ABD ordusu, Yemen'deki İran destekli Husilere yönelik hava saldırılarının sekizinci gecesini tamamlarken, İran ise Basra Körfezi genelinde misilleme amaçlı askeri hareketlilik başlattı. Orta Doğu'da tırmanan bu gerilim, uluslararası deniz ticaret yollarını ve bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Saldırıların odağında, Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını durdurma hedefi yer alıyor. Ancak İran'ın buna yanıtı, gerilimi daha da artırmış durumda.
Gelişmenin arka planı
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamaya göre, son saldırı dalgasında Husilere ait radar sistemleri, füze rampaları ve insansız hava araçları hedef alındı. Operasyonlar, Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde ticari gemilere yönelik saldırılarını engellemeyi amaçlıyor. Husiler, Kasım 2023'ten bu yana İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına tepki olarak bölgedeki gemilere saldırı düzenliyor.
İran ise, ABD'nin bu saldırılarına karşılık olarak Basra Körfezi'nde askeri tatbikatlar başlattığını duyurdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı yakınlarında yeni füze sistemlerini konuşlandırdı. Bu hamle, küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik boğazda güvenlik endişelerini artırdı.
Uzmanlar, ABD'nin askeri operasyonlarının Husileri caydırmada yetersiz kaldığını, aksine İran'ı daha agresif bir tutuma ittiğini belirtiyor. Yemen'deki iç savaşın bir parçası olan bu çatışma, bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışmaların doğrudan etkisi, uluslararası deniz ticaretinde kendini gösteriyor. Birçok büyük nakliye şirketi, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı rotalarını iptal ederek Ümit Burnu'nu kullanmaya başladı. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere ve maliyet artışlarına yol açtı. Özellikle Asya-Avrupa arası ticarette navlun ücretleri %300'e varan oranlarda arttı.
Petrol fiyatları da gerilimden etkileniyor. Brent petrolün varil fiyatı, son bir haftada %5 artışla 85 doların üzerine çıktı. Analistler, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması durumunda fiyatların 100 doları aşabileceğini öngörüyor. Bu senaryo, küresel enflasyonist baskıları yeniden canlandırabilir.
Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, çatışmanın kendi topraklarına sıçramasından endişe ediyor. Her iki ülke de ABD ile koordineli bir şekilde hava savunma sistemlerini güçlendirme kararı aldı. Öte yandan Umman, arabuluculuk girişimlerini hızlandırdı ancak şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedilemedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Doğu'daki bu gerilimden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Kızıldeniz'deki ticaret yollarının sekteye uğraması, Türkiye'nin Asya ve Avrupa arasındaki ticaretini olumsuz etkiliyor. Özellikle Mersin ve İskenderun limanları üzerinden yapılan konteyner taşımacılığında aksamalar yaşanıyor. Ayrıca, İran'ın Basra Körfezi'ndeki askeri hareketliliği, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından risk oluşturuyor. Türkiye, doğalgaz ve petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü Körfez ülkelerinden karşılıyor. Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapanması, enerji maliyetlerini artırabilir. Dış politika açısından bakıldığında, Türkiye'nin hem ABD hem de İran ile dengeli ilişkiler kurma çabası zorlaşıyor. Ankara, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmemesi için diplomatik girişimleri destekliyor. Ancak, Rusya-Ukrayna savaşının ardından enerji kriziyle boğuşan Türkiye, yeni bir krizin ortasında kalmamak için dikkatli bir denge politikası izlemek zorunda.