ABD'nin 250. kuruluş yıldönümüne sadece bir yıl kala, yeni bir anket çarpıcı bir ulusal ruh hali tablosu çiziyor: Amerikalıların çoğu, ülkesinin en iyi günlerinin geçmişte kaldığına inanıyor. 4 Temmuz 2026'da kutlanacak olan bu tarihi dönüm noktasına yaklaşırken, kamuoyu araştırmaları vatandaşların geleceğe dair umutlarının azaldığını, ancak kişisel düzeyde iyimserliğin sürdüğünü gösteriyor. Bu ikilem, Amerikan toplumunun kuruluş ideallerine olan bağlılığı ile mevcut siyasi ve ekonomik gerçeklikler arasında sıkışmış halini yansıtıyor.
Anketler ne söylüyor?
Axios ve Ipsos işbirliğiyle yapılan bir ankete göre, Amerikalıların yüzde 52'si ülkenin en iyi günlerinin geride kaldığını düşünüyor. Buna karşılık, yalnızca yüzde 28'i en iyi günlerin henüz gelmediğine inanıyor. Dikkat çekici bir şekilde, aynı katılımcıların yüzde 65'i kendi kişisel hayatları için iyimser olduklarını belirtiyor. Bu, ulusal umutsuzluk ile bireysel iyimserlik arasındaki keskin bir tezat oluşturuyor. Anket, siyasi kutuplaşma, enflasyon ve uluslararası itibar kaybı gibi faktörlerin bu karamsarlığı beslediğini ortaya koyuyor. Özellikle genç nesiller arasında, ekonomik fırsat eşitsizliği ve iklim değişikliği kaygıları ön planda.
ABD'nin 250. yılı kutlamaları, Biden yönetiminin 'America 250' adı verilen bir komisyonla planladığı büyük çaplı etkinlikleri içeriyor. Ancak, ülkenin başkenti Washington DC'deki Ulusal Alanda yapılacak törenler, bütçe kısıtlamaları ve siyasi tartışmalar nedeniyle şimdiden gölgelenmiş durumda. Beyaz Saray ve Kongre arasındaki anlaşmazlıklar, kutlamaların kapsamını ve ihtişamını etkileyebilir.
Küresel bir perspektif
ABD'nin bu içe dönük karamsarlığı, ülkenin uluslararası arenadaki rolünü de etkiliyor. Batı ittifakının lideri konumundaki ABD'nin kendi kimlik krizi yaşaması, dünya genelinde otoriter rejimlerin yükselişiyle birleşince, demokrasi ve liberal düzenin geleceği sorgulanıyor. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ABD'nin iç siyasi istikrarsızlığından endişe duyuyor. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi rakipler, bu durumu kendi çıkarları için bir fırsat olarak görüyor. ABD'nin 250. yılı, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda küresel bir gücün kendi kendini sorguladığı bir dönüm noktası olarak tarihe geçiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin en iyi günlerinin geride kaldığı algısı, Türkiye için hem risk hem de fırsat barındırıyor. Uzun süredir Washington ile inişli çıkışlı ilişkiler yürüten Ankara, bu dönemde ABD’nin daha içe dönük bir dış politika izlemesi halinde, NATO içindeki konumunu yeniden tanımlamak zorunda kalabilir. Öte yandan, ABD’nin küresel liderlikteki zayıflaması, Türkiye’nin Orta Doğu, Kafkasya ve Doğu Akdeniz’de bağımsız manevra alanını genişletebilir. Ancak, ekonomik istikrarsızlık ve enflasyonla mücadele eden Türkiye, ABD ekonomisindeki dalgalanmalardan da etkileneceği için bu durumun avantaja dönüşmesi, dikkatli bir dış politika yönetimini gerektiriyor.