WASHINGTON – Amerika Birleşik Devletleri'nin 250. kuruluş yıl dönümüne yalnızca haftalar kala, Reuters ve Ipsos'un ortaklaşa gerçekleştirdiği geniş çaplı bir kamuoyu araştırması, Amerikalıların ülkenin geleceğine ilişkin derin bir umutsuzluk ve güvensizlik içinde olduğunu ortaya koydu. 5-11 Haziran 2025 tarihleri arasında 4.200'den fazla yetişkinle yapılan ankete göre, katılımcıların yüzde 40'ı ABD'nin önümüzdeki 250 yıl boyunca varlığını sürdüreceğine inanmadığını belirtti. Bu oran, özellikle genç yaş grupları ve kentsel bölgelerde yaşayanlar arasında daha da yükseliyor. Anket, Amerikan toplumundaki kutuplaşmanın yanı sıra siyasi kurumlara, ekonomik istikrara ve küresel liderlik rolüne duyulan güvenin ciddi şekilde aşındığını gösteriyor.
Anketin detayları: Kimler daha karamsar?
Ankete katılanların yaklaşık üçte biri, ülkenin en büyük sorununun siyasi kutuplaşma ve hükümetin işlevsizliği olduğunu söyledi. Ekonomik belirsizlikler, gelir eşitsizliği ve sağlık hizmetlerine erişim gibi konular da en sık dile getirilen endişeler arasında yer aldı. Özellikle 18-34 yaş arası genç yetişkinlerin yüzde 52'si ABD'nin bir 250 yıl daha ayakta kalamayacağını düşünüyor. Buna karşın 65 yaş üstü katılımcıların yalnızca yüzde 28'i aynı karamsarlığı taşıyor. Coğrafi olarak bakıldığında, Doğu Yakası ve Batı Yakası eyaletlerinde yaşayanlar daha umutsuzken, Ortabatı ve Güney eyaletlerinde bu oran nispeten daha düşük. Siyasi yelpazede ise Demokrat seçmenlerin yüzde 45'i, Cumhuriyetçi seçmenlerin ise yüzde 35'i ülkenin uzun vadeli geleceğine şüpheyle yaklaşıyor.
Araştırmada ayrıca, Amerikalıların yüzde 68'inin ülkenin küresel liderlik rolünün zayıfladığına inandığı görüldü. Bu oran, özellikle Çin'in yükselişi ve Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı gibi uluslararası gelişmelerin ardından daha da belirginleşti. Katılımcıların yüzde 55'i ise Amerikan rüyası kavramının artık geçerliliğini yitirdiğini düşünüyor. Anketin hata payı artı-eksi 2,5 puan olarak açıklandı.
Küresel ve bölgesel yansımalar
ABD'nin içsel kriz sinyalleri, dünya genelindeki müttefikleri ve rakipleri tarafından yakından takip ediliyor. Avrupa Birliği ve NATO üyesi ülkeler, ABD'nin siyasi istikrarsızlığının transatlantik güvenlik mimarisine zarar verebileceği endişesini taşıyor. Öte yandan Çin ve Rusya, ABD'nin zayıflamasını kendi çıkarlarına bir fırsat olarak değerlendiriyor. Uzmanlar, Washington'un iç politikadaki kilitlenmelerin dış politikada da çekilme veya tutarsızlıklara yol açabileceğini belirtiyor. Hindistan-Pasifik bölgesindeki müttefikler, ABD'nin güvenilir bir ortak olup olmayacağı konusunda soru işaretleri taşırken, Orta Doğu'da Suudi Arabistan ve İsrail gibi ülkeler bölgesel dengelerin yeniden şekillenmesinden endişe duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin iç siyasi krizleri ve kurumsal güven kaybı, Türkiye açısından en az üç alanda önem taşıyor. Birincisi, NATO müttefiki olarak ABD'nin askeri ve siyasi istikrarı, Türkiye'nin güvenlik politikalarını doğrudan etkiliyor. Washington'un zayıflaması, Suriye'den Doğu Akdeniz'e kadar birçok bölgesel dosyada Türkiye'nin elini güçlendirebilir ancak aynı zamanda belirsizlikleri artırabilir. İkincisi, ekonomik olarak ABD dolarının rezerv para statüsü ve Türkiye'nin ABD ile ticaret hacmi, Amerikan iç politikasındaki dalgalanmalardan etkilenebilir. Üçüncüsü, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın derinleşmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde zaten var olan F-35, S-400 ve PKK/YPG gibi kronik sorunların çözümünü daha da geciktirebilir. Ankara'nın, ABD'nin uzun vadeli taahhüt kapasitesini yeniden değerlendirmesi ve ilişkilerini çeşitlendirmesi stratejik bir zorunluluk haline geliyor.