Birleşik Devletler, kuruluşunun 250. yıl dönümüne sadece bir ay kala, ülkenin geleceğine dair çarpıcı bir güvensizlik dalgasıyla karşı karşıya. Reuters ve Ipsos'un ortaklaşa gerçekleştirdiği yeni bir kamuoyu araştırması, Amerikan toplumundaki derin kutuplaşmayı gözler önüne seriyor: Ankete katılanların yüzde 40'ı, yani her 5 Amerikalıdan 2'si, ABD'nin önümüzdeki 250 yıl boyunca bir ulus olarak varlığını sürdürebileceğine inanmadığını belirtiyor. Araştırma, 12-16 Nisan 2025 tarihleri arasında 4.208 yetişkinle çevrim içi olarak yürütüldü ve sonuçlar yüzde 2'lik bir hata payına sahip olarak ülkenin mevcut ruh haline dair önemli bir gösterge sunuyor.
Derin Kutuplaşma ve Kurumlara Güvensizlik
Anketin en dikkat çekici bulgularından biri, ABD'nin kurucu belgeleri ve siyasi sistemine duyulan güvenin ciddi şekilde aşınmış olması. Katılımcıların yalnızca yüzde 46'sı, ülkenin bağımsızlık bildirgesi ve anayasasının Amerikan demokrasisini etkili bir şekilde temsil ettiğini düşünüyor. Bu oran, özellikle genç seçmenler ve azınlık gruplar arasında daha düşük seyrediyor. Öte yandan, siyasi parti bağlılığı da sonuçlara belirgin şekilde yansımış durumda. Cumhuriyetçilerin yüzde 56'sı ABD'nin 250 yıl daha dayanacağına inanırken, bu oran Demokratlarda yüzde 44'e, bağımsızlarda ise yüzde 38'e düşüyor. Anket aynı zamanda, Amerikan halkının yüzde 65'inin ülkedeki siyasi bölünmelerin son yıllarda derinleştiğini ve yüzde 58'inin bu durumu 'tehlikeli' olarak nitelendirdiğini ortaya koyuyor.
Ekonomik kaygılar da bu karamsarlıkta önemli bir rol oynuyor. Ankete göre, Amerikalıların yüzde 52'si, mevcut ekonomik koşullar altında bir sonraki neslin kendilerinden daha kötü durumda olacağını düşünüyor. Özellikle enflasyon, yükselen konut fiyatları ve artan borç yükü, orta ve alt gelir gruplarında geleceğe dair umutsuzluğu besliyor. Ayrıca, Covid-19 pandemisi sonrası dönemde yaşanan enflasyonist baskılar ve tedarik zinciri sorunları, bu kaygıları daha da pekiştirmiş görünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD'nin Değişen Rolü
Bu iç kırılganlık, ABD'nin uluslararası alandaki etkisini de doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. ABD, Soğuk Savaş'tan bu yana küresel bir süper güç olarak varlığını sürdürürken, son on yılda Çin'in yükselişi, Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık gibi faktörlerle karşı karşıya. Anket, Amerikan halkının yalnızca yüzde 36'sının ABD'nin küresel liderliğini sürdürebileceğine inandığını gösteriyor. Bu oran, 2010'lardaki benzer anketlerde yüzde 50'nin üzerindeydi. Uzmanlar, bu düşüşün, çok taraflı kurumların aşınması ve iç siyasi kutuplaşmanın dış politikaya yansımasıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor. Örneğin, NATO'ya yönelik destek anketlerde düşüş gösterirken, ABD'nin askeri ittifaklara katılımını sorgulayan sesler yükseliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu derin kutuplaşma ve iç güvensizlik, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek birkaç önemli sonuç doğuruyor. Öncelikle, Washington'un iç siyasi istikrarsızlığı, Suriye, Doğu Akdeniz ve Kafkaslar gibi bölgesel krizlerde daha öngörülemez bir dış politika izlemesine neden olabilir. Bu da Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit edebilecek ani kararlar veya yaptırım adımlarının gündeme gelmesi riskini artırıyor. İkinci olarak, ABD ekonomisindeki belirsizlik, küresel piyasaları ve Türk lirasının istikrarını olumsuz etkileyebilir. Son olarak, ABD'nin NATO içindeki rolünün sorgulanması, Türkiye'nin ittifak stratejilerini yeniden gözden geçirmesini ve kendi savunma kapasitesini güçlendirmesini zorunlu kılıyor.