kurum, bu olayların çoğunda 'meşru müdafaa' savunması yaparken, bağımsız soruşturma talepleri reddediliyor. Houston'daki olayda, García'nın ailesi ajanların uyarı yapmadan ateş açtığını iddia ediyor. Biddeford'daki baskında ise komşular, ajanların evin içinde bir çatışma yaşandığını söylüyor ancak resmi rapordan başka bir bilgi yok. ICE, bu tür olaylarda kendi amirlerinin yürüttüğü iç soruşturmalarla yetinirken, sivil denetim mekanizmaları yalnızca bazı şehirlerde kurulmuş durumda. Örneğin, 2021'de kurulan ICE Gözetim Kurulu (ICE Board) yalnızca üç büyük şehirde faaliyet gösteriyor ve federal düzeyde bağlayıcı karar alma yetkisine sahip değil.
Ulusal ve uluslararası yansımalar
Bu ölümler, sadece ABD'de değil, uluslararası alanda da yankı uyandırıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, ICE operasyonlarının 'aşırı güç kullanımı' açısından incelenmesini talep ederken, Meksika Dışişleri Bakanlığı Houston'daki ölümle ilgili kendi soruşturmasını başlattı. Özellikle bağımsız denetim tartışmaları, ABD'nin göçmenlik politikasına dair küresel algıyı şekillendiriyor. Federal hükümetin kendisini bağımsız bir denetime açması, sadece bu tür olayların tekrarlanmasını önlemekle kalmayacak, aynı zamanda kamuoyunun güvenini tazeleyecek bir adım olarak görülüyor. Ancak ICE yönetimi, bağımsız denetimin 'operasyonel esnekliği sınırlayacağı' gerekçesiyle karşı çıkıyor. Gözlemciler, bu tutumun ABD'nin hukuk devleti ilkelerine verdiği zararın altını çiziyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki ICE operasyonlarının doğrudan tarafı olmasa da, bu gelişmeler küresel göçmenlik politikaları ve uluslararası insan hakları normları açısından önem taşıyor. Türkiye, yakın coğrafyasında göçmen krizleriyle sıklıkla karşılaşan bir ülke olarak, kolluk güçlerinin orantısız güç kullanımına karşı denetim mekanizmalarının önemini yakından izliyor. Özellikle ABD'de bağımsız bir ICE denetiminin kurulması, uluslararası insan hakları standartlarının güçlenmesine katkı sunabilecek bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, bu tür olaylar ABD-Türkiye arasında göçmenlik ve güvenlik işbirliğini dolaylı olarak etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendirilebilir.