Washington, Avrupa Birliği'ni (AB) yeşil raporlama kuralları konusunda resmi olarak uyardı ve Brüksel'in geçen yıl imzalanan transatlantik ticaret anlaşması kapsamındaki taahhütlerini hâlâ yerine getirmediğini belirtti. ABD Ticaret Temsilciliği (USTR) tarafından yapılan açıklamada, AB'nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) ve ilgili düzenlemelerinin, Amerikan şirketleri için ağır yükümlülükler getirdiği ve bu durumun iki taraf arasındaki ticaret dengesini olumsuz etkilediği ifade edildi. ABD'li yetkililer, AB'nin söz konusu anlaşmada taahhüt ettiği uyumlaştırma ve basitleştirme adımlarını atmayarak 'haksız rekabet' yarattığını savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Geçen yıl imzalanan ABD-AB Ticaret ve Teknoloji Konseyi (TTC) kapsamında, iki taraf yeşil dönüşüm politikalarında iş birliğini güçlendirme sözü vermişti. Özellikle sürdürülebilirlik raporlaması alanında ortak standartlar geliştirilmesi ve şirketlerin uyum maliyetlerinin azaltılması hedefleniyordu. Ancak AB, 2023'te yürürlüğe giren CSRD ile büyük ölçekli şirketlere geniş kapsamlı çevresel ve sosyal raporlama zorunluluğu getirdi. ABD'li iş dünyası temsilcileri, bu düzenlemenin özellikle Avrupa'da faaliyet gösteren Amerikan şirketlerine ek maliyetler bindirdiğini ve ABD'nin 'yeşil korumacılık' olarak nitelendirdiği uygulamaların arttığını dile getiriyor.
ABD Ticaret Bakanlığı yetkilileri, CSRD'nin yanı sıra AB'nin karbon sınırı düzenlemesi (CBAM) ve ormansızlaşma yönetmeliği gibi uygulamalarının da Amerikan ihracatını olumsuz etkilediğini belirtti. Washington, bu düzenlemelerin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı olduğunu iddia ediyor ve Brüksel'e karşı misilleme tedbirleri alma sinyali veriyor. Uzmanlar, bu gerilimin transatlantik ticaret ilişkilerinde yeni bir kriz başlatabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-AB arasındaki bu anlaşmazlık, yalnızca iki tarafı değil, küresel tedarik zincirlerini ve yeşil dönüşüm sürecini de yakından ilgilendiriyor. AB'nin sürdürülebilirlik raporlama standartları, dünya genelinde birçok ülkenin mevzuatına örnek teşkil ediyor. Ancak ABD'nin itirazı, bu standartların küresel ticarette uyumlaştırılmasının ne kadar zorlu olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle Çin ve diğer gelişmekte olan ekonomiler, bu tür düzenlemelerin ticari engel oluşturduğu gerekçesiyle AB'nin yeşil politikalarına eleştirel yaklaşıyor.
Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin, AB'nin iklim hedeflerini baltalama amacı taşımadığını, ancak ticari avantajları koruma arzusundan kaynaklandığını belirtiyor. Öte yandan AB, iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki kararlılığını sürdüreceğini ve raporlama kurallarının küresel şirketler için şeffaflık sağladığını savunuyor. Brüksel, ABD ile müzakerelerin süreceğini ancak temel ilkelerden ödün vermeyeceğini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile AB arasındaki bu ticari gerilim, Türkiye gibi AB ile Gümrük Birliği ilişkisi bulunan ve ABD ile serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürüten ülkeleri doğrudan etkileyebilir. Türk şirketleri, AB'nin yeşil raporlama kurallarına uyum sağlamak zorunda kalırken, bu durum ihracat maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, ABD'nin AB'ye yönelik olası misilleme tedbirleri, küresel ticaret ortamını olumsuz etkileyerek Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Ankara'nın, her iki tarafı da dengeleyen bir politika izlemesi ve yeşil dönüşüm sürecinde rekabetçiliğini koruyacak adımlar atması büyük önem taşıyor.