ABD Deniz Kuvvetleri'nin Batı Pasifik'teki en büyük unsuru olan 7. Filo'nun faaliyet sahasında, Abraham Lincoln Uçak Gemisi Görev Grubu (CSG) geçtiğimiz hafta sonu Guam'da iki günlük liman ziyaretini tamamlayarak yeniden seyre başladı. Görev grubunda uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün yanı sıra en az bir kruvazör ve birkaç destroyer bulunuyor. Bu hareketlilik, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinin savunma ayağını oluşturan deniz unsurlarının bölgedeki varlığını sürdürdüğünü gösteriyor.
Bölgedeki ABD Deniz Varlığı ve Son Hareketlilik
Guam, ABD'nin Batı Pasifik'teki en önemli askeri üslerinden biri olarak stratejik bir konuma sahip. Abraham Lincoln CSG'nin buradaki iki günlük ziyareti, hem lojistik destek hem de personel dinlendirme amacı taşıyor. Görev grubunun Guam'dan ayrılmasının ardından hangi rotayı izleyeceği ve hangi tatbikatlara katılacağı henüz resmi olarak açıklanmadı. Ancak ABD 7. Filo'nun rutin operasyonları kapsamında Güney Çin Denizi ve Doğu Çin Denizi'nde serbest seyrüsefer harekatları düzenlemesi bekleniyor.
ABD 7. Filo, Japonya'nın Yokosuka üssünde konuşlu olup Hint-Pasifik bölgesinde yaklaşık 50-70 gemi, 150 uçak ve 20.000'den fazla personeli yönetiyor. Bölgedeki diğer önemli unsurlar arasında Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Filipinler ile yapılan ortak tatbikatlar yer alıyor. Son haftalarda bölgede artan gerilim, Kuzey Kore'nin füze denemeleri ve Çin'in Tayvan çevresindeki askeri aktiviteleriyle yakından ilişkili.
Batı Pasifik'te Güç Dengesi ve Bölgesel Aktörler
Batı Pasifik, ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetin en yoğun yaşandığı bölge. ABD'nin uçak gemisi görev gruplarını bölgede konuşlandırması, müttefiklerine güvence verirken Çin'e karşı caydırıcılık mesajı gönderiyor. Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması (PLAN) da son yıllarda bölgede artan sayıda tatbikat ve devriye faaliyeti yürütüyor. Tayvan Boğazı, Güney Çin Denizi ve Doğu Çin Denizi'ndeki bu karşılıklı hamleler, bölgesel istikrarı tehdit eden bir tırmanma riski taşıyor.
Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Filipinler gibi ABD müttefikleri, kendi deniz kuvvetlerini modernize ederek bölgesel güvenlik mimarisinde daha aktif rol alıyor. Özellikle Japonya, savunma bütçesini artırarak ve yeni gemiler inşa ederek Çin'in artan deniz gücüne karşı koymaya çalışıyor. Avustralya ise AUKUS anlaşması kapsamında nükleer denizaltı yeteneği kazanma sürecinde. Bu gelişmeler, Batı Pasifik'te çok katmanlı bir güç dengesinin oluştuğunu gösteriyor.
Öte yandan, Kuzey Kore'nin balistik füze denemeleri ve nükleer programı, bölgedeki gerilimi artıran bir diğer faktör. ABD 7. Filo, Kuzey Kore'ye karşı da hazırlıklı olduğunu göstermek için zaman zaman Güney Kore ve Japonya ile ortak tatbikatlar düzenliyor. Bu tatbikatlar, Pyongyang tarafından provokasyon olarak nitelendiriliyor ve tansiyonu daha da yükseltebiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Pasifik'teki ABD deniz hareketliliği, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel güç dengesi ve NATO içi dayanışma açısından dolaylı sonuçlar doğuruyor. ABD'nin askeri kaynaklarını Hint-Pasifik'e kaydırması, Avrupa-Atlantik bölgesindeki güvenlik yükünün Avrupalı müttefikler tarafından daha fazla paylaşılması gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Bu durum, Türkiye'nin NATO içindeki savunma harcamaları ve stratejik rolüne dair tartışmaları etkileyebilir. Ayrıca, Çin ile artan rekabet, Türkiye'nin ekonomik ve ticari ilişkilerinde denge politikası izlemesini zorlaştırabilir. Ankara, bir yandan ABD ile müttefiklik ilişkisini sürdürürken diğer yandan Çin ile Kuşak-Yol projesi gibi alanlarda işbirliğini geliştirmeye çalışıyor.